Harvard Cafe’de sufle

Birşey içip de yolumuza devam edelim deyip oturduk bahçesine. O ister istemez “e, beslenme saati de gelmiş”e döndü. Derken yağmur yağacak diye tüm masa sandalyelerin üstünü örtüp bizi içeri taşıdılar. Yavaş olduğunu hatırladığımız servis, taşınma bahanesiyle çok daha yavaş hale geldi. Bunca zamandır iş yapan yerde bu kadar çok çalışanla yavaş ve karışık servis yapmak da bir yönetim harikası bence. İki su bile geliveremedi. Ne Zeynep’in köfteli sebzeli salatası, ne de benim patlıcanlı pennem gecikmeyi unutturacak düzeydeydi. Baştan çikolatalı sufle ısmarlamayı akletmiştik en azından. Bahçesinin güzelliğinden, menüdeki bir iki ilginç yemekten dolayı heyecanlanmıştık halbuki. Hatta listeye almayı bile aklımdan geçirdim başta. (49 lira)

Leave a Reply

Your email address will not be published.