Zencefil’de kerevizli bulgur

Akif açısından zor bir akşamdı. Emel Zencefil’i teklif edip “et yok ama” diye uyarınca, “türlü türlü et yemekleri yok” diye anlamış, eti olmayan lokantanın iş yapabileceğini hiç düşünmemiş. Cidden hiç et olmayan bir yerde yemek yedi ve robotik, aksiyon falan olmayan bir Japon çizgi filmine gitti. Güçlü, zavallı, daha bir hazırdı galiba ama etli bir yemekmiş hissini verebilecek olan Halep dolma fikrine o da atladı. Kurutulmuş patlıcandandı ve etli değil, mercimekliydi. Emel’le bense ıspanaklı börekti, kerevizli bulgurdu tipik Zencefil işi güzellikleri afiyetle yedik. Bulgur iyi bir icattı. İçi nane, rendelenmiş kereviz ve bulgurdan, üstü gratine bir pay. Tatlılardan ise ne balkabaklı pay, ne de limonlu pay (bildiğimiz lemon meringue pie) yeterince şekerliydi. Ama bilerek ve isteyerek az şekerli yapmışlar bence. Zenfecil şarabı da içtik. Baba Miyazaki değil, oğul Miyazaki’nin filmi olduğunu sonradan öğrendiğimiz Yerdeniz Hikayeleri, yemek kadar zevkli değildi. Adam başı 35 lira gibi. Bir de Zencefil’de oturmadan önce sıra bekledik, bayağı bayağı büyük şehir şeysi oldu.

Leave a Reply

Your email address will not be published.