Çiya’da hepsinden, hepsinden!

Demekle olmuyor. Çiya’ya yarı tok gitmek gerektiğini bildiğim halde, yine kan şekerim feci düşmüş bir halde gittim. Halama bayram ziyaretine gitmek için ailece karşıya geçmemizden istifade, Çiya’ya gittik. Hem annem hiç gitmemiş hem de Yemek ve Kültür dergisinin üçüncü sayısı çıkmış. Abone olmak veya bir bayiden almaktansa, iyi bahane olduğu için Çiya’ya gidip alma prensibindeyim.

Yine çok yedik ve yine farklı farklı tatları karman çorman ettik ama yine hepsi birbirinden ilginç ve lezzetliydi. Bu sefer keşkek zaafımın kurbanı oldum. Bana göre fazla kırmızı biberli olduğundan tam tadına da varamadım ama harikaydı. Ismarladığımız diğer tüm yemekleri de sayayım: mısır çorbası, içli köfte, falafel, ekşili kebap, şevketibostan, keşkek, keledoş, firik pilavı, lahmacun, Ali Nazik kebabı, Çiya kebabı, dereotlu limonata, karadut suyu. Bazılarını ikişer ikişer ısmarladık. İçli köftenin sıcak olmaması dışında fazla karabiber, vıcık yağ gibi bir kusuru yoktu. Ukalası olamayacağım falafeli beyler sevdiğine göre iyi demektir. Limonata pastane limonatasının hafif dereotlusu gibiydi. Hepsi güzeldi, hepsi.

10 lira olan dergi, 85 liralık hesap ve sonra babamın iki kapı aşağıdaki sahafta bulduğu 140 liralık, 3 ciltlik Osmanlıca deyimler sözlüğü ile bayağı pahalıya patladı!

www.ciya.com.tr

Leave a Reply

Your email address will not be published.