Baylan’da tabii ki kup griye

Herkes evini, yalısını apartmana dönüştürürken, dedem Çatalçeşme’deki yalıyı apartman yaptırma fikrine direnmiş. Bir süre sonra tarihi eser kapsamına girmiş. N’oldu sonunda? Renove edemedik, sattık. Alan, içine havuz yaptırmış, dışını da frambuazlı pasta rengine boyamış. Koca apartmanlar arasında yalnız kaldı. Hatta Semih Balcıoğlu bu halinin bir karikatürünü çizmişti.

Baylan’ın hikayesi biraz buna benziyor bence. O kadar uzun süre kurumsallaşmaya ve/ya ortak almaya direnince n’oldu? Kurumsallaşmanın 2010 versiyonu oldu, dev bir kurum, Altınmarka şirketi, aldı ve Bebek’te 16 liraya Kup Griye ve başka objects of desire satar oldu. Ama ben hiç “Ah, çocukluğumun Baylan’ı…” geyiğinde değilim. Eminim 1934’te ismini Loryan’dan Baylan’a değiştirince de, 1967’de Beyoğlu şubesi kapanınca da benzer geyikler yapılmıştır. Bebek’teki Baylan da şimdiki çocukların çocukluğunun “Ah, çocukluğumun Baylan’ı” olacak.

Ben aslında kup griyeci değilim. Çikolatalı musçuyum. Çocukken Karaköy’dekinde mus yediğimi hatırladığımdandır belki. Kelebek etkisi işte. Yalı satılmasaydı, Bağdat gençliği olacaktım belki. Baylan daha önce ortak alsaydı veya büyüseydi Görgülü, Bahar gibi bir pastane olacaktı, bu kadar tantanası olmayacaktı belki.

www.baylanpastanesi.com.tr

One Reply to “Baylan’da tabii ki kup griye”

  1. Kadıköy’deki garsonların laubaliliği ve gelen müşteriyi adeta içeriye almama çabasından belliydi idarede bir değişiklik olduğu. Ben Kadıköy Baylan’ın bahçesine adıma atınca ortaya çıkan time warp etkisini severdim aslında. Bir de fakir ama gururlu duruşunu :D

Leave a Reply

Your email address will not be published.