Spice Market ya da Kral Çıplak II

Sevgili Jean-Georges Bey,

Biliyorum İstanbul’da açtığınız Spice Market hiçbir zaman umrunuzda olmadı. Anlaşma gereği açtınız, geldiniz, bir mutfak kurmak için üç gün kaldınız, muhtemelen PR’cı fişteklemesiyle Mısır Çarşısı’nda çok ilgileniyormuş gibi iki poz verdiniz gittiniz. Yemedik. Ayda bir, dünyanın bir köşesinde yeni lokanta açmanın benim anlamadığım bir yeni dünya düzeninin parçası olduğunu biliyorum ama uluslararası zincirin parçası da olsa İstanbul’daki Spice Market’ın açıldıktan bir yıl sonraki hali bence başarısızlıktır. Bu ülkede “kral çıplak” diyebilen pek yoktur, dolayısıyla ben size bir iyilik yapayım diye düşündüm.

Neden başarısız olduğunu düşündüğümü, zamanınız hep kısıtlı, hep kısıtlı ya, geçen Perşembe günkü deneyimimle hızla anlatayım. Otelin giriş, bar ve restoranının dekorasyonu, siyah tülleri, rüküş duvar kağıtları, pırıltıları çok rahatsız bir ortam bence. Bir önyargı ile oturdum masaya, kabul ediyorum. Ama fine-dining deyince, hadi bir zorlama ile örtü olmamasını da anladım diyelim, masaların kafe masası boyunda olmasını, menüyü okuyabilmek için mumu yaklaştırmak gerekmesini beklemiyordum doğrusu. Öyle loş, romantik bir ortamda alttaki bardan gelen müzik de kafa şişirince herkes fısır fısır değil, bağıra bağıra konuşmak zorunda kalmasında bir gariplik sezdim ama belki ben anlamıyorum. Ayrıca, en pahalı şarapları içmedik ama içenler, bırakın üzüm cinsine göre olmasını, en azından bir beyaz-kırmızı ayrımı görmek istemezler mi kadehlerde?

Yemekleri nasıl bulduğumu da merak edersiniz diye tahmin ediyorum ya da temenni ediyorum. Sizin gibi Asya’da sokaklarda gezip sokak satıcılarından yemek yemediysem de, bizim alt sokaktaki Taj Mahal adlı Hint lokantasından arada sırada köriler ısmarlıyorum. O ısmarladıklarımla Perşembe günü yediğim kırmızı körili ördek arasındaki en kayda değer fark o körilerin daha yağlı olması. Üstelik ne  annem hatırlatana kadar etin ördek eti olduğunu hatırladım, ne de menüde ananas sambal yazıyordu, sambal körinin neresindeydi onu anladım. Dülger, yani “buğulama dülger, havuç konfit , kuskus ve limon püresi” ise yerken yavanlığı  ile bana Ratatouille’daki şef Gusteau’nun lafını hatırlattı: “Herkes yemek yapabilir.”

Annemle girls night out olsun istemiştik. Binde bir güzel bir akşam yemeği. Spice Market’in eşref saati gelinceye kadar bir yıl geçivermiş. Ceyda gittiğinde, yazın terasında oturduğunda henüz yeniliğini kaybetmemiş. Ama İstanbul’da restoran piyasası gariptir. Ya vur-kaç stratejisi işler, mekanlar yeniyken sıkı iş yapar ya da uzun vadede oturur ve tutar. Belki size ilk modeli tavsiye etmişlerdir bilemem. Sümüklü turistlere terk edilmiş olmasından belli ki İstanbullu bayılmamış Spice Market’a. Kriz de vurunca… garsonun fiş vermeyi unutuvermesinin, gerçekten dalgınlık olduğuna inanmak istiyorum ama zorlanıyorum.

Biz bir şişe Chardonnay devirdik annemle, kafaları bulduk, güzel güzel muhabbet ettik. Bizim açımızdan dert değil. Üstelik biz verdik 165 lira, geçen gün Selçuk Despina’da iki kişiye vermiş 120 lira. Dolayısıyla pahalı olmasından falan dem vurmayacağım. Sonra işler iyi gitmiyor dersiniz, otelle papaz olursunuz, “ben demiştim” diyeyim istedim.

Saygılarımla,

Eren

2 Replies to “Spice Market ya da Kral Çıplak II”

  1. Eren,

    Ben, Spice Market’ı hafızamda iyi bir lokanta diye tutarken, senin orada kötü bir deneyim yaşamış olman beni şaşırttı.

    Buranın uyguladığı taktik nedir bilemedim ama bizdeki yemek yerlerinin çoğunda bir istikrar sorunu olduğu kesin. İyi yemek sunan mekanlar, o gün itibariyle iyi yemek sunuyorlar ama birkaç hafta veya ay sonrasını bile garanti edemiyorlar bazen. Dolayısıyla, bir yere tavsiye üzerine gidiliyorsa bile, o gün kötü bir sürprizin olabileceği düşüncesinin akılda tutulması gerekiyor. Müşteri olarak, bu durumda kalmak gerçekten berbat bir şey, o ayrı.

  2. Merhaba,

    Soylenilenlere katılmıyorum. Spice Market’in konsepti hakkinda bir yanlis anlasilma oldugunu dusunuyorum. Konsept, beyaz ortulu fine dine bir restoran oldugunu iddia etmiyor. Tam tersine family style, herşeyin ortaya paylasimlik olarak servis edilen bir konsepti var.

    Daimi musterisiyim, hicbir zaman hayal kirikligina ugramadim. Bence Istanbuldaki en iyi asya mutfagi.

Leave a Reply

Your email address will not be published.