Sanat’ta ızgara ciğer…

Pazartesi akşamı Ayşe’nin yeni şirketini kutlamak için ortakları ile birlikte Sanat Restorana gittik. Aslında herkes çok yoğun çalışmaktan kutlama havasında değildi. Ama işte beyoğlunda fazlasıyla artık bulunan yaza ilaç gibi gelen terasta bir restorana gidince herkesin keyfi yerine geldi. Ben ve Ayşe ızgara ciğer, Ökkeş güveçte karides, diğerleri midye tava, patates tava gibi ara sıcaklardan aldılar. Sıcaklardan mı yoksa şirket yeni kuruldu daha para yok diye mi bilmem kimse yemeği kaçırmadan, ama içkiyle hayli flört ederek geceyi buldu. Hizmet biraz tutuktu nerdeyse masa başına bir garson düşen bir yerde hesabı ve içkileri oldukça bekledik. Izgara ciğer bence iyiydi ama Ayşe fazla pişmiş buldu. Bence ciğeri gelmeden önce ara sıcaklara fazla takılıp doyduğu için kulp taktı gibi…

Özetle nevizadede denenebilir bir mekan fiyatları da oldukça uygun. 5 kişi 95 YTL hesap. Sanırım işletmecisi Serkan’ın tanıdığı torpilli de olabilir.

www.sanatgroup.com

Cahide’de fiks menü

Cahide’de ne yemek verdikleri kimin umurunda? Esas olay içki, gösteriler ve gelen meşhurlar. O üçlü kombinasyonla da eğlendim Cahide’de, inkar etmiyorum. Ama ne yemek yendiğini rapor etme dürtüsünün, Star Wars’un tüm repliklerini, vurgusuyla, el hareketiyle, ezbere bilme dürtüsünden farklı olmadığını da biliyorum. Birilerinin merak edebileceğini bilerek teselli buluyorum.

Olay Zeynep’in doğumgünüydü. Saat 8 deyip çeyrek geçe, buçuk geçe toplandı grup. Başka masaya da taşınınca anca 9 gibi yemek olayına geçtik. Fiks menü var. Zaten herkese aynı zamanda servise başladılar. Önce ortaya pembe olmayan rozbif, avokadolu ton balıklı salata, patlıcan parmiggiano gibi birşey ve mozzarella ve domates geldi. Hemen ardında tabaklara dört peynirli tortellini, peynirli, kremalı gnocchi, domates soslu kulak makarna ve şimdi hatırlamadığım birşey daha servis ettiler. Ana yemek içinse üç seçenek vardı: yarım tavuk çevirme ve patates kızartma, az se, yanında tatlı ekşi soslu ızgara somon veya beğendili pilavlı döner. Ardından da profiterol. Meyve getireceklerini söylediler ama masaları kaldırma ve bara dönüştürme saati geldiğinden, yani saat 11’i geçince güme gitti. Garsonlar eksiksiz olmasa da, vızır vızır çalışıyorlar, herşeyin saati tutsun diye. İçki sınırsız. Rakının çeşidini bilmiyorum ama kırmızı şarap olarak Doluca’nın buraya özel yaptığı bir şarap, beyaz şarap olarak Asma, evet Asma veriyorlardı. Bira şişe biraydı. Menüyü dikkate incelerseniz, malzemesi ucuz ama adı sanı gösterişli yemekler var. Beter değiller ama tadı aklımda kalan da yok. Somonu kurutmamalarını beklemek de abes mesela. Masalar sıkışık, çok insan sığsın diye. İçer, muhabbet eder, etraftakilere yazar ve/ya gösterilere kaptırırsanız, hele gecenin sonunda yeterince zom olursanız ucuyla yırtabilirsiniz benim dert ettiklerimi dert etmekten. Adam başı 130 + kdv.

Loft’ta somon tartar

Bayağı hoşmuş Loft’ın açık havadaki yeri. Alt katta kapalı olan yere gitmiştim bir kere ama biraz hayalkırıklığına uğramıştım. Hiç öyle “en iyi lokanta” olacak hali yoktu. Halbuki bunun yeri çok iyiymiş bir kere. İki saksıyla yeşillenen yerlerden değil. Etraf iyice açık, sakin, zar zar araba geçmiyor. Şehirden kaçmış gibi hissediyor insan. Halbuki göbeğindeyiz. Zeynep iyi düşünmüş. Neredeyse son müşteriler biz kalana kadar oturduk. Bir de manzaralı tarafında olsaydık hiç kalkmazdık herhalde. Yemekler de ne iddia ediyor idiyse oydu. Pahalı ve süslü ve miniktiler ama taze ve yalansız ve zevkliydiler. Izgara kuşkonmazlı salata, kırmızı havyarlı somon tartar, keçi peynirli salata, limon-mango-ahududu sorbesi. Tartar yeterince limonlu, soğanlı değildi bence, daha çok ince kıyılmış saşimi gibiydi. Bir kadeh şarap, bol kahve. 120 lira.

Urban’da etli peynirli salata

Uzun zamandır yediğim en yenilebilir salataydı. Yeşillikleri taze ve yeşil. Eti bonkör. Sosu ayarında. Üstünde erimiş taze kaşar. Yemesi zevkli. Körili tavuk ve çizburger de iyi ama sakızlı muhallebisi, eeh. Çaylar ince bellide olsun diye yandaki çay ocağından. Bir de sarmaşık sokağın üstünü tamamen kapamış, etraf bir yeşil, vıcık vıcık kalabalık değil. Salata ya 13 ya 15 lira.

Hünkar’da ıspanak kökü

Bir buçuk yıl falan vardır Hünkar’a gitmeyeli. Değişen birşey yok. Yemekler yine çok güzel, servis yine çok düzgün. Amma ve lakin bir süredir önünden geçerken de görüyorum, yazın terasa çıktıkları halde çok dolmuyor. Ya da ben denk gelmiyorum. Bir taraftan da ben bu kadar zamandır gitmediysem, başkaları da benzer şekilde gitmeyivermişlerdir, diye düşünüyorum. Ramazanda açılır işler. Biz yediklerimize bakalım. Bana etli bamya ve zeytinyağlı ıspanak kökü. Selçuk’a beğendili tandır ve saray köftesi ve pilav ve puf böreği. Kahve, çay. 50 lira.