Nişantaşı Tribeca’da yeni dekorasyon

Müge “Tribeca yenilenmiş” deyince, dün akşamki buluşmamızı burda gerçekleştirdik. Kuzen ve ben, Müge’den önce gidip ortamı ve menüyü uzun uzun inceleme fırsatı bulduk. Ortam hakkaten yenilenmiş, menüde majör bir yenilik fark edemedik. Belki müdavimleri farketmiştir. Amerikan servislerde “şöyle yenilendik böyle yenilendik” temalı yazılar vardı ama okuyamadım valla. Sohbet çoktan start almıştı. Müge de teşrif edince tavuklu wrap, bonfileli sandviç ve cheeseburger tabağı söyledik. Nadiren fotoğrafa şayan bir şeyler getiriyorlar önüme. O yüzen foto moto yok. Ama genel olarak porsiyonlar büyükçene ve doyurucuydu. Amerikan tarzı tabi, muhtelif tuhaflıklar barındırıyor. Mesela benim burgerin yanında gelen garip soslu turşulu salatacık (“cık” çünkü çok ufak bir kaptaydı) normal bir insanın özellikle sipariş vereceği bir besin maddesi değil. Çok uyduruk bir şey! Belki başkaları seviyordur tabi, bilemem. Zaten tabakların çoğuyla geliyor sanırım, deneyip kendiniz karar verin. Baran wrap‘ini pek beğendi, tabaktaki yarım kilo patates kızartmasını da görev bilinciyle yedi yuttu. Müge zaten daha önce de denediği sandviçinden memnundu. Benim burger özelliksiz ama lezzetliydi. Köftesi büyüktü. Elma dilim patates ve 3 tane onion ring‘le geldi. Yemeğin üstüne brownie paylaştık. Yanında vanilyalı dondurmayla servis edildi. Daha iyilerini yemiştim, ama kötü değildi. Baran “Ben tokum, paylaşalım” demiş olmasına rağmen çoğunu o yedi. Sonra da “yemediniz, hepsini ben yemek zorunda kaldım” diye sitem etti – klasik!

Yemekler + limonata + kola + 2 su + 2 filtre kahve = 86 YTL

Leave a Reply

Your email address will not be published.