All posts by buket

Backyard’da Kahvaltı

Bilgisayarımın bozuk olduğu dönemde, yazdan kalma bir günde gittik. Kahvaltı tabağı, omlet, kahve falan gibi birşeyler aldığımızı hatırlıyorum ama ne fiyatı ne lezzeti hatırlıyorum ne de aksayan servisinden şikayet ediyorum. Aklıma kazınan Backyard’ın ambiyansı oldu. Manzarası, bahçenin halı sahadan bozma çimenleri, yemyeşil çimenleriyle uyumlu sade dekorasyonu. Havalar düzelse de yine, yine yine gitsem ve o manzaraya karşı iki tek yuvarlasam. Fotoğraf çekmeyi unuttuk. Bir de yeri biraz muamma. Şöyle gidiyorsunuz. Akmerkez’in orada  Maya Sitesinden düz ilerleyip her taksi durağına soruyorsunuz çünkü arada derede bi yerde sıkışmış  saklı kalmış belki de bu sayede saklı kalmış bu güzellik:)

Buket Lahmacun’dan Eve Söyledik

Geçtiğimiz ayın (ve yılın) içerisinde bilgisayarım bozukken,  Mecidiyeköy’e defalarca git-gel yaparken, bilgisayarcıların olduğu sokağın dibinde oturan arkadaşımın evine ziyaretleriminden birindeyken eve söylemiştik. Zaten kendi adımı görünce bir sinerji yakalamıştım. Lahmacununu da beğendik. Fevkaladenin de fevkinde oldu. Gelelim asıl mevzuya… Benim lahmacunda ilk dikkat ettiğim hususlar harcın içindeki kıymanın ağır olmaması, soğana boğulmaması. Buradakinin harcında zaten hiç soğan yok, keza kıyma kuru değil yağlı ama ağır değil. Yanında acılı ezme ikram. Hem aç insanlara bırakmak adına hem de zaten benim acılı ezmeyle pek aram olmaması adına 3 insan ve 7 lahmacun için gayet bolkepçe ikramda bulunmuşlar demekten başka fikir beyan etmiyorum. 7 lahmacun 17.50 lira

Egg&Burger’da Baconburger

Domuz bacon ama bana o Mano’daki gibi sanki pikniğe gitmişiz de mangal yapmışız da ekmek arasına koymuşuz yiyoruz hissini vermedi bu burgerimiz. Sadece ağzıma arada bir takılan  ‘ha bu bacon işte’ dedim. Biraz baharat var dozunda bir baharat var tamam, köfte de kuru değil ama Dükkan Burger’in dükkan burgeri de değil. Bardak olarak kutu kolanın cam olanını yapmışlar ondan getirdiler masaya. Garsona sorduk; bunlardan satıyor musunuz, diye. Yok satmıyoruz dedi. O zaman bize bir tane verir misiniz dedik. Yok veremeyiz de siz şöyle benim haberim olmadan alabilirsiniz dedi gülüştük. Bardağı da aldık. Grupanya kuponuyla ödedik hesabı da.

Büyükada’da Pelikan Balıkçılık

 Şimdi bakıyorum da dün çok basiretsizce geçen bir gün olmuş. Adalar Müzesine neden bisiklet kiralayıp da gitmediğimizi anlamadığım gibi bu yere neden gittiğimizi de anlayamadım. Midye yok denince söylediğim hem içi çiğ kalmış hem de lastik kalamardan ve ekmek arası samandan yemek isterseniz buyurun. Ya da kalamarın siniriyle balık-ekmeğe haksızlık ediyorum bilemiyorum çünkü balık ekmek Mine’nindi, ben ucundan azıcık tadına bakmıştım. O zaman ona da eh işteydi diyelim geçelim, en güzeli. Balık ekmek 5, kalamar 12 lira.

Cihangir Van Kahvaltı Evi

Bir Filmekimi ganimeti daha.. Sabah saat 11.00’de Atlas Sinemasında olan filmimiz için biraz erken gelelim, kahvaltıya gidelim önerisiyle geldim. Selma da tamam dedi.

Menüde üç çeşit kahvaltı tabağı vardı. İlki en kapsamlı olanını değil de, ikinci en kapsamlı olanını aldık. Ama dedik ki; biz menemen ya da omlet söyleyeceğiz, siz bize bu kahvaltı tabağındaki yumurta yerine jaji getirir misiniz dedik. Tamam dediler. İlk görüşte aşk burada başladı. Ardından da muhteşem diğer lezzetlerle pekişti. Peynirler, menemen, gözleme hepsi harikulade. Gözleme daha bir güzel ama, kaşarlı ıspanaklıydı bizimki. Ispanak yeşil,tadı geliyor,ölmemiş. Hamur kurumamış ama çıtır, mideye oturmuyor, ağır değil. Kaşar uzayıp gidiyor. Yeme de yanında yat yani. Kavurmalı menemen keza o da çok leziz. Kavut da bana ısıtılmış tahin helvayı andırdı. Tahin, tahin helva severleri memnun edecek bir tatlı. Bana vaktinde kan yapar diye zorla yedirttiklerinden pek aram yoktur pekmez,tahinle ama barışmak istiyorum artık onlarla zira bu kansızlık yeniden baş göstermeye başladı.

Evet ne diyorduk..

Biz buraya gelince saat 10.00 olmuştu ve biz yiyeceğiz daha Atlas’a yürüyeceğiz. Yetişemeyince de filme almıyorlar. E hadi hadi, diye diye bitirdik. 1 kahvaltı tabağı, 1 kavurmalı menemen, 1 tahinli kavut, 1 ıspanaklı kaşarlı gözleme,  4-5 çay 30 lira. Kişi başı limitsiz yedik içtik. Mideler tam kapasite çalıştı. Çayı da bittikçe söyledik. Neymiş efendim kişi başı limitsiz kahvaltı bilmem nerede 50 yerine 25 lira. Bırakın Allah aşkına ya.. Gidin Cihangir’e Van Kahvaltı Evine.

Meraklısına: Alman Hastanesinin karşısından girdik, önce sağ sonra sol yapıp (ünlü pizzacımız Trio’ya gider gibi yani) Saint Pulcherie’nin oraya çıktık. Oradan T-Box’ın oraya çıktık ve 10.51’de koltuğumuza otuduk. Ben de inanamadım nasıl yetiştiğimize. Heralde biz buluştuğumuzda 09.50, kahvaltıya oturduğumuzda 10.00 olmuştu saat..

J’adore Harikalar Diyarı

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Alice, Harikalar Diyarında gezerken bir yer görmüş uzaktan. Sokağın sonunda, küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk bir yermiş, bu yer.

Alice, o yere doğru yürümüş, yürümüş, yürümüş. Bir de gidince ne görsün! Çikolata akan bir nehir! Hemen bardağını uzatmış:

Kendisi çilekli, arkadaşı naneli akışkan çikolatadan içmişler. Sonra da…

Jadore da benim için işte böyle bir yer. Masalsı, çikolata denizi, çikolata ambarı, Charlie’nin çikolata fabrikası… Çikolataya doyduğum, ağır olmayan bir çikolataya servet yatırmak zorunda kalmadığım, siparişimizin yanında ikram ettikleri limonlu naneli su jestiyle mutlu olduğum, “Ben de evde sürahiye limon ve taze nane koyayım ya” dediğim, dediğimi unuttuğum, bir sonraki gidişimde bu son iki sahneyi sil baştan bir daha yaşadığım bir yer. Şiddetle tavsiye ediyorum. Bir yandan da talan edilmesinden korkuyorum…

Sıcak çikolatası, aynen dediğim gibi: Kuvertüre bardağı uzatmışız da doldurmuşuz. Fondü yapılan çikolataya biraz süt katıp servis ediyorlar sanırım bu ölümcül güzeli. Bu kadar iyi, güzel anlattım tabii de ama ben de her gidişimde, içeri girer girmez, hiç vakit kaybetmeden bir sıcak çikolata söylüyorum. Sonra da ‘e yeter bu çikolata’ diyorum. Diğer çikolatalara,  çikolatalı tatlılara şans veremiyorum. Ağır geldiğinden demiyorum bunu ama aman dikkat! Çikolataya o kadar doymuş oluyorum, o sıcak  çikolatayı içtiğimde demek istiyorum. Ama bir sonraki sefer söz… Çilekli/naneli sıcak çikolara 6 ya da 7 lira, Baileys’lı sıcak çikolata 12.

Fıccın Bizi Üzdü

Filmekiminde sinemadan çıktık. Gizem’le ikimiz de açız. Ve şakır şakır yağmurda şemsiyesiziz, sucuk olmuşuz. Tünelin sonundaki ışığı görmek için Fıccın’a gittik ama evet üzdü. Hazır mercimek çorbasıyla ve “hamur olmuş” fıccınıyla üzdü hem de. Ama mantı iyiydi. O, hamurlaşmamış; iç malzemesi, çoğu yerde kıyma diye dayatılan çok soğan,az kıyma (ve ağır kıyma) değildi. Sonra servis tabağına suyundan çok koymamışlar. Bizim mantı çorba olmamış, o da iyi. Ama bize sarmısak isteyip istemediğimizi sormadılar, belki bir o kötü. Bir de bana yoğurt az koymuşlar gibi geldi. 2 mercimek çorbası, 1 porsiyon fıccın, 1,5 porsiyon mantı, 1 cola, 1 çay 40 civarıydı.

Karaköy’de Bir Kır Lokantası

Akın Balık burası. Gitmeden evvel aynen bu beylik lafları duymuştum. Nasıl olur ya, dedim, hırdavatçıların arasında. Ama siz bu yanılsamaya düşmeyin. Bugün gittim gördüm, gayet oluyormuş. Sadece ben daha geniş hayal etmiştim. Orada Akın Balık gibi başka mekanlar da var, onlarla beraber hepsinin tuttuğu alan kadar geniş olduğunu hayal etmiştim ama olsun yine de “kır lokantası” benim için. Hem de manzaralısından. Oturduğum yerden sağıma soluma döne döne, 180 derece panoromik resimlerini çektim. Karaköy iskelesi var, balık satılan tezgahlar var. Tezgahları bitirir bitirmez sağda Akın Balık.

İki porsiyon sarıkanat var üstteki tabakta. Oltayla mı yakalandı diye sorduk.  Garsonun halinden yeterince duyarlı olduğunu çıkardık biz. Lüfere hasret kalmak istemeyiz sonra. Bu bizim sarıkanatların lezzeti tam yerinde. Kalamar da mükemmel değil ama o da kesinlikle ortalama üstü. Ama ortalamanın da az üstü. Yeşiler  mis gibi, gayet körpe. Ama buranın sanırım içki ruhsatı yok.

İki porsiyon sarıkanat, üç kişilik roka-kıvırcık karışık salata, iki bira, bir cola 68. Defalarca daha gidebilirim buraya.