Hünkar taşınmış

Babamı dışarıda yemeğe ancak Hünkar kozuyla ikna etmişken, yokuştan bir çıktık ki Hünkar’ın yerinde yeller esiyor. Daha doğrusu bütün bina boşaltılmış, pencereler sökülmüş falan. Zaten yan binayı da yıkmışlardı. Nişantaşı’na bir güneş gibi doğan Keten İnşaat buraya da el atmış. Alternatif üretmeye çalışırken gördük ki meğer “30 metre ilerideyiz” diye kağıt aşmışlar kapıya. Ohhh. Mühendis 30 metresi değil ama “bir sigara içimlik yol” 30 metresi. Ya DKNY’nın ya halıcının altı, merdivenle iniliyor.

Yeni geçici yeri, daha bir kutu kutu ve sade olduğundan hakiki esnaf lokantası havası gelmiş. Osmanbey’deki Tad’ın biraz daha şık, biraz daha pahalısı gibi. Aynı zamanda bildiğimiz Hünkar tabii. Yine müşterilerin yarısından fazlası turist. Garson aynı emektarlar. Yemekler hala harika. Meğer yemeklerin bir de tadı olması gerektiğini unutuyormuşuz, razı oluyormuşuz. Sağda solda tek çorba seçeneği diye istemeye istemeye içtiğim ezogelin meğer ne kadar lezzetli olabiliyormuş. Pazı, semizotu, ıspanak, pazı, semizotu, ıspanak, pazı, semizotu, ıspanak… hmm pazı olsun. Yoğurtlu pazı o kadar iyi ki yerken diğer ikisini yemediğime yanıyorum. Ayvalı yanhiye, beğendili tandıra iltifat etmeye gerek yok zaten. Yine de küçük Çankaya ile birlikte 3 kişiye 112 lira hesap görünce yine de afallamadan kalamadım. Onu da unutuyorum her seferinde.

Leave a Reply

Your email address will not be published.