Ne risottosu, ne eleştirisi

Vedat Milor bir ay kadar önce yarı-tanrıların mekanı Cipriani’ye gidip kötü şeyler yazmış. Cipriani’nin sahibi Mösyö Cipriani de bunun üzerine Milor hakkında kötü şeyler yazmış, muhasebeci falan demiş. Milor bunun üzerine dalga geçer gibi pastırma reklamına çıkmış. Ben burada üç şeyi anlamadım:

1) Cipriani madem bir kedinin bacağını ayırma ihtiyacı duydu, neden Milor’u seçti? Defne Hanım taa vaktiyle Milor’un inandırıcılığını yitirdiğini söylemişti zaten (13 Ocak tarihli yazısı).

2) Cipriani’nin dediğine göre Milor’un risottoyu “salata gibi” diye tarif etmesi ne demek? Gerçekten anlamadım. Sordum, soruşturdum, anlayan bulamadım.

3) Üstüne titrediğiniz blogosferde bununla ilgili kaydadeğer iki kelam neden yok?!?

9 Replies to “Ne risottosu, ne eleştirisi”

  1. ya şimdi kendince dalga geçmiş gibi gözüküyor ama aklıma bişey takıldı. vedat milör sıska falan değil, gayet topluca, hatta tombulluğa yakın, göbeği yerinde, yanakları dolu dolu tombul bi insan. cipriani kendince böyle antipatik laborant tipli bir karakter yazmış ama o değil belli. bi de vedat milör gözlük kullanmıyor. amaa
    bu bahsettiği ali rıza kardüz’e uyuyor tam, yine miliyetten. o da böyle eleştirel bi tip değil. kötü bişey yazdığını hiç görmedim, heel luks restoranları daha da sever.
    ha bi de artık baya az yazıyosunuz abi, yazın yani, seviyoruz. yazcak yer çok, güncelleme felan. yazın yani, gorsün cipriani

  2. Ben de tarifi Milor’e benzetemedim. Zaten Milor olması için yemeklerin ortalama bi ocakbaşı usulü kebap, ağzının kenarlarının da vıcık vıcık mide kaldırıcı biçimde yağlı olması gerekiyor… kendi eleştiri yazısındaki pilavı tarifinden de belli. O beğenmediyse ben beğenebilirim diye bile düşündürdü… o kadar itici bi adam.

  3. bence Milor ve Cipriani arasındaki en önemli fark biri yedikleri içinde neyi beğenmediğini nedenleri ile sıralıyabiliyor, diğeri ise hangi ekolden geldiğini neden yemekleri böyle hazırladıklarını ya da malzemelerini nereden edindikleri hakkında bir bilgi vermiyor. vermeliler mi? bence evet. zira bir restorana gitmeyi tercih etmemin sebepleri tam da bunlar. Vedat Milor’a cevap vermek için değil, kendi yemeklerini anlatmak için. menüyü nasıl hazırladılar, menü ne ağırlıklı, kullandıkları malzemeleri nereden temin ediyorlar, menü neye göre ve ne sıklıkla değişiyor, chef’in özellikle öneriği yemekler neler gibi konulardan bahsetselerdi, Milor’un yazdıklarının yanı sıra elimde değerlendirecek birşeyler olurdu. şu anda ne yazık ki Milor’un eleştirisi dışında hiç bir şey yok…

  4. Vedat Milör hem obur, hem gayet eti budu yerinde bir adam hem de gözlük takmıyor…..Vedat Milör´ü bu şekilde tarif ettiğine asıl gözlük Cipriani´ye gerekiyor:) Ayrıca- salata gibi- diye duyduğu şeyin de duyduğunu sandığı şeyle zerre alakası olmadığına eminim, çünkü sürekli göz önünde olan bir adamı tarif etmekten aciz birisinin duyduğuna inandığı şey ne kadar doğru olabilir?:)
    Risotto ve salata ikisi birbirinden tamamen alakasız şeyler ama malum sağır duymaz uydurur…..Bu arada zenginlerin ülkemizde belli mekanlara sırf piyasa için gitiklerini ve yedikleri içtiklerine bedeli ne olursa olsun aldırmaklarını da biliyoruz…Malum fiyat ne kadar el yakarsa cüzdanı kalın olmayan adam o kadar uzak durur ve zenginler kulübü havası yakalanır…Cipriani biraz daha popüler olmak istiyorsa Balıkçı Kahramanı örnek alsın fiyat politikasında….
    Vedat Milör´ün yorumlarına güvenirim ve yeterince objektif olduğuna inanıyorum….Eleştiri kaldırmak kendine güven ister, eğer yaptığından şüphen varsa biraz daha çalışıp didineceksin, öyle fiyatları uçurup 3 Michelin yıldızlı restorantların fiyatlarını 2-3 e katlayıp sıradan lezzetleri ancak Türkiye´de iteleyebilirsin ….

  5. Bence Cipriani’nin verdiği tarif değil, bir tipleme, konuyla alakası yok, zaten garsonlar tanımış adamı. Doğru adamdan bahsediyor yani. Ayrıca, Deniz, inanmayacaksın ama önyargısız tanışmayı becerirsen, gayet sempatik bir tipmiş!

    Tuğrul’a katılamıyorum, Cipriani çok inceden laf ediyor ve ne dediğini bence gayet iyi biliyor.

  6. Cipriani tartismasından bağımsız olarak Vedat Milor’un gayet sempatik birisi oldugunu söyleyebilirim.

    Ama Cipriani eleştirisinde biraz ağır yazdığını düşünmüştüm. Bence İstanbul’da vasat yerler PR sayesinde milleti kaziklayarak para kazandığı icimin biraz önyargılı.

  7. Eyvallah, inanırım, ama söylemeden edemeyeceğim; kameramanı onu hiç mi hiç sevmiyor. Hep mi ağzının etrafı yağlı yakalanır, bir de hiç insanın lokması küçük diline kadar takip edilir mi yahu?! İştah açmaktan ziyade tersini başarıyorlar. Tabii bir de bana uymayan şey sürekli et, et, et, yağlı bişeyler ve yine et yeniyor olması… Sanki güzelim Türkiye mutfağında sadece et yemekleri varmış gibi. Sanki ben yemişim gibi mideme oturuyor!

  8. Peki 92 TL’lik kalkanı kurutup getirmelerine ne diyorsunuz? Valla ben olsaydım, kesin iade ederdim.
    Geçen ay Samsun’da 30 cm’lik mis gibi lüferi bir damla suyu kalmayacak kadar pişirip, kurutup hatt ave hatta yakıp getiren garsona dalmamak için zor tuttum kendimi.

  9. vedat bey açıkça yazmış ve hatta acaba yanıldıkmı diye başka bir arkadaşını daha yollamış ki o ahada ağır eleştiride bulunmuş ben şahsen vedat bey egüvenir gittiği mekanlara gitmeye çalışırım hayal kırıklığım olmadı.

Leave a Reply

Your email address will not be published.