Yine Hamdi

Sadece turistleri değil, yurtdışında yaşayan arkadaşlarımızı da, İstanbul’a geldiklerinde, Hamdi’ye götürür olduk. Bilgen geldi. Her sene olduğu gibi Hamdi’ye gitmek, bu sene nasılmış diye test etmek farz oldu. Bu sefer ailenin Adanalı büyükleri de katıldıkları için, kritikler biraz fazla oldu tabii…

DSC03107

Ben buranın Ehl-i Keyif olayına bayılıyorum. Özellikle susuz içenler için, rakı bardağı buzlu bir kap içinde uzun süre soğuk kalıyor.

Önden mezeler: Hep çok sevdiğim Urfa peyniri ve süzme yoğurt, favorim muhammara, biraz fazla özenilmemiş bulduğum gavurdağ ve patlıcan ezme.

Lahmacun genelde beğenildi, bana eti kokulu geldi. Kebapların her türlüsünü istedik herhalde ortaya ama ben manzara fotoğrafı sevdasından sadece azıcık fıstık kebabı ve patlıcan kebabı tadabildim. Diğerleri anında tüketilmişti her daim aç sürü tarafından. Kebaplar orta puan aldı Adanalı büyükler ve benden.

Tatlıyı taa gündüzden söyledik. Bilgen, katmer yemezsem olay çıkartırım diye tehdit etti bizi çünkü. Olur da biter belki diye katmerimizi gitmeden telefonla ayırttık. Künefe de ısmarladık utanmadan. Önümüze gelen herşeyi silip süpürdük.

Sonuçta yemekler şahane olmasa da manzara süper, etraf turist dolu, servis de iyi. Başka ne ister insan.
Hamdi’ye gideceklere öneri: Mutlaka en üst katta, cam kenarında rezervasyon yapın, tam zevkine varın.
Kişi başı 50 TL ödedik. Ama bayağı bir yedik…

Leave a Reply

Your email address will not be published.