Asitane’de ayva dolması

Babam Ankara’ya gidince annemi eğlendirmek için ya da diğer bir deyişle gitmesini fırsat bilip, onu Asitane’ye götürdük. Bizim kullanacağımız sapak kapalı olduğu için arabayla biraz dolanmak zorunda kaldık. Gecikmemiz hiç problem olmadı çünkü hafta içi akşam saat, bayağı boştu. Menüdeki yemeklerin çoğu çok yakından tanımadığımız Osmanlı yemeği olduğu için, seçim yapmak uzun sürdü. Bir de optimum sayıda yemek tadabilmek için “sen onu alacaksan ben de şunu alayım” pazarlıkları yaptık aramızda. Önce ekmekle azıcık fava ve yeşil zeytin ezmesi getrdiler. Ezmeyi çok beğendik. favayı da beğenmişiz. Başlangıç için badem çorbası, midyeli lahana sarma ve vişneli yaprak sarma aldık. Çorba güzeldi. Badem çorbasını ilk defa Malta Köşk’ünde yemiştim, Ergun amcayla gitmiştik. Oradakinden daha iyiydi. Herhalde çok farklı bir tadlar beklediğimizden, sarmalar çok sarmadı bizi (pardon). Vişneyi sarmanın içinde aradık. Ana yemekler çok daha güzeldi. Selçuk’un patlıcan kızartmalı bıldırcını mesela. Baharatı bol ama herşey tam kıvamında. Selçuk bile iltifatlar etti, düşünün artık. Annemin kuru meyve, arpacık soğanı ve ve sanırım balla pişmiş kuşbaşı et olan mutancenesi de güzeldi, eti yumuşacıktı. Buraya gelip de beğenmediklerini bana anlatan Fransız bir çiftin, su içinde haşlanmış et diye burun kıvırdıkları bu tür birşeydi herhalde. Benim ayva dolmam da onlarınki kadar güzeldi. Avya haşlanıyor, içine kıyma, soğan, kuş üzümü, dolmalık fıstık ve dereotu/maydanozlu harç ve pekmez sonradan konuyormuş. Fiyakalı da görünüyor. Hem dolma da mutancene de tatlı olduğundan hem de bayağı doyduğumuzdan tatlı listesine bakmakla yetindik.

Asitane’nin havasını da sevdim. Bizim dışımızdakiler turist olsa da, turistler burayı sevse de, beyaz örtülerle, uygun müzikle, duvarlardaki eski yazı ile yazılmış tariflerle hem çok klasik hem de özgün olmuş. Yazın bahçe de açılıyormuş. Pazar günleri de çanak yağması varmış.

www.asitanerestaurant.com

Leave a Reply

Your email address will not be published.