Selim Usta’da kuzu şiş

Giray, Selçuk ve ben Pazar akşamı altımızda araba ile nerede yesek diye düşünüp kaşınıyoruz. Kabus yani. Ben artık bir yer önermiyorum böyle durumlarda. Dubb Indian’a gideceğiz diye Sultanahmet’e bir gittik ki Ramazan eğlenceleri dolayısıyla ana baba günü. At Meydanı’nda itiş kakış yürüdük Selçuk da görmemiş olmasın diye. Hint yerine Sultanahmet köftesine yönelip bu sefere Selim Usta’ya gittik. Daha yukarıdaki. Servis sevimsiz. Seksen senelik yerde sipariş alırken adisyona yazmalarını bekliyor nedense insan. Ne turistlere ne RTE’ye gerek, nasılsa para akıyor. Mercimek çorbası, çorba işte. Köftesi harika değil, sonuna doğru yağı ağzımda dondu. Salça yok. Salatayı unuttular. Sonrasında çay yok. İrmik helvası beklediğimiz gibi vasat. Kuzu şişi iyi, bi bunu becermişler. Yok, yok, az ve özün ne demek olduğunu daha doğru anlayan Tarihi Sultanahmet Köftecisi’ne gidile üç kapı aşağıda. (49 lira)

Hünkar’da saray köftesi

Selçuk’un sınıf arkadaşı Evren’in kocası Mike’ın, Amerika ile olan telefon görüşmesi uzadığından ancak 10:30’ta vardık dördümüz Hünkar’a. Uzun iftar yemekleri yeni bitmiş, ancak bir iki masada iş icabı gelen yabancılar ve onları eğlendirmekle yükümlü Türkler kalmış. Mike, Selçuk’un paça çorbasından bir kaşık alıp, komik bir surat yapıp, Evren’in mercimek çorbasına sulandı daha çok. Sonra ben saray köftesi, Evren de Selçuk da tandırlı beğendi aldı. Mike’a birkaç çeşitten azar azar deneme tabağı yaptılar. Ortaya sıcak taze fasulye ve ezme aldık. Ezme acı da olduğundan kaldı. Ben ilk defa saray köftesi yedim burada (belki de hayatta). Beğendim. Sırlarından birinin sarmısağı olduğunu anladım. Tatlı olarak irmik tatlısı, sakızlı muhallebi ve ekmek kadayıfı aldılar, ben ise “analar taş yesin, yarımşardan beş yesin” yaptım. Yemek boyunca muhabbet daha çok “New York’ta bu kadar çok kafe var mı?” “Burada iyi İtalyan lokantası var mı?” gibi tıkınma eksenli idi. Yemeğin sonunda, yani gece yarısını geçe garsonlar, gidelim diye gözümüzün içine bakıyorlardı. İşte bu akşam da tipik bir harika Hünkar yemeği yedik, lay, lay, lay. Şaka bir yana, sadece ve sadece saray köftesi ısmarlamış olduğuma dikkatinizi çekmek isterim. (117 lira)

Çiçek Köfte’de sucuk döneri

Bursa’nın pideli köfte diye bir yemeği var. İskender gibi, pidenin üstüne döner yerine küçük köfteler ve sos konarak yapılıyor. Çeşme’den dönen ve ilk iş buna aşeren Selçuk beni uyandırıp Beşiktaş çarşısının girişindeki Bursa Çiçek Köftecisi’ne sürükledi. O pideli köfte yedi, ben de porsiyon sucuk döneri ve çoban salata yedim. O nar şırası içti, ben Eker ayranı. Bir süre önceki sucuk çılgınlığından hiç nasiplenmemiştim, şimdi nasiplendim, başım göğe erdi. Aslında sucuk sevmediğim için, bunu da fazla baharatlı bulduğum için çok çok mutlu olmadım. Ama tam yiyip bitirdikten sonra biri kaşarlı sucuk dürüm ısmarladı. Hmm, bakın o güzel bir icat olabilir. (20 lira)