Maci’de burgu makarna

Bekir Bey ofisinin Gayrettepe’de olduğunu söyleyince Laden uyanıklık edip buluşma mekanı olarak hemen Maci’yi önermiş. Sayesinde güzel makarna yedik. Sebzeli burgu makarna, penne arrabiata ve kum midyeli spagetti yiyip bir şişe Angora içtik. Ben akşam yedi gibi vardığımda kimse yoktu ama yavaş yavaş oldu, havasını buldu mekan. Gider ayak da birer kahve, oh mis.

Memoburger’de memoburger

Başlığı şu şekilde de yazabilirdim aslında: Memoburger de memoburger. Ece’yle Yiğit tutturmuşlardı bir Memoburger diye, anlat anlat bitiremiyorlardı. Hani Gümüşsuyu’nda otobüs şirketlerinin yazıhanelerinin arasına sıkışmış, vasat büfe görünümlü olan. Ama Memoburger deyip geçmeyiniz. Hakikaten hamburger, tost, ızgara tavuk şiş yerken yanına bira içebileceğiniz, hatta şarap, rakı içebileceğiniz başka kaç büfe tanıyorsunuz? Akşam iş çıkışında yemek pişirmeye üşenince çok iyi gidiyormuş. Biz öğlen gittik. Selçuk çift katlı bir jumboburger ve yanlış sipariş sonucunda bir hamburger, ben de özelliği içindeki hafif acılı domates sosu olan bir memoburger bir de salata barından salata yedim. Ece meyve suyu içip bize baktı. Valla güzel köftesiyle bu hamburgerler Tıkıntı’nın hazır köftesine fark attı. Güzel, güzel. (19 YTL)

www.memoburger.com

Rejans’ta adbirnaya

Bu sefer bayağı ödev yaptım. Kitapları, dergileri açtım, liste yaptım, eledim, Emel ve Arzu’ya bir iki yer önerdim. Arzu Rejans önerisini hemen beğendi, çok uzun zamandır gitmemişmiş. Ama şimdi hiç yazasım gelmiyor. Elime yapıştı derler ya. Niye bilmiyorum. Limonlu votka içip kikirdemediğimiz için değil. Garsonumuz bence fazla ilgi beklediğinden değil. Üzerinden neredeyse iki hafta geçtiğinden ve hala yazmadığımdan değil. Her yeri yazma sorumluluğumdan sıkıldığımdan değil. Hepsinden biraz.

Başlangıç için salata, bacon sarılı kuru erik ve rus salatası diye bildiğimiz olivye aldık. Selçuk ve ben bir küçük roze paylaştık. Ana yemek için bir fileminyon, elma soslu domuz pirzolası, içi jambon ve peynirli dana eti olan adbirnaya ve şef usulü sebzeli dana sarma. Hepimizin favorisi Selçuk’un sipariş ettiği adbirnaya oldu. Bir süre sonra Giray da geldi. Daha sonra Zinnur Hanım da oturdu bir süre bizimle. Şurada oturan çiftin nişanını daha bir ay önce burada yaptıklarını, eski müşterilerin hiç kalmadığını ve her şirketin artık kendi kafeteryası olduğunu anlattı. Ama tatlıya sıra gelince öneri istedik ve Zinnur Hanım “ben bilmem” deyiverdi! Gayet akıllıca. Her birimiz tatlı istedik: kup romanoff, elmalı strudel ve üç tatlı daha. O üç tatlıdan biri yağda kızarmış hamur parçaları ve kremalı bir sostan oluşuyordu. Diğerleri beğendi galiba ama bana ağır geldi. Bu arada menüye elle bir kebap eklenmiş olduğu gözümüzden kaçmadı! (232 lira)

Şarabi’de fesleğenli levrek

Laden’i Brahms dinlemeye ikna etmek zor olmadı. Konser çıkışında Şarabi’ye gitmeye ikna etmek de hiç zor olmadı. Zaten ben ve Laden akşam saati başka nerede yeriz? Bodrum katına oturduk. Lambalar, köşe koltukları falan ekleyerek havasını değiştirmişler, daha bir karakter sahibi olmuş bence. Hani başka bir şehirde böyle bir lokantaya girdiğinde insan o şehirde oturanların paylaştığı bir ruhu, kozmopolitliği kaçırıyor, eksik kalıyor gibi hisseder ya, işte bana tam da o hissi verdi.

Menüye “Denizden Gelen Lezzetler” adı verdikleri bir geçici menü eklemişler ki deniz tarağı dahil 15 çeşit var. Ben fesleğenli levrek aldım, kremalı fettucine ile. Yarım levreğin tüm kılçıkları ayrılmış, rulo halinde makarnanın üstüne konmuş. Makarnası dişe geliyor, tam kıvamında. Laden de karidesli linguini aldı. O da pek memnundu. Yanına bir şişe Turasan Öküzgözü 2002 içtik. Güzel güzel içip memleketi değil, bizim yaşımızdaki kadınları kurtardık. Başka lokantalar da, şarapçılar da, makarnacılar da halt etmiş. Var mı Şarabi gibisi? (85 lira)

Adem Baba’da istavrit

Nihayet Picasso sergisine gittik. Beril, Aslı, Emel, ben. Yapılacak işlerim bir eksildi. Çıkışta Adem Baba’ya gittik ve balık yedik: istavrit, levrek ve uskumru. Peynirli salata, kalamar tava, midye dolma da istedik. Tatlı olarak Emel ve Aslı kabak tatlısı ben ise bir çatal aldım :P Tüm yemekler her daim güzel, yine gelecek ben. Bu arada öğleden sonraydı ama hiç boşalmadı lokanta. (73 lira)

www.adembaba.com

Ming Garden’da Menü B

Annem, Fazıl, Selçuk, ben Harput’ta bir Amerikalı piyesinden çıkıp Ming Garden’a gittik. Yazarın esinlendiği Amerikalı, Fazıl’ın memleketlisi Tahir amca mıdır, değil midir, onu tartıştık. Her zamanki gibi pek tenhaydı. Öğlen dolu oluyor mu acaba bari? 4 kişilik Menü B istedik: tavuklu mısır çorbası, çin böreği, tatlı-ekşi soslu biftek, bademli tavuk, limon soslu tavuk, acılı karides, erişte, karışık sebze ve kızarmış elma. Hepsi çok lezzetliydi. Birer de bira içtik yanına. Ardından da yeşil çay. Neden buranın yemeği bu kadar iyiyken hiç dolduramıyor da uyduruk Çin yemeği yapanlar tutuyor? Daha doğrusu ortamı, atmosferi için gidilesi yerler niye bunlar gibi iyi yemek yapamıyor? Bu arada bizim sempatik yaşlı garson hala iş başında ama daha genç bir garson yardım ediyor, eksikleri tamamlayıveriyor. (130 lira)