Kategorize ettim hepsini

Taşınalı beri sabah akşam yazıları açıp imla düzeltip, fotoğraf linkini değiştirip, yazıları uydurduğum kategorilere koyuyorum. Bayağı bitmek bilmez bir işti. Ne yaptığımı aşağı yukarı görüyorsunuz. Yazılara neye göre bakmak isteyeceğinizi düşünüp yarattım kategorileri. Gezinip fikir belirtirseniz, nesi eksik nesi fazla söylerseniz harika olur. Mesela Boğaz’ı veya Eminönü-Haliç’i çook geniş bir alana yaydım, “sağlıklı birşeyler” ve “sağlıksız birşeyler” gibi tamamen afaki kategoriler yarattım.

No One Cares…

No One Cares...No One Cares What You Had for Lunch: 100 Ideas for Your Blog. Dün böyle bir kitap olduğunu keşfettiğimde ne çok güldüm anlatamam. Margaret Mason adında bir hatun yazmış. Toronto ve Ontario’da ucuza yemek yenebilecek yerlerin çetelesini tutan, hatta kitaplaştıran bir adamcağız da kızmış.

Amma çok yerde yemek yiyor

Dün bütün gün blog önümde açıktı ve bir tek cümle yazamadım. Çünkü Emin’in bir arkadaşı onun blogundan linki takip edip Yesek’i okumuş, “o kız amma çok yerde yemek yiyor” demiş. Doğruluk payı var tabii çünkü son yazdığımdan beri bir sabah Çerkezo’da bir sandviç yedim, Cuma akşamı Udonya’da gyoza ve başka şeyler ve ardından Gezi Pastanesi’nde pasta yedik, spordan çıktığımda All Sports Cafe’de borgia içtim, lise arkadaşlarımla sosyalleşirken Bümed’de domates çorbası içtim. Hafta içi öğlen Manolya’da yemeleri saymıyorum bile. Ama hesabıma göre başkalarından çok daha sık dışarıda yemiyorum. Pazartesi-Cuma ofis işi olan biri haftada 5 kereden 52 hafta boyunca 260 kere dışarıda yiyor. Kahvaltısını da mesela poğaça ile geçiştirse bile dışarıdan satın alıyorsa 520 kere eder. Akşam içmelerin, haftasonu sinema öncesi sonrası atıştırmaların da lafını etmedim henüz. Halbuki ben geçen Ağustos’ta Yesek’e başladığımdan beri 275 yazı yazmışım. Yani benim başkalarından farkım, dışarıda yemeleri yazmam. Benim gibiler işin ucunu kaçırınca, 34 yıl boyunca her yediğini fotoğraflayıp belgelediği için Ig Nobel ödülü alan Dr. Yoshiro Nakamats’a dönüşüyor. Onu sonra anlatayım. Özetle yediklerim arasından, siz borgia nedir diye merak edebilirsiniz ama ben Çerkezo’yu anlatacağım ki Emin’in arkadaşının dediğinde doğruluğun sadece payı olsun.

Sonuçta ne yedi, abisi?

Yesek’in bir müdavimleri var, bir de aşerip Google’dan arama yapıp gelenler var. Ben de blog’un trafiğini takip etmek için Statcounter kurduğumdan, hangi kelimeyle arama yapmışlar da gelmişler, nereden gelmişler falan görebiliyorum. Şu tür şeyler arıyorlar genelde: “adana çukurova kebapçısı”, “cafe bunka çalışanlar”, “sucuklu kaşarlı tost nasıl yapılır”, “otağtepe kahvaltı”, “etli ve makarnalı kilo vermek” (ooldu), “boyacıköy sıçanlı meyhane”, “bagel istanbul yemek”. Daha uzun yazacağım bu anahtar kelimeler hakkında. Bu gelenler buluyorlar mı aradıklarını, dertlerine çare oluyor muyuz bilemiyorum. Ama geçen günkü bir aramayı hakikaten merak ediyorum. Belçika’dan girmiş biri ve Google’a direkt “abi ne yesek” yazmış. O “abi”nin a’sını uzun okumak gerek tabii. Hitap ettiği kişi de Google abimiz. Abisi kırmamış, “abi” “ne” ve “yesek” kelimelerinin geçtiği siteleri bulmuş ve Yesek’i de önermiş. Biz de dilimiz döndüğünce anlatmışız ne yiyebileceğini. Çok merak ediyorum o gün bu kişinin ne yediğini.

Buradayım, merak etmeyin

Müdavimlerimin (4, yazı ile dört kişi) farketmiş olabileceği gibi, neredeyse bir aydır hiç hareket yok yesek’te. Ama kaybolmadım, bırakmadım, sizi unutmadım, merak etmeyin. Üç sebebi var sessizliğin. Öncelikle, bir yıl doldu ve ikinci yaşına daha şık, listeli misteli halini devreye sokmak istiyordum, yetiştiremediğime bozuldum. Ayrıca 250 (yazı ile iki yüz elli) yazı (entry/post) oldu ve bir nefes alasım geldi. Gereksiz yere her yeri yazma sorumluluğu hissediyorum ya, ondan kaçmak istedim. Her yediğim yeri yazınca ben de sıkılıyorum. Sonuçta Eren kiminle nerede gezmiş, onun çetelesine döndü gibi geldi. Neyse ki Selçuk’un yazdıkları bir değişiklik oluyor. Bu yıl biraz daha onu bunu fiştekleyip, başkalarından da isteyeceğim yazmalarını. Son sebebi de, işte yoğun olmam. Şimdi biraz rahatladı iş. Bu yazı ile birlikte son bir ayda gittiğim yerlerden de üç-beşini yazdım, yayınlıyorum.

Daha önceki yazılarda, yazılar bahsettiğim yerle ve yemekle ilgili olsun, fazla gevezelik etmeyeyim diye, blog’un gidişatı hakkında pek yazmıyordum. Şimdi gidişatla ilgili gevezeliklerimi bu şekilde arada yazacağım müsaadenizle. Kısa tutacağım, söz.