Pandeli’de dönerli patlıcan böreği

Ben bu okumuşlara gerçekten tahammül edemiyorum. Alkazar sineması kapanıyormuş, vah vah vahmış. İstiklal son onaltı yılda iyice değişmiş, sanat sinemasının piyasası iyice değişmiş, bol festival türemiş, DVD de internetten film indirmek de iyice yaygınlaşmış, ortaya youtube diye birşey çıkmış. Ne uyum sağlamak ne de kabullenmek için pek birşey yapmışlar ama yine de İstiklal’in göbeğinde ayda 15 milyar kira, evet ayda 15 milyar, vermeye çalışıp olanaksızlıklardan, ne kadar zorlandıklarından mızıldanıyorlar. Bence maksat sanatsal sinema göstermekse taşınmalı, maksat mekanı korumaksa 15 milyarı çıkarabilecekleri bir faaliyette bulunmalıydı. Açık Radyo gibi, Rejans gibi destek isteyebilirdi, piyasa filmlerinin gerekliliğini kabullenebilirdi, internetten bilet satabilirdi, daha sevimli insanlar çalıştırabilirdi, ses sistemine yatırım yapabilirdi. Günün gerçekleriyle yüzleşmeyip mızıldanmayı gerçekten kabul edilebilir bulmuyorum.

Bu haberin bugün yayınlanmış olması benim açımdan süper oldu, Pandeli yazımı kompozisyona dönüştürecek temayı buldum. Bundan önce bir kere gitmiştim Pandeli’ye. Muhtemelen Y.Ö. (Yesekten önce) 3 yılında. Eskimiş, logosu silinmiş tabaklarını ve genel bir “bu muymuş?” hissini hatırlıyorum o seferden. Geçen pazar günü gittim. Tüm Eminönü ana baba günüydü. Mısır Çarşısı’ndan kapıdan girip birden ıssız merdivenlerine varmak garip ama priceless bir duyguydu. İçeride kitap değil de telefon okuyan Avrupalı bir adam tek başına oturuyordu. Başka da müşteri yoktu. Mercimek çorbası içtim. Salçalıydı. Ama lezzetliydi, hatta etsuyuna zannettim. Yeterince sıcak değildi. Patlıcan böreği yedim. Bir kat yufkanın üstünü silme közlenmiş patlıcan doldurup üstünü kaşarla kaplamaya, sonradan da üstüne bir yaprak döner koymaya niyet etmişler. Ama ortası patlıcan değildi. Boş beşamelli patlıcandır da, ben patlıcan tadını almıyorumdur diye düşünmek istedim ama patlıcanı da o kadarcık tanıyorum. Ortası basbayağı beşameldi. Çok lezzetli bir börekti ama patlıcanlı değildi. Böreğin yanında yeşil salata yedim. Düzgün süzdürmedikleri için göbek salatanın her yaprağından suyunu süzdürmek zorunda kaldım. Bu yediklerime 30 lira verdim. Duvarlar mavi mavi çini çini pek orijinal olsa da yer yer kırıktı ve genel bir bakımsızlık vardı.

Hani Pandeli de üç-beş sene sonra kapanacak ya. Yerine ya Starbucks ya da Kahve Dünyası açılacak ve tıklım tıklım dolacak ya. Bana hiç yok “Bir çınar daha devrildi” yok “İstanbul yemek kültüründe bir dönem daha kapandı” teraneleriyle gelmeyin Alkazar gibi. Birçok işletmecinin orada olabilmek için kolunu kesmeye hazır olduğu, darphane gibi para basabileceği bir yerde basit hatalarla bindiği dalı kesmesini, eskinin ihtişamına sırtını dayayıp rehavet içinde olmasını kabul edilebilir bulmuyorum.

www.pandeli.com.tr

Leave a Reply

Your email address will not be published.