Kantin Mantin

KantinEren işi çözdü: Beraber gittiğimiz yerlerin write-up‘ı ile beni görevlendirdi. Bakınız şekil 1A.

Ne Zaman: Günlerden Cumartesi
Kim: Her zaman olduğu gibi aç bir Selçuk, ve ona yer beğendirmekle sorumlu bir Eren
Nerede: Nişantaşı Yargıcı önünde buluşma
Niçin: Ailenin yeni damadına doğumgünü/hoşgeldin hediyesi almak
Nasıl: Tiki ve gereksiz pahalı olmayan, ama yemekleri güzel olan bir yerde aç ayı oynamazı oynatır hale getirmek
Klasik Teklif: Kantin
Klasik Cevap: Başka neresi?

Açlığım başıma vurduğundan klasik cevaptan saparak peki dedim; ama hala tavuk şnitsel’imin içinden çıkan streç filmi unutmuş değilim. Zaten o zamandan beri ikinci gelişim. Yemek bu sefer gayet başarılı. Az çorba (bol kepçeci ya burası) Eren’in sevdiği gibi vıjtlanmış sebzelerden oluşuyor. Sonrasındaki benim yediğim tavuk bişileri (şaşlık) buttan et ve önceden marine edilmiş, hardal çekirdekli filan, tam kararında pişmiş. Bu arada anti parantez: Dükkan kasabın sosisleri gayet çekici. Önceki turdaki deneyimimden konuşayım, o da gayet güzel, Amerikalıların italian sausage diye pazarladıkları sosis gibin ama bunun içinde lezzetli donguz eti ve yağı yok, o yüzden hafiften yavan. Neyse, masanın karşısı tarhunlu tavuk attırdı. Masanın ortasına zebze zalatası. Cevizsiz olabilirmiş bence ama o kadar batmadı. Ekşi elma yakışırmış; belki Şemsanım bunu okuyup ‘güncelle’ düğmesine basar. Eren ve Emel oldukça daha ne de olsa bol bol gidicez…

PS. Yan masada ‘annemler’ haftasonu buluşması ve dedikodu seansı yapıyorlardı, çok şirinlerdi.

Leave a Reply

Your email address will not be published.