Zazie’de brunch

Pazar sabahı afyonlarımız patlar patlamaz, Mehmet’in annesi önderliğinde Atiye Sokak’taki Zazie’ye yollandık. Çılgın değil, zengin ve kararında bir açık büfe karşıladı bizi. Üstelik kişi başına bir de pizza hakkımız olduğunu öğrendik, şaka gibi! Ben kaymak nasıl olmaz diye aranırken Mehmet garsona durumu bildirdi, az sonra bize özel kaymağımız bulunup servis edildi. Bir Ege daha ne ister! Hem açık büfeden yedik, hem yumurta hakkımızı kullandık, hem de 2 farklı pizza söyledik. Sıkı durun, bütün bunlar kişi başı 35 TL idi. Nişantaşı Zazie’nin tek falsosu, hemen karşıdaki House Cafe gibi bir bahçesi olmaması olabilir. İçerisi de epey loştu, romantik akşam yemeği havasında bir brunch oldu bizim için. Ama bunlara pek takılmadık, ziyadesiyle memnun ayrıldık. Yine gideriz.

Kırıntı vs. House Café

Birkaç gün arayla, Nişantaşı Kırıntı ve Teşvikiye House Café’de kahvaltı ettik. Gönlümden geçen daima Kırıntı ama karşılaş(tır)manın galibi House Café oldu sanki. Kırıntı’da pancake söyledim. Menüde bahsi geçen ananas sos hiç gelmedi ve pancake de epey kuruydu. Gerçi haksızlık olmasın, sabah kokteyli Bellini ve acılı poppers güzeldi. Fakat etraftaki inşaat gürültüsü o derece fazlaydı ki kafamız şişti. House Café’deki eggs benedict ise gerçekten kusursuzdu ama orada da servis çok yavaştı. En temizi evde yemek valla, dışarda yiye yiye geldiğim nokta bu.

Tomtom Suites’te kahvaltı

Burayı nasıl olur da atlarım diye düşündüm. Sanırım hep çok mutlu çıktığımdan yazmak aklıma gelmemiş. Yaz boyunca Ada’ya dönemediğimiz çoğu gecenin sabahında önce muhteşem manzarasıyla gözümüzü, sonra da güzel kahvaltısıyla karnımızı doyurdu. Açık büfe kahvaltı kavramını dozunda tutmasıyla beni mest etti. Bööyle masa masa sekiz-dokuz koridorluk açık büfeler bende stres yapıyor zira. Kahvaltıya bayılmama rağmen, hani nerde mango suyum, hani nerde zencefilli çöreğim gibi beklentilerim yok. Tomtom’u da bu bakımdan seviyorum: Abartıya kaçmadan pek çok seçenek var ve işin güzel tarafı her seçenek, türünün en iyi örneği! Mesela mis gibi tereyağı ve tulum peyniri, mesela akıllara zarar milano salamı, taze meyve sebze, isteğe göre hazırlanan nefis yumurta… Yanında bir de o manzara!

Açık büfe kahvaltı kişi başı 35 TL.

www.tomtomsuites.com/

Four Seasons Bosphorus’da kahvaltı

fs3

Ocak ayında doğumgünüm vesilesiyle gittiğimizde içeride oturmuş, İngiliz usulü tea and biscuits yapmıştık. Başka fifi kafeler yerine burada para harcamak gerek diye düşündüm. Sonra baharda bir gün yürürken kahve molam için burayı uygun gördüm. Hava da biraz güzelleşmişti, dışarıda oturdum. En altta fotoğraf o seferden, ışık daha az zaten, belli. Bir kahve bir de nihayetinde meyve suyu olan bir birşey birşey kokteyli istedim, yanına getirdikleri kurabiyeler, zeytinler, kuruyemişlerle kraliçeler gibiydim valla. Hatta biraz sömürgeci gibi hissettiriyor insanı ama olsun.

Bu sefer Gökhan ve Yeşim’le gittik. İki üç hafta önceydi gerçi. Pazar sabah brunch için. Havanın bugünden daha güzel olduğu bir Pazar. Brunch yok aslında; her sabah 11’e kadar açık büfe kahvaltı. Biz de on buçukta vardık herhalde ve hemen daldık. Resimler açık büfe konusunda bir fikir verip yeterince heyecanlandırıyordur herhalde, ayrıca ballandırmanın alemi yok. Manzara için de geçerli bu.

Gökhan’a misafir el mankenliği yaptığı için teşekkürler!

fs1

Bu arada yazın Hürriyet’in Cumartesi ekinde en iyi yaz kahvaltıları listesinde ilk sırada buranın kahvaltısı olması ile, geldiğimizde hemen masaya Hürriyet getirmelerindeki tesadüf… BBC’de House of Cards diye bir dizi vardı üç dört yıl önce. Oradaki hırslı bir politikacı olan ana karakterin tabiriyle “You may very well think that but I’m not allowed to comment.”

fs4

fs2

www.fourseasons.com/bosphorus

Yeniköy Kahvesi’nde…

kopyasi-dsc00870

Bu fotoğraf, bir sabah kahvaltısında değil, geçenlerde yediğimiz bir akşam yemeğinde çekildi.

Saat 19.30 civarıydı diye hatırlıyorum. Yeniköy Kahvesi’nin bahçesinde, deniz gören en ön masaya oturmuştuk. Az sonra, ben simit-peynir-domates ve çayla mest olacaktım; Yasin ise, ısrarla  yanımızdan ayrılmak istemeyen yavru kara kediyi sonunda masadan indirmeyi başarıp menemenini yemeye başlayacaktı.

Kuledibi Sufle Kafe’de menemen

Özge’yle yıllar sonra Karaköy motorunda karşılaştık. Meğer 10 dakka ötemde çalışıyormuş. Onu ofisine teslim etmeden önce bana Kuledibi civarında menemen yiyebileceğim bir yer önermesini rica ettim. Hiç düşünmeden Sufle dedi. Öğle yemekleri çok başarılıymış. Bu referansla girdim Sufle’ye. Gerçekten de kısa sürede önüme leziz bir menemen getirdiler. Daha sonra bana çay servisi yapan kadınla -kafeyi işleten 3 eltiden biriymiş- hoşbeş ettim. Velhasıl güzel ve sakin bir salı kahvaltısı oldu.

Menemen + çay 7 TL.
Bir de öğleyin gidip yemekleri tatmak lazım.
En kısa zamanda!

Sitare’ye sitemim var

Cuma sabahı Mehmet’le Kuzguncuk’taki birçok kafe arasından Sitare’yi gözümüze kestirdik. Muhteşem bir kahvaltının hayaliyle geçtik oturduk bir köşeye. Kahvaltı menüsünün yanı sıra omlet ve sahanda yumurta da söyledik. Earl Grey çayları yoktu, Kuzguncuk esnaf kahvesi olsa anlarım ama Sitare gibi şık bir mekanda bu eksiklik no-no! Bunu sineye çekmiştim ki benim omlet soğuk geldi. Yine de dırdır etmek istemedim, hevesimi kahvaltının geri kalanına sakladım. Ancak gele gele menüdeki anlı şanlı kahvaltının hayaleti gelince kaçınılmaz olarak isyana bağladık. Birçok eksiği Mehmet’in hatırlatmalarıyla tamamladılar. Öyle ki, en son domates ve salatalıklar masaya ulaştığında ben artık doymuş, kapuçino mu içsem modundaydım.

Kahvaltı, yumurtalar, muhtelif içecek toplam 50 TL gibi bir şey ödedik. Daha da gelmeyiz!

Barcelona’da kahvaltı

…Paris’te de öğle yemeği diye devam edesim geldi bir an!

Ama hayır, bildiğimiz Barcelona’dan bahsedeceğim. Bu sabah sahanda yumurta, menemen ve karışık mini pizza/poğaça tabağı ile midemizi sevindirdik. Hiç fena değildi. Portakal suyu ve çayla birlikte 21 kafa.

Yalnız dikkat ettiniz mi bilmem, mekanın CEO teyzesi, genç servis oğlanlarını motive etmek için bir SS subayı edasıyla domine ediyor Barcelona’yı. Sabah sabah bu kadar sıkı disiplin bozdu bizi.

Kiki’yi sevdik

Emek ve benim, buluşmak için sözleştiğimizde, yer seçimi konusunda yaşadığımız klasik bir rituel var. Emek bir yer söylüyor, ben beğenmiyorum. Ben bir kaç farklı seçenek öneriyorum, Emek bunlar arasından ikimizin de gitmediği bir tanesini seçiyor ve genelde oraya gidiyoruz.

Cuma günü beraber yemek yemeğe karar verdiğimizde, seçtiğimiz yer -daha doğrusu Emek’in seçtiği yer, demeliyim- Kiki oldu. Çukurcuma’daki çaycıyı kapatıp, Sıraselviler Caddesi üstündeki kafe-lokanta-bar olan versiyonunu açmışlar. Dekorasyonu renkli ve rahat. Arkada minik bir bahçesi var. Barı, rengarenk ve eğlenceli. Kısacası, oldukça sevimli bir mekan.

kopyasi-zencefil-kiki-016

Üstüne üstlük, yemekleri de gayet başarılı, hem de hiç beklenmedik bir şekilde.

Menüde, mezelerden sıcak ve soğuk başlangıç yemeklerine, deniz ürünlerinden et yemeklerine kadar birçok farklı seçenek var. Biz, o akşam, hem soğuk hem de sıcak deniz ürünlerinden denedik.

kopyasi-zencefil-kiki-020

Üzerine taze dilimlenmiş kırmızı soğan konmuş portakallı mezgit, portakal tadının baskın olmadığı oldukça lezzetli bir soğuk balık mezesiydi. Somon carpaccio, tat olarak bildiğimiz somon fümeye yakın bir olaydı; somon füme seviyorsanız, bunu da kesin seversiniz diyebilirim.

kopyasi-zencefil-kiki-024

Sıcak mezelerden, ahtapot ızgara yumuşaktı, kararında pişirilmişti. Porsiyonu da, bir meze olarak gayet tatmin ediciydi.

kopyasi-zencefil-kiki-026

Arkasından gelen şişte ızgara deniz ürünleri (karides, kalamar ve ahtapot), bu üçlemeyi seven insanları yalın halleriyle mutlu edebilecek yeterlilikteydi.

kopyasi-zencefil-kiki-027

Yemeğimizin sonunda, birer kahveyle birlikte elmalı turta ısmarladık. Önce, kahvenin yanına beleş kurabiyelerden getirdiler, arkasından üzeri dondurmalı turtayı. İçindeki gereksiz kuru üzümleri ve üzerindeki market dondurmasını saymazsak, turta fena değildi diyebilirim. Kurabiyelerin ise çok da bir olayı yoktu aslında, hatta Emek oldukça şekerli bile buldu ama ne yalan söyleyeyim, kahvenin yanında hafif tereyağlı tadlarıyla bence hoş oldular.

Toplam hesap, 3 kadeh Chardonnay ve Narince üzümlerinden yapılan şu an üreticisini hatırlamadığım beyaz şarap dahil 90 TL geldi.