Çiya’da zahter

ciya-737794.jpg
Geçen yıl Berent’in gazıyla blog’u açıp birkaç yazı yazdıktan sonra, ilk olarak ona gösterdim. O gazla da hala devam ediyorum. Nihayet o mutlu gün geldi: Berent de blog’a giriyor çünkü beraber yemek yedik. Kız turist ya, Çiya’ya götürelim de “aman ne güzel, aman ne güzel” desin diye düşündük. Sofrayı resimde gördüklerinizle donattırdık: patlıcanlı güveç, kuru patlıcan dolması, baş kavurma (bu da patlıcanlı), küllübaş kavurma, şiveydiz, bamya ekşisi. Zeynep’le Berent ortaokuldaki acıklı-tatlı hallerini yadedip gülerken bana yemeklerden sırayla tatmaya devam etmek düştü çünkü bende yok öyle bir hafıza. Bir seferinde Berent bir haftasonu Boston’a gelmişmiş, sonra Utku’yla beraber bize kahvaltıya gelmişlermiş, arada “güzeldi” diye anıyorlarmış. O haftasonu bende yok! Birkaç yıla da “Berent/Zeynep, sen, ben, Çiya’ya gitmiştik hani, dışarıda oturmuştuk, garson seninle çok yedin diye kibarca dalga geçmişti, yemekten sonra içmek için zahter ikram etmişti” diye anlatacaklar, ben de “ya, öyle mi, ne ilginç” diye bön bön bakacağım. En azından ellerinde yazılı delil var şimdi. Geyik bir yana, Çiya’ya ya öğlen yemekler tazeyken, kurumadan gitmek ya da yemeklere bakmayıp bir sefer de kebap ısmarlamak gerek.

www.ciya.com.tr

Leave a Reply

Your email address will not be published.