Hünkar için bir çentik daha

Dila ile akşam yemeği için Nişantaşı’ndaki Hünkar’da buluştuk. Ben, onlar yemeklerini seçip terasa çıktıktan sonra vardığım için ilk defa aşağıda yemeklere bakmadan ısmarladım. İslim kebabı isteyip bamyadan feragat ettim. Dila Hünkar standardı beğendili kuzu tandırını silip süpürdü ama Selçuk nedense ayvalı yahnisini bitiremedi. Ben de denedim, ben de nedense çok etkilenmedim. Sonra da irmik hevlası, sakızlı muhallebi ve şekerpare.

Gourmet’de brownie

Metrocity’de Laden’in Starbucks veya Gloria Jeans önerme ihtimalini bertaraf etmek için food-court‘tan da uzak olan Gourmet adlı bir kafeye oturdum o gelmeden. Çok aç olduğum için hızla ısmarladığım jambon ve mantarlı omletten, mantar konserveden olmasına rağmen gayet memnun kaldım kalmasına. Ama esas numara Laden’in ısmarladığı brownie idi. Gerçeğine çok yakın, İstanbul kafelerinin brownie zannettiği kakaolu kekten yeterince uzak, ısıtılmış, dondurma, çikolata sosu ve nane ile süslenmişti. Ama 36 beden kıyafetlere sığmamaya başlarız diye korkup :p, ikişer çatal aldık ve bitirmedik.

Zeynel’de vişneli dondurma

Serin, Emi, Ufuk ve ben Boğaz’da arabayla gezinmeye çıktık, kendimizi Yeniköy’de bulduk. Cumartesi akşamı olduğu için her yer kalabalıktı ve hemen karşıdaki Sait Halim Paşa yalısından çok gürültü geliyordu. Onlar kazandibi tavuk göğsü, ben de vişneli dondurma yedim. Endüstriyel olmayan dondurma artık istisnai bir hale geldi. Halbuki bu bayağı bayağı vişneden yapılmış, tadından çok belli.