Maybe Salomanje’de sote mantar

Vallah billah bu yazı, mekanın PR pıtırcıklanmasının parçası değil. Öyle algılanır diye ödüm kopuyor. Açıklayayım. Salı akşamı 7 gibi annemle Rumeli caddesinden aşağı, tost saatini kaçırmış bir halde yürüye yürüye, eleme yapa yapa, sonuçta Salomanje’yi denemeye karar verdik. Hayalkırıklığına da baştan hazırdık. En kötü ihtimalle evde yemek yapmaktan yırtacaktık. Çin mikrobunun da etkisiyle küçük yemekler istedik: tarhana çorbası, ıspanak köftesi ve sote mantar. Hepsini beğendik. Tarhana çorbası et suyuna, ıspanak bayağı ıspanaktan yapılmış, ıspanaklı köfte değil yani. En büyük hayalkırıklığını da mantarda beklerken, en iyi o çıktı. Soğanlı, şaraplı, üstü kekik süslü, “don’t overcrowd the mushrooms” (bkz. Julie and Julia) lafına uymuş ve alt tarafı kültür mantarı. Eğer başka mantar varsa da dikkat etmemişim demek ki. Pek lezizdi, pek. Annem “ben memnun kaldım valla” deyip durdu.

Derken şimdi yazıyı yazmak üzere bir bakınıyorum ki internete, ay meğer pek concon, pek medyatik, tahminimden de sosyetik bir yer çıkmasın mı? Üstüne üstlük daha geçen hafta Maybe öneki ile, yeniden açılmış, tüm magazin köşelerinde yer almış olmasın mı? Zaten dudağı, kaşı üstüme patlar diye korktuğum kadınları görünce kıllanmalıydım.

Yediğim kadarından anladığım, mutfağın, belki daha ilk heves dönemi olduğundan başarılı olduğu–kiii, burası da meğer Sortie’nin mortinin dahil olduğu bir zincirin parçasıymış. Tam bana göre! Ama sonuçta Nişantaşı kadınıydım ben de, giderim valla buraya. Sosyetiklerle saatlerimiz çakışmaz nasıl olsa.

Ay yoksa annem bilinçli veya bilinçsiz, o PR’dan mı etkilenip teklif etti burayı? İçime kurt düştü şimdi.

Bir kadeh şarap dahil 84 lira.

www.salomanje.com.tr

Leave a Reply

Your email address will not be published.