Merih’te meze, et, rakı

%98 erkek olan müşterisi, beyaz florasanları ve klasik görüntüsü ile ilk önce insanın ayağı geri gidiyor. Ama öğrendiğime göre bir klasikmiş Merih. Kimsenin kimseye bakmadığı, herhangi bir sarhoşluk, problem çıkarma vs. olmadan herkesin efendice içtiği bir yer.

Mezeler tepsi içerisinde geliyor. Deniz börülcesi yoktu, belki de bu kadar klasik bir yer için bu Ege sebzesi henüz kabul edilebilir değil, zaten tepsideki çeşitlerin içerisinde son dönem modası türünde hiç bir şey yoktu. Pilaki, beyaz peynir, karides, kalamar, ıspanak seçtik. Hepsi, özellikle de ıspanak lezzetli idi.

Meze ve rakı epey devam ettikten sonra garson usulca sıcaklardan bir şey alıp almayacağımızı sordu. Yanında herhangi bir garnitür olmaksızın küçük boy tabakta iki kalem gelen pirzola çok hoşuma gitti. Bu kadar meze sonrası leğen boyunda tabakların içerisinde yanında yarım kilo garnitürle gelen ana yemeklerin mantığını hep sorgulardım, gerçek meyhanede öyle olmadığını görmüş oldum. Pirzola aşırı yağlı olmaksızın yumuşak olmayı başarmıştı ve tam elle tutulup yenecek kıvamda idi.

Hesabı arkadaşım aldı, ne geldiğini bilmiyorum.

Ming Garden’de akşam yemeği

Her ne kadar yesek’e “karşıdan” katkılarda bulunuyorsam da, bu sefer Ming Garden’i yazmakla görevliyim!

Semt Talimhane, dekor klasik Çin lokantası kıvamında. Normalde boş olurmuş, biz gittiğimizde ağırlığı yabancı olmak üzere epeyce masa dolu idi. Restoranın belki en hoş tarafı son derece yaşlı, sevimli ve hafif de egzantrik garsonu.

Üç kişi olduğumuzdan ve karar vermek de zor göründüğünden iki kişilik menülerden birini ve ilave olarak karides ve salata söyledik. Acılı ekşili çorba benim Türkiye’de yediğim en iyisi diyebilirim. Yeşil biberli et, bir tavuk yemeği, bir sebze yemeği ve tatlı, iki kişilik menünün diğer öğeleri idi. Çin lokantalarında genelde sınıf atlama ve Asian fusion’a kayma veya memlekete pek bir ayak uydurup domatesli soğanlı Çin yemeği hazırlama ekstremleri ile karşılaşılabiliyor. Burası öyle değil. Kaliteli, tutarlı, klasik bir Çin yemeği.

3 kişi takriben 90 YTL ödedik.

Çanak’ta Antep mutfağı

Acıbadem caddesi üzerinde, Telekom civarlarında, devamlı uğrak yerlerimden birisi olan bir kebapçı. Daha doğrusu ilk bakışta kebapçı. Çanak’ta hiç etli bir şey yemeden masadan kalkabileceğiniz gibi dikkatli bir seçimle rejim usulü bile beslenebiliyorsunuz, sırrı Antep mutfağı.

Klasik “iskender mi yesem, yoksa adana mı?” kebap seçeneklerini burada da bulmak mümkün tabii. Ama ne gereği var? İşe girişe yakın konulmuş olan karatahta üzerine tebeşirle yazılmış şüveydiz falan gibi şeylerin ne olduğunu sormakla başlayın. Garsonların Antepli olmayan biz fanilere bıkmadan usanmadan güler yüzle anlattıkları tariflerden hoşunuza gidenleri söyleyin. Hatta yoğurtlu, taze sarmısaklı çorba içilir mi şimdi (şüveydiz) demeyip deneyin.

Kekik salatasını ve firik pilavını lütfen ihmal etmeyin bu arada. Bir başka alternatif de, açık mutfak usulu sergilenen sebze yemeklerinin başına geçip bademli pazı, koruk turşusu, kuru patlıcan dolması tarzı şeyleri kendinizin seçmesi.

Yok, illa kebap yiyeceğim diyorsanız, o zaman kayısılı kebabı tavsiye ederim. Sarmısaklısı da gayet iyi. Rejim meselesi söz konusu değil ise, sarma beyti, adana usulu bir kebabın antep fıstığı ve peynir ile birlikte yufkaya sarılıp fırınlanıp dilimlenmesinden oluşuyor.

Yemek üstüne çeşitli baklava alternatiflerini deneyebilir veya güzel bir Türk kahvesi içebilirsiniz. Rejimde olanlara masada beliren sıcak antep fıstıklarına dikkat etmelerini öneririm. Farketmeden yenilebiliyor. Adam başı 20-30 YTL arası.

Çatana

Bütün Anadolu yakasını “Karşı yaka” diye adlandıran bir sitede insan kendini yalnız hissediyor doğrusu… Çatana Suadiye’de, sahil yolunda. Denize bakıyor olmasına karşın manzaranın mekanın önemli bir parçası olduğunu hissetmiyorsunuz. Hafta içi olmasına karşın tıklım tıklım dolu, rezervasyonsuz gitmemekte fayda var.

Levrek marin, ahtapot, turp otu ve lakerda ile başladık. Özellikle turp otunu beğendim. Yeşillik cinsinden yalnız tere getirebilmelerini biraz yadırgadım, fakat levrek marin ve ahtapotları mükemmeldi. Sonra gelen kalamara diyecek bir şey yoktu, gevrek, sıcak, hamuru son derece ince ve düzgün. Yengeç bacakları için ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim, fazla kalın bir hamurla ve galeta unu ile kaplanıp kızartılmış, patates köftesi mi, yoksa yengeç bacağı mı, anlamak zor. Acılı karidesi pas geçmekte fayda var, bana fazla yağlı geldi. Jumbo ise sahiden lezzetli ve denemeye değer. İkramları olarak gelen tatlıyı – maalesef adını bilmiyorum, parmak büyüklüğünde, baklavamsı, sıcak servis yapılan bir şey – tatlı yemememe rağmen silip süpürdüm. Kahveye de 10 puan veriyorum. Servis itinalı. Özellikle hoşuma giden şey, rakı için ne kadar su, ne kadar buz kullandığımı bir kez sorduktan sonra hiç aksatmadan aynı şekilde servis yapmaları oldu. Hesabı ben ödemediğimden fiyatları bilmiyorum.

Kordon’da Levrek

İş yemekleri için özellikle tercih ettiğim bir mekan Kordon. Eski bir sumahan – yani rakı / alkol yapılan yer modern bir dekorasyona kavuşmuş, Çengelköy sahilde denize sıfır. Eğer isterseniz karşıdan motorla gelip ufak iskelelerine bağlanmak da mümkün.

Bugün iki arkadaşımla öğle yemeğine gittik. Lakerda, ahtapot, deniz börülcesi ve yeşil salata ile başladık. Hepsi, bu restorana her gittiğimde olduğu gibi tam kıvamında geldi. Balık için garsonun fikrini sorduk, deniz levreğinde karar kıldık. Büyük bir levreği üç kişiye paylaştırdılar, hafif sulu kalmayı başarmış, çatalda tel tel olabilecek kararda pişirilmişti. Ümit’in suflesi son derece lezzetli görünüyordu, fakat ben sade kahveden vaz geçmedim. Fakat kahveyi bir nebze gereğinden ılık buldum, ya fincan fazla soğuktu, ya da servise çıkmadan bir parça beklemişti.

Her gittiğinde aynı kaliteyi verebilen bir mekan Kordon. Yine beğendim. Adam başı 100 YTL.

Mengen Aşçılık Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Uygulama Restoranı

Kartalkaya dönüşü Eren, Selçuk, Giray, Emi, Ufuk ve Serin ile birlikte Mengen üzerinden geçerek meşhur Mengenli ustaların yetiştiği yeri denemeye karar verdik. Mengen’in ana caddesindeki tabelaları izleyerek kolayca Uygulama Otel ve Restoranı’nı bulduk. Okulun ve yurdun hemen yanıbaşında, tertipli bir mekan.

Masamıza oturur oturmaz menüyü incelemeye başladık. Fiyatların düşüklüğü özellikle İstanbul’a alışkın olanlar için takdire şayandı. Şefgarson menüdeki seçenekler konusunda bilgi verdi, ara sıcaklarda yardımcı oldu.

Yemeğe günün çorbası olan yayla çorbası ile başladık. Leziz, kıvamlı ve iştah açıcı idi. Çoban salatası biraz hayal kırıklığı yarattı. Mevsim sebebi ile domatesin lezzetli olması beklenemez, fakat fazla iri doğranmış salatanın tadı olmuyor. Yeşil salata ise pek kimsenin rağbet etmediği kırmızı lahanasının bolluğu haricinde güzeldi. Ara sıcak olarak kaşar pane, dışı kıtır, içi erimiş ve lezizdi. Sigara börekleri ince yufkadan yapılmış, çok düzgün sarılıp tam kıvamında kızartılmıştı. Bir taraftan ara sıcakları atıştırırken bir taraftan da etrafımızı inceledik. Ambiyans ve dekorasyon oldukça basit fakat dikkati çekecek şekilde pırıl pırıl. Bizden başka sadece bir masa daha vardı. Yan masadaki şarap şişesinin boynuna peçetenin doğru şekilde takılmış olduğu dikkatimizi çekti. Servisin hızı, masa düzeninin özeni gayet iyiydi. Öte yandan ara sıcak ve salata çeşitlerinin klasikliği dikkatimizi çekti. Uygulama restoranı olduğundan daha deneysel bir şeyler beklemiştik.

Ana yemeklerden Mengen usulü biftek, kaşarlı külbastı ve adını tam hatırlayamadığım, kabak ve havuçtan oluşan sebze karışımı ile sarılıp, galeta ununda kızartılarak sos ile servis edilen tavuk yedik. Tavuk iyi pişmiş, sebze karışımı lezzetli ve kızartılması kıvamında idi. Mengen usulü biftek, çok ince hale getirilen bifteğin ortasına sebze karışımı konulup pişirildikten sonra dilimlenerek üzerine “gravy” dökülmesinden oluşuyor. Şaşırtacak kadar hafif. Kaşarlı külbastı epey iri bir porsiyon. Et iyi pişmiş olmasına rağmen kuru değil.

Ana yemeklerden sonra çatlayacak hale gelmiş olmamıza rağmen tatlı istedik. Şefgarson tatlılarının kalmadığını söyleyerek meyve tabağı hazırlatmayı teklif etti. Portakal ve elmadan oluşan meyve tabağının çeşitsizliği konusunda özür diledi, ama açıkcası o noktada bizimki sahiden ağzının tadını bilmek noktasından çıkıp oburluk noktasına geldiğinden dolayı bence tatlı eksikliği iyi oldu.

Kahve isteyerek çoban salatasından sonra ikinci hayal kırıklığımızı yaşadık. Kahve tiryakisine de az telveli, oldukça duru ve lezzetsiz kahve verilmez ki… Yan masaya oturan birisinin önündeki tavşan kanı çay bardağını kıskanıp çay ısmarladık.

Yedi kişinin akşam yemeği, dört bira ve meşrubat dahil olmak üzere 100 YTL. Yolunuz Mengen civarlarına düşerse uğramaya değer.