Mabeyin’de künefe

Sanırım bir iki defa önünden geçtikten sonra, yabancı bir gurmenin Mabeyin’i Avrupa’nın en iyi lokantalarından biri saydığını okuyunca, denemek istediklerim listesine aldım tabii ki. Görüntüsünde de bir fiyaka vardı. Hem Selçuk’un hem Giray’ın bitkin ve mızmız olmalarından faydalanıp Mabeyin’e kandırdım. Valet arabamızı aldı, girişte karşılandık. Şu şekilde: “Rezervasyonunuz var mıydı?” “Yok” “İyi.” Satır arası okumayı size bırakıyorum. Bahçesinde bir masaya oturttular. Falan filan. Künefesi çok iyiydi. Şerbeti fazla tatlı değil, peyniri fazla tuzlu değil, kadayıfın çıtırı tam kıvamında. (109 lira)

Evet işte, falan filan. Ne yapayım, yok yazasım. Bayılamadığım yeri niye beğenmediğimi anlatmak zevksiz birşey. İşletmeciler için de okuması zevksizdir. Ama tabii böyle yazmak daha da ayıp olduğu için anlatmak durumundayım. Temel sebep, gerçekten iyi birşey beklemem. Yoksa servisi, yemeği ile ortalamanın çok üstünde bir kebapçı kesinlikle. Restoranların işlevi olan restaurer etmeyi kesinlikle beceriyor. Yine de mesela Beyti’ye sinmiş olan bir görgü, bir kurumsallık havası burada eksik. Herşey şık ama zamanla oluşmuş ve oturmuş değil sanki. Garsonlar vızır vızır ama yine de insanın ne düşündüğünü kendisinden önce anlayıp hareket edenlerden değil. Her halükarda o gösterişin, o grandeur‘un hedefi ben değilim. Yemekleri de iyi ama diğer kebapçılardan fersah fersah ayrılacak kalitede değil bence. Ya da bize özgü lezzetleri kullanmanın avantajını keşfetmiş tek kebapçı hiç değil. Kısacası, burayı da denedikten sonra başkalarının (hele gurmecilerin) zevkine güvenmekte neden bu kadar zorlandığımı tekrar hatırladım.

One Reply to “Mabeyin’de künefe”

Leave a Reply

Your email address will not be published.