Ta Nchia’da ızgara ahtapot

Asmalımescit’te annemin de beğeneceği bir yer ararken, Pars nedense kapalı olduğu için Ta Nchia’ya girdik. Girişte canlı müziğin çalınacağı yerde oturmadık diye bir kıl oldular bize. Aşağıdaki salon bomboştu, bizden sonra gelen de olmadı. Bir ara popülerlikten yıkılıyordu hani burası? Bu İstanbullunun yeni aşkı bambaşka birşey.

Bize hemen bamya turşusu, zeytin, shot bardağında rakılı/uzolu bir kokteyl ikram ettiler. Menüde bir iki ilginç şey dışında bilindik mezeler ve bilindik ana yemekler vardı. Sadece meze ısmarladık. İçki istemedik. Ona da bir hafif bozuldular. Önce soğuklar geldi: Yunan salatası (beyaz peynirli iri doğranmış çoban salatası), taramasalata, skordalia (sarmısaklı soğuk patates püresi), ahtapot salatası. Ardından sırayla gelen sıcaklar gittikçe güzelleşti: patlıcanlı börek (muska böreği şeklinde), haşlanmış sebze salatası, ahtapot ızgara (yanmış ama kurumamış, harika), kalamar dolması (peynir ve otlu) ve asma yaprağında levrek (o da çok iyi). Genelde onu yedim, bunu yedim diye yazmaktan ben de bayıyorum çünkü beni heyecanlandıran iyi veya ilginç birşeyleri çok nadir yiyorum. Hal böyle olunca anlattılarım biraz yavan oluyor. Ahtapot ızgara da, asma yaprağında levrek de heyecanlanmaya değecek şeylerdi. Gönül ister ki buraya gel, sadece onları ye, yanına bir şey iç git. Okan Bayülgen sadece deniz mahsüllü risotto yemek için Mezzaluna’ya gidiyormuş mesela. Ama ben ya onun kadar sürtük değilim ya da dışarıda yenen, o kadar favorim olan yemek yok (bu ciddi bir konu aslında, varsa düşünüp hatırlamam lazım). Siz yine de benim ipimle kuyuya inmeyin, belki oranın abuk bir günüydü, belki başka gün kalabalık ve gürültülü ve kötü servisli oluyordur. Dondurmalı irmik helvasını ısmarlamak hiç gerekmiyordu bence, çok birşeye benzemiyordu. 4 kişi 128 lira.

Leave a Reply

Your email address will not be published.