Şimdi’nin yağlısı

kopyasi-dsc04762.JPG

Şimdi hakkında daha önce bu sitede birkaç yazı çıktığından, uzun uzun yazacak değilim. Mekan için özetle diyebileceklerim şöyle: belli ki özenilmiş/ hala da özeniliyor ve de doğru zamanda giderseniz rahat ve samimi bir yer. Ben çok kalabalık ve entel piyasası olmadığı zamanlarını seviyorum.

Fotoğrafta gördüğünüz bar tezgahının üstündeki kahve makinesinde güzel kahveler hazırlıyorlar. Yemekleri bir yandan sıradan cafe yemeği, ama bir yandan da değil. İnsanı yormayan, basit bir menüleri var. Balık çorbası, mercimek salatası, tarte tatin gibi hoşluklar bulunuyor.

Ben dün akşam somonlu salata yedim.

kopyasi-dsc04758.JPG

Emek de sebzeli tagliatelli seçti.

kopyasi-dsc04759.JPG

Benim salatamın somonu hakikaten çok iyiydi. Salata malzemeleri tazesinden. Tek şikayetim yağ miktarı: o kadar fazlaydı ki marul tadı yağın hükümdarlığının altında ezildiğinden bir türlü ağzıma gelemiyordu. Tamam, zeytinyağı lezzetliydi ama abartmanın bir anlamı yok, bana kalırsa. Emek de makarnasını çok yağlı bulunca, dün akşam aşçının elinin ayarının kaçtığına karar verdik. Sonradan hatırladım, Melikle bir kez geldiğimizde de yemeğin tuzu aşırıydı. Tahminim, aşçının belli günlerde, belli malzemelere yönelik bir abartma eğilimi olduğu.

Somonlu salata 13, makarna (emin değilim ama) 15 YTL.

Denenmişleri deneme dönemi

Birkaç zamandır risk almıyorum. 2 günlüğüne Teyzem geldi, bayılacağını bilerek Peymane’ye götürdüm, hem mezeler hem etler çok çok başarılı. Müge’yle canımız sağlıksız ama lezzetli yemek istedi, Kırıntı’ya gittik. İnce hamura devasa pizza, muhteşem soslu makarna, mest eden çilekli turta… Meyhane olsun, muhabbet olsun dedik, istikamet elbette Despina. Elçin İzmir’den geldi, tek derdim manzara dedi, Bebek Starbucks’ta boğaza nazır sıcak çikolata… Sonra suşi yemek istedi, Bunka’da bağdaş kurup artık pirinç görmek istemeyecek hale gelinceye kadar yedik. Üstelik çok da fantastik bir hesap ödemedik. Ulaş’la kahvaltı için bu sefer Pando’da yer bulduk, ne var ne yoksa hepsinden yedik. Tolgahan merak ediyor diye de haftaya Güler Ocakbaşı programı yaptık. Velhasıl güneşin altında yeni bir şey yok – en azından şu günlerde.

Bu arada Ortaköy’deki Sedir “Lavanta” olmak üzere. Pazar günü dikkatimi çekti. Herhalde 1 aya kalmaz açarlar. Bakalım neye benzeyecek?