Ahırkapı Balıkçısı’nda bir tatlı huzur

Yorgo Kırbaki, 31 Mayıs 2008 tarihli yazısında bahsetmiş burdan. O kadar da güzel bahsetmiş ki, Badi’min doğumgünü yemeğini burda yemeye karar verdik. Elimizde ne bir adres vardı, ne de detaylı bir tarif. Ama sora sora buluruz elbet deyip döküldük yollara. Elif, Gamze ve bendeniz dün akşam 7 sularında Ahırkapı sokaklarındaydık. Gerçekten de fazla zorlanmadan bulduk mekanı, oturduk bir masaya.

Burası sokak üstünde, 7-8 masalı bir küçük müessese. Yıllanmış TRT spikeri ses tonuna sahip 60 yaşlarında bir adam gelip kibarca selamladı bizi. Sonradan öğrendik ki mekanın sahibi Uğur Bey’miş. Masamızı gönül rahatlığıyla bu tatlı insanın seçimlerine emanet ettik. Hemen küçük rakımızı ve beyaz şarabımızı getirdi. Yanında beyaz peynir, kavun, lakerda ve çoban salatası geldi. Her şey nefis, her şey taze. Fonda hafiften Türk sanat müziği nağmeleri. Sokakta akşamüstü renkleri.

ilkmezeler.jpg

kalamar.jpg

Sonra bir kalamar geldi, meğer biz ömrümüzce kalamar diye lastik yemişiz dedirtti bize. Kalamar değil sanki lokum. Uğur Bey bir ara yanımıza uğrayıp “Getirdiklerimizi beğendiniz mi? Varsa bir kusur, lütfen söyleyin ki bilelim” dedi, bizi bizden aldı. Hele o “Elimde pek kırmızı, pek utangaç barbun var, yaptırayım mı size?” derkenki hali tavrı nasıl hoş, nasıl sıcak… Az sonra utangaç barbunlarımız geldi, sofraya kuruldu. Çıtır çıtır, taze, hafif. Bayıldık.

balik.jpg

Uğur Bey (böyle bey bey deyince de şimdi tuhaf hissettim, hani elbette saygımdan ‘bey’ diyorum ama bence “Uğur Amca” daha uygun, böyle devam edelim), Uğur Amca daha sonra isteğimiz üzerine başka mezeler getirdi. Patlıcan kızartması, közlenmiş kırmızı biber, haydari. Hepsi birbirinden güzeldi. Yemeğin sonunda tatlımız geldi: Rendelenmiş, haşlanmış havuç üstünde eritilmiş helva. Sarhoş sarhoş, yana yana yedik, tadı damağımızda kaldı. Artık müesseseyle kaynaşmıştık, Gamze mutfağa geçip kahve filan yaptı. Bu noktada kafalar iyice güzelleştiğinden fotoğraf çekmeyi unutmuşum. Diğer mezeleri ve tatlıyı görmek için oraya gitmeniz gerekecek!

Sohbetinde biraz daha nasiplenebilmek için, yemekten sonra Uğur Amca’yı masamıza davet ettik. Elif’in doğumgünü olduğunu öğrenince kalktı içeri koştu, bir bardak suya koyduğu pembe bir gül getirdi masamıza. Kısa, öz, içten, hayat hikayesini dinledik. Böyle ölçülü, böyle hoşsohbet, böyle ince fikirli bir insanı tanıdığımız için İstanbul’a teşekkür ettik.

Bütün bu saydıklarım, 3 kişi, 140 YTL.

Nasıl gidersiniz? Google Map’le filan uğraşmak istemiyorum şimdi, size Ahırkapı ruhuna yaraşır şekilde tarif vericem. Zaten az biraz kaybolsanız fena olmaz, her sokak birbirinden güzel. Giritli’nin sokağından sağa kıvrılarak devam edin, sokak bitince sola dönün. Aile Bakkaliyesi’nin karşısı, Gezginler Kulübü’nün yanı. Hemen ilerde Akbıyık Camii var. Akbıyık Keresteci Hakkı Sokak, No: 46-48 A

4 Replies to “Ahırkapı Balıkçısı’nda bir tatlı huzur”

  1. Evet, evet… Nazik bir beyefendinin hazırladığı güzel yemeklerin mekanıdır, bize kıyıdaki olta / zıpkın balıkçılarından kendisinin seçtiğini anlatmıştı balıklarını, lakerdası da İstanbul’un en iyilerindendir.

  2. Seminer grubuyla gittik yeniden. 8 kişi 240 ytl ödedik. 2 büyük rakı + her mezeden bol bol + salatalar + ortaya balık

  3. Ailemlen tesadüfen sokak arasında akbıyık camisine yakın küçük fakat çok şirin bir restoranta rastladık ve bir boş masa bularak oturduk sahibi uğur bey bizleri güler yüzle karşılayarak hoş geldiniz dedi ilaveten siparişleri sizmi vereceksiniz yoksa benmi sizlere nefis mamüllerimizden ikram edeyim dedi masamıza nefis bir yeşil salata geldi arkasından tereyağında jumbo karıdes ve kalamar ve kendisi hiç birşey söylemeden bizlere soslu deniz levreği ikram etti bu güne kadar bir çok restorantlarda yediklerimizden burda yediklerimiz çok farklı oldu haftalar geçtiği halde orda yediklerimizin tatı damağımızda kaldı teşekkürler

Leave a Reply

Your email address will not be published.