Sedir’de waldorf salatası

Pazar sabah kahvaltısı kavgasını bu sefer nasıl olduysa ben kazandım. Giray olmayınca Selçuk ve Fatih’i, Ortaköy’de Sedir’e ikna ettim. Zeki ve Evren de bize sonradan katıldı. Beşimizin yeme kapasitesi yüksekti: Sosisli omlet (vasat), menemen (fazla salçalı), kahvaltı tabağı, erimiş peynirli simit, hamburger, hellimli ızgara sebze salatası, waldorf salatası. Bagel gibi küçük ve şişko olan simit en başarılısı idi. Waldorf salatası (ve aslında diğeri de) hataydı çünkü ben tavuklu, hafif mayonezli birşey beklerken, mesklün üzerine rendelenmiş, haşlanmış, tarçınlı elma geldi. Fettucini alfredoyu domatesli sosla yaptıkları bir şehirde gereksiz risk aldım, tutmadı. 3’er, 5’er liradan bol çay ve bol kahve türevi de içince, hesap 111 lira geldi. Yemeği harika olmadığı için galiba adam başı 20 liralık kahvaltı biraz tuzlu. Ama halkımın yeri olmayıp da sosyete kaynamadığı, The House Cafe’nin başka türlüsü olmadığı için ben gelirim yine. Bir de niye kalabağın için de oturmuşuz ki? Üstteki terası sakin ve yeşilmiş. Bir de niye pazar günü geliyoruz ki? Şu anda deliye / bana her gün bayram.

2 Replies to “Sedir’de waldorf salatası”

  1. pazar günü müge ve metin’le ilk aklımdan geçen kale’de kahvaltıydı, ama sonra -yol da gözümüzde büyüdü- sadece ortaköy’e kadar gidebildik. first class diye bir yere oturduk, galiba eleman sıkıntıları vardı, biz siparişlerimizi beklerken yan masadaki kürklü teyzeler isyan ederek ortamı terketti. daha kalender müşteriler içerden kendi çayını peynirini servis etme yöntemini seçmişti. biz de 40 dakkanın sonunda epeyce yağlı gelen “croue monsieur” ve tulum peynirli olduğu iddia edilen başka bi peynirli sandviçi yiyip kalktık. daha en baştan aklıma gelmediği için kendime kızdığım sedir’in yolunu tuttuk. sedir, rahatsız edici olmadan nezih bir mekan. önce dışarda oturduk, bol bol çay, kahve, limonata içtik, incirli muhallebili, çikolata soslu bir tatlı yedik. enfesti. sohbet uzayınca içeri geçip üst kata çıktık. somon ızgaralı salata ve penne primavera söyledik. salatanın somonları biraz kuru geldi, benim sebzeli penne için kremalı yazıyordu ama sos domates-kremalıydı. garipsedim. gerçi lezzetinde bir sorun yoktu, yanında şarapları da yuvarladık. bütün bunlara toplam 100 ytl ödedik. manzara tek başına yeter, bina çok hoş, iç açıcı. servis epey hızlı. tuvaleti çok temiz. rahat, sıcak, sevimli bir yer.

  2. Sedir’e dün akşam bir daha gittik. Masalarda minik kandiller filan, ortam loş, hoş ve de mayhoştu. Üst katta denize nazır küçük bir masa da bulduk. Velhasıl her şey iyi bir yemek vaadeder nitelikteydi.

    Ve fakat tam tersi oldu. Osman’ın dört peynirli tortellinisi pek sulu bir sosla geldi, benim susamlı sedir salatası yavandı. Galiba çok fazla balzamik sirke dökmüşler, içim bulandı. Osman sostan şikayet etmekle birlikte makarnayı silip süpürdü, hatta üstüne benim susamlı tavuklara dadandı. Sonuçta masadan yarı aç kalkan ben oldum. 2 kadeh şarap + tortellini + salata = 49 YTL

    Ortalık pek kalabalık değildi, alışmamışım Ortaköy’ü bu kadar sakin görmeye. Bi hoşuma gitti. Bu Sedir’e kesin yine gelirim ama başka şeyler denerim, bu seferlik sağlık olsun diyerek, züğürt tesellisi modunda evimin yolunu tuttum. (Böyle de kızamıyorum bu mekana!)

Leave a Reply

Your email address will not be published.