Adem Baba’da lüfer

Emel’in 6:30 randevusu beklemeyle ancak 8 gibi bittiğinde üçümüz de acıkmıştık ve Selçuk’un Adem Baba fikrine atladık. Esas mekanın tek boş masasını kaptık. Kalamar tava? Evet. Karides? Evet. Balık köftesi? Evet. Salata? Evet ama rokası ayrı olsun Selçuk paşa için. Selçuk’a hamsi, biz kızlara lüfer. Yedik valla, hepsini yedik. İkisi de babam ve Selçuk’un Çeşme’de tuttuğu, benim temizleyip kızarttığım kalamarın daha iyi olduğunu söyledi. Evet, buranınki yağlıydı belki, daha iyisini yemişliğim var tabii ama yine de üstümde baskı hissediyorum, performance anxiety yaşıyorum böyle laflar duyunca. Bir de tabii evde kalamar kızartmanın angaryasından dolayı İstanbul’da iyi kalamar yapan yerlerin peşindeyim hala. Hamsi iyiydi ama. Lüfer de. Aslında balık köftesi de. Saat 9’a doğru insanları kapıdan çevirip yeni mekanlarına yollamaya başladılar mutfak kapandı diye. Bu arada farketmeyenlere, Adem Baba’nın beyaz Türk cenneti olduğunu hatırlatalım. 69 lira (bir tatlı, su ve kolalar da var).

Leave a Reply

Your email address will not be published.