Litera, manzaralı ve ekmekli

kopyasi-dsc04338.JPG

Uzun zamandır görüşemediğim üniversiteden arkadaşlarımla buluşup iki laf etmek ve özlem gidermek amacıyla yola çıkmıştım. Olay büyüdü büyüdü ve bizim bölüm hocaları, yeni & eski mezunlar, şu anda okumakta olanlar derken kocaman bir grup yemeği organizasyonu haline dönüştü. Fikir benden çıktığından, yer seçimini de bir şekilde ben yapmak durumunda kaldım. Yer seçim kriterlerim şöyleydi: 1-) Taksim civarlarında olsun 2-) manzarası olsun ama çok pahalı olmasın, 3-) yemekleri güzel ve ortamı düzgün bir yer olsun, 4-) rezervasyon yaptırınca kapora istemesin.

kopyasi-dsc04335.JPG

3-4 faklı yerle konuştum ve en sonunda Litera Teras Restaurant’ta karar kıldım. Şahane bir manzarası var (özellikle yazın daha bir başka oluyor), düzgün bir yer, fiyatları fiks menüde anlaşınca çok abarık değil, yemeği de -beklentilerinizi çok yüksek tutmadığınız sürece- ortalamanın üstünde. Kelimenin tam anlamıyla, bizim için biçilmiş kaftan.

Fiks menüde başlangıç olarak zeytinyağlı tabağı, ana yemek et ya da tavuk, yanına bir kadeh şarap ya da bir şişe bira ve tatlı yerine ortaya meyve tabağı vardı. Aslında bu menüde ara sıcak ve tatlı seçeneği de bulunuyordu ama ben fiyatı ucuzlaştırmak için onları çıkardım. İyi de oldu aslında, herkes mutlu mesut doydu.

Zeytinyağlı tabağındakilerin (taze fasulye, imam bayıldı, biber dolması) hepsinin ayrı ayrı lezzeti yerinde ama “bu mevsimde ne alaka?” şeklindelerdi. Bu mevsimde, bir enginar, sultani bezelye, ne biliyim taze bakla mesela varken patlıcanın, biberin işi ne allah aşkına?

kopyasi-dsc04316.JPG

Ekmek sevdiğimi daha önce söylemiştim, değil mi? Severim, annem bu sevginin anneannemden bana geçtiğini söylüyor… Litera’nın ekmekleri aslında belli ki iyilermiş ama bayatlamışlar, sertleşip lastikleşmişler. Koparmaya çalışırken ekmeklerle ciddi savaş verdim. Ama bayatlıkla olan küçük problemimi bir kenara koyarsam, ekmeklerin lezzetlerinin yerinde olduğunu söyleyebilirim. Ben özellikle fesleğenlisi ve zeytinlisini beğendim. Hele ki fırından kısa süre önce çıkmışını yakalarsam ben bu ekmekleri daha bir severim, biliyorum.

kopyasi-dsc04317.JPG

Ana yemekte tavuk ya da et şeklinde iki seçenek vardı, anlaşmamıza göre. Ama zeytinyağlı tabağını hızlıca toplayan garsonumuz, yine aynı hızla önümüze tavukları dayadı. Kırmızı et sevenler de galiba “aman olsun” diyerek tavuğa razı oldu. Ben tabii bir kızdım, “neden sorulmuyor ki?” dedim içimden. Ne yani? Zorla insanlara tavuğu dayamak neden? Ama o sırada Arzu ile tatlı tatlı muhabbet ediyorduk, çok takılamadım. Sonradan, yanımda oturan bir hocam “ben tavuk yiyemiyorum, kırmızı eti tercih ederim.” diyince garsonu çağırdım, derdimi anlattım, çok fazla itiraz etmeden kırmızı eti getirdiler. Tabii o zamana kadar, herkes paşa paşa tavuğunu yemişti, ben dahil.

kopyasi-dsc04322.JPG

Tavuk, tavuktu işte. Göğüs ızgara ne kadar olabilirse, o kadar. Kuruya kaçmış, bana göre tatsız, gereksiz bir şeydi. Fakat tavuğun yanındaki az beşamelli sebze garnitürü ilginç bir şekilde hoşuma gitti. Ben kendimi beşamel sos sevmem diye bilirdim bu zamana kadar. Meğer, olay o değilmiş. Ben çok miktarda beşamel bulamacı sevmiyormuşum. Bu sos, diricene pişirilmiş sebzelerin üstünde azıcık olunca pek de güzel olabiliyormuş.

Yukarıda saydığım fiks menü kişi başı 35 YTL.- bence eder.

Litera, muhteşem bir yemek beklentiniz yoksa, hoş, arada bir gidilesi, etkileyici manzaralı ve hatta bazılarına göre romantik sayılabilecek bir mekan…bana göre biraz “az samimi” olsa da.

kopyasi-dsc04328.JPG

2 Replies to “Litera, manzaralı ve ekmekli”

  1. Litera’da geçen kış pazar akşamları tango gecesi olurdu. Hala var mı bilmiyorum, ama yemek sonrası o manzaraya nazır dans etmek de ayrı bir keyiftir.

  2. tango gecesi demek? benim bir alakam yok dansla, o yuzden hic bilmiyorum hala avr mı yok mu ama manzaraya nazır dans edenleri izlemek benim adıma keyifle olabilir. hos bir sey:)

Leave a Reply

Your email address will not be published.