Otto’da Otto pizza

Kafanızı o kadar da şişirmedim somonla. Evde ya mikrodalgada ya da fırında kağıtta pişirip yedim çünkü çoğunlukla. Böylece Yasemin’in dalga geçtiği gibi zengin hastalığı olmak zorunda olmadı. Yine de henüz salmoned out olmadım. Hatta her pişirişimde, dereotu da olsa üstüne koysam diyordum. Vardır ya öyle eşleştirmeler: elma-tarçın, üzüm-ceviz, kurufasulye-turşu. Amerikan şekilciliğinin nefret ettirdiği ikililer. Somonunki de dereotu veya kapari. Dolayısıyla Otto’nun menüsünde somon füme, kapari, dereotu ve kırmızı soğanlı Otto adlı pizzayı görünce heyecanlandım. Selçuk da prosciutto‘lusunu görünce heyecanlandı. Pizzalar ince ama çok büyük. Paylaşmak gerek. İki pizza, iki bira, iki şarap, 69 lira.

Hoşuma gitti Otto. Başka bir zamanda, başkasıyla gelsem, hoşlanmayabilirdim sanki, belki tiki bulacağımdan. Şimdi dahil bütün Asmaclımescit’in sokağa fışkırdığı bir Cuma gecesinde içeride oturmak bile çok rahatsız etmedi.

2 Replies to “Otto’da Otto pizza”

  1. Yahu bu dereotu aşkınız nedir? Dereotu sevmeyen bir kişinin günümüzde neler çektiğini tahayyül edebilir misiniz?

  2. Merak etme, Otto pizzayı yiyebilirsin, çünkü dereotunu menüde yazdığı halde koymamışlardı ben istedim. Neyse, patlıcan sevmiyor da olabilirdin :p

Leave a Reply

Your email address will not be published.