Tarihi Moda İskelesi’nde salata ve günbatımı

Yıllardır Moda’ya giderim, bu tesisi denemek hiç aklıma gelmemiş. Tarihi Moda İskelesi’ndeki Beltur’dan bahsediyorum. Pazar akşamüstü Aslı teklif etti, günbatımına 1-2 saat kalmışken en manzaralı noktaya konuşlanalım istedik. Hem gölge, hem manzaralı, hem de püfür püfür bir masa bulduk oturduk. Menüde tost, salata, makarna, 3-5 et yemeği, börek-çörek ve pasta cinsinden şeyler vardı. Birer salata söyledik. Garsona “Porsiyonlar nasıl, doyar mıyız?” diye sormamıza, garsonun da bizi ve cüssemizi şöyle bir süzüp “Valla siz kesin doyarsınız” demesine rağmen, salatalar çorba kasesinden hallice büyüklükte birer kasede geldi. Ve tabi ki doymadık. Neyse ki çok aç değildik, saat de iki ara bir dere bir saatti. Üstüne tatlı yeriz diye düşünerek manzaranın ve sohbetin tadını çıkardık. Servis çok hızlı, garsonlar bizim gibi “çıtı pıtı” hatunların 100 gr salatayla mutlaka doyacağına inanacak kadar iyi niyetli, menüdeki fiyatlar genel olarak makul, menünün üstündeki çiçek motifleri çok zarif, manzara çok güzeldi. Lezzet konusunda büyük beklentiler yoksa gidilesi bir yer. Ayrıca zengin bir kahvaltı menüsü vardı, dikkatimizden kaçmadı. Bir sonraki teftişte gelsin sucuklar, yumurtalar, ballar, kaymaklar!

ton balıklı salata (8,5) + ege salata (5,5) + 2 su + 1 ayran = 20,50 YTL

54 Replies to “Tarihi Moda İskelesi’nde salata ve günbatımı”

  1. Merhabalar,
    Eleştirel yazınız için teşekkür ederiz. Tüm işletmelerimizde konuklarımızın görüş ve düşüncelerini alıyor, en iyi hizmeti sunmak için çalışıyoruz. Ve görüyoruz ki; çalışınca oluyor.

    Sadece Moda’da değil, işletmekte olduğumuz diğer mekanlarımızda kaliteye, hıjyene, estetik ve zerafete, konuklarla iletişimde saygınlığa oldukça özen gösteriyoruz.

    Diğer İşletmelerimiz için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Teşekkür eder, iyi günler dileriz.

    http://www.beltur.com.tr
    0 216 444 66 44

    * * * BELTUR A.Ş. bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketidir.

  2. şöyle denize karşı bir bira söylesek ne iyi olur diye düşünüp bira varmı diye sorduğumuz garsonun bize imalı bakmasıyla korkup kaçtığımız yer…..
    yıldız parkındaki güzel görüntülü cafede de eşim bir kadeh kırmızı şarap söylemek istemişti ama şarap servisi yapmadıklarını söylemişlerdi, her ne kadar garson gayet kibarca ve nazik bir tavırla bunu söylemiş olsa bile, bilmem nedendir, ortamdanmıdır, kendimizi dünyanın en kötü insalarıymışız gibi hissetmiştik… sonra anladık ki bu beltur belediye işletmesi olduğundan İstanbul belediyesi de insanları alkol gibi kötülüklerin anası olan bir içecekten uzaklaştırmayı görev edindiğinden buralarda alkol servisi yapılmıyor. o zamanlar istanbul’a yeni gelmiştik böyle garip kurallar, uygulamlar olduğunu bilmiyorduk, şimdi beltur yazan yerleri görünce mümkün olduğunca karşı kaldırımdan geçiyoruz….

  3. Bizim gittiğimiz Moda Beltur’un ortamında bol bol genç, full makyaj-sedefli oje-sarıya boyalı saç formatında pekçok asri teyze ve spor giyimli amca vardı. Olmasaydı da kendimi kötü hissetmezdim ama üstteki alkol yorumunun altına ekleme ihtiyacı duydum. Alkol servisi yapılmaması bir mekandan kaçmak için yeterli bir sebep olmamalı diye düşünüyorum.

  4. dogru soyledigine aynen katiliyorum. zaten kacisimizin sebebide alkol servisi olmamasi degil, zaten aranan sirf alkol olsa, alkol oldugundan emin oldugumuz bir yere gidilir. kacisin esas sebebi bizim gittigimiz iki mekandaki musteri kitlesininde, servis elemanlarininda kisitli bos vakitlerimizi degerlendirirken ayni ortamda bulunmayi tercih etmeyecegimiz kimseler olmasi ve bizim bulundugumuz iki beltur mekanininda, ne menusunde, nede ortaminda bizi oraya cekecek bir orjinallik olmamasi ve hatta kullanilan urun tercihlerinde sirf belli marka urunleri kullanmis olmak icin bazi eksilerin bulunmasi. kacisin sebepleri bunlar, tabi bunlar cok goreceli bir kavramlar oldugundan herkes istedigi gibi gidip deneyebilir mekanlari….. birde tabi belturun bendeki anisi istanbula donusumuzde turbanli, alkollu, yasanan polemiklerin ilklerinden birinin yasanmis olmasi hepsi bu…..

  5. Tarihi Moda İskelesi bugüne kadar iki işletmeci ile var olmaya çalıştı fakat gerek içki servisi gerekse başka sebeplerle ailelere hitap edemedi.Biz Modalılar olarak yıllardır iskelemizden faydalanamadık.Beltur işletmesi burayı açalı 10 gün kadar oluyor.Benim gözlemim Modada yaşayan ailelelerin akşam yürüyüşleri sonrası birşeyler içmek veya birşeyler yemek için ideal bir yer oldu.İçki içmek isteyenler için Modada birsürü mekan var.Ayrıca insanlar ellerinde biraları ile bütün Modayı gaspetmiş durumda.Bırakın burası temiz kalsın.İşletme müdürü Atilla beye,güleryüzlü servis personeline ve Beltura teşekkür ederim……

  6. Demek biramız ellerimizde bütün Moda’yı gaspetmişiz öyle mi? Demek bırakalım orası temiz kalsın ha? Peki bizi gaz odalarına ne zaman göndereceksiniz, planlamada ne zamana denk düşüyor, ağlak fetonun dediği gibi saman altından su yürütüp, zamanı geldiğinde bir gece yarısına mı niyet ettiniz? Büyükşehir’in ve Beltur’un yobaz yöneticileri, hayatımızı şeriat kurallarına göre düzenlemenize izin vermeyeceğiz, Moda-İskele’den başlayıp kuyruğunuza teneke bağlayana kadar mücadele edeceğiz. Yobazların gerçek yüzünü dünya aleme göstereceğiz. Hodri meydan…

  7. Denizin karşısında oturup yemek yerken bira, şarap veya rakı içip uygun meze ve yemekler yemek insanlık kültürüne dair hoş şeylerdir. Pek çok içki, yanında yenen çeşit çeşit meze ve yemeklerle bir bütündür. Buna ister gastronomi deyin, ister keyif deyin ister başka birşey. Sorun insanlığın yarattığı son derece temiz ve yaşama dair bazı şeylerden giderek uzaklaştırılıyor olmamız. Burada net bir dinsel ideolojik tercih yapıldığı ortada. Kimse kimseyi kandırmasın lütfen, mekanlarımız belli bir görüşün ihale takip edip tıkındığı mekanlar haline geliyor, “içki kötüdür” diye bize kendi yaşam biçimlerini dayatanları kınıyorum

  8. 2 yıl önce gitar ve akordeon çalıp şarkı söyleyen ustaların eşliğinde Adaları seyretmek , kalamar ,bira salata dolu sofrada dostlarımla sohbet etmek mutluluğunu yaşamıştım . Şimdi ki bu durum ,tekelci ve kaba hizmet zihniyeti
    ,ruhsuzluk ve yaptım oldu’culuk Moda İskelesi’nede sirayet etmiş durumda . Bel_tur hizmetinden başka ne beklenir ki ? Estetik yoksunu , gözünü para bürümüş ,halkın tüm mutluluklarına gözünü dikmiş bir zihniyete karşı durmak gerekir .

  9. Denizin karşısında değil, bağnaz anlayışın karşısında , -6 derecede iyi soğumuş masum bir bira ile işletmenize rağmen yıllardır varolduğumuz semtimizin tadını çıkarmak isterdik.

    Yerleşik herşeye karşı duran, bir kararda duramayan iktidarın “pek özel”işletmesi Beltur orada kendi yesin kendi pişirsin.

    “Hoca”ları da “kadayıfın altını yoklar” dururdu, pişti mi ,….medi mi diye…

    Hayrolsun, dumanınız tütmez pek oralarda, allaha emanet olun muhteremler…

  10. “Moda İskelesini ellerinizde biralarla gaspettiniz” diyen arkadaşa soruyorum:
    1) Siz nerelisiniz, gerçeği söyleyin zira ben bu kafada bir Modalı olabileceğini hiç sanmıyorum.
    2) Bira içmek ahlaka aykırı mıdır ki aileler giremesin oralara?
    3)Siz ellerinde bira olan Modalıların hiç bağırıp çağırıp etrafı rahatsız ettiklerini gördünüz mü?
    4)Siz daha önce orada bulunan içkili restoran ve kafede hiç müşteri olarak bulundunuz mu?

    Siz ve sizin gibiler, insanlarımızı birbirine düşmanlaştırıyor. Bırakın yasakları, isteyen içsin istemeyen içmesin. Kamu alanlarında içelim demiyoruz ki.
    Gözünüzü ileriye çevirin, bırakın bu geri kafalılığı. Moda İskelesi, Fatih, Çarşamba’da değil. Siz gidin orada yaşayın.

  11. Geçtiğimiz pazar günü arkadaşlarla beraber Moda İskelesi’ne gittik. Amacımız akşam üzeri güzel manzara ile birilkte soğuk birer bira içip muhabbet etmekti.
    Sipariş kısmında artık Moda İskelesi’nde alkol servisi olmadığını öğrendik. Bu zaten yeteri kadar şok edici ve can sıkıcı oldu bizim için. Biz bunun üzerine biraz da iğneleme ile Cola içip içemeyeceğimizi sorduğumuzda ise asıl trajedi geldi. Moda İskelesi’nde sadece Cola Turka servisi yapıldığını öğrendik. Tahmin edebileceğiniz gibi bütün keyfimiz kaçtı.
    Kafalarımızı dağıtıp biraz muhabbet etmek amacıyla gittiğimiz bu güzel ve nadide (olması gereken) mekanda tüm zevkimiz ülkenin gidişatına duyulan endişe ve moral bozukluğuna dönüştü.
    Bizler en son olarak türk kahvesinde karar kıldık ve asık suratlarla kahvelerimizi aldık. Ancak türk kahvelerinin yanında olması gereken birer bardak su eksikti. Garsona sorduğumuzda türk kahvesi yanında suyun da ekstraya girdiğini öğrendik. Yapacak,söyleyecek birşey kalmamştı bizim için. Saya söve kalktık ve mekanı terkettik.
    Yazık ki Türk mimarisinin seçkin bir örneği olan ve de gerçekten enfes bir mekan olabilecek Moda İskelesi- ve Allah bilir daha nice böyle ekanlar,kurumlar vs- bu zihniyet ile çürüyor,yozlaşıyor.Yazık.

  12. inanmakta zorlanıyorum bunlara ama maalesef günümüz Türkiye’sinin gerçeği bu.. Ne ben elimde bir kadeh şarapla veya rakıyla veya birayla güzel bir manzaranın tadını çıkararak yemeğimi yediğim için “kirli”, “utanmaz”, “dinsiz” gibi yakıştırmalarla suçlanmalıyım, ne de benim yan masamda yemek yediği için daha “tutucu” (“tutucu” diyorum çünkü bu dindarlık değil tutuculuktur, imanın kimde olduğu bilinmez ve bilinmemelidir de) olan bir insan kendisini rahatsız hissetmelidir.
    Yıllardır bu ülkede olağan görüntülerdendir bir masada içki içilirken yan masada meyve suyu içilmesi; ve inanışlarından dolayı alkol kullanmayan bir çok arkadaşım oldu benim ancak benim arkadaşım olabilecek “aydınlıkta” ki insanlar ortamı kendilerine uydurmaya değil kendilerini ortama adapte etmeye rahatsız olmamaya alıştılar ki normal olan bu değil midir?
    Bırakın herkes kendi hayatını kendi özgürlüğünü dilediği gibi yaşasın. Bu özgürlük insana “seçme” hakkı sunarak başlar. menüde alkollü içeceklerin yanına alkolsüz içeceklerim seçim olarak sunulması gibi. yoksa “bizde böyle beyenmiyorsan git başka yere” mantığı basit bir tabirle insanları tercihlerinden dolayı hor görmek, dışlamak veya küçümsemek anlamına gelir.
    Yazılanları okuduğum zaman içimden “Ne vardı ölecek?” diye geçirmeden edemiyorum Ata’m. “Ne vardı ölecek? Moda iskelede bir kadeh Rakı tokuşturabilme şerefine erişebilseydim seninle…”

    Ve belki o zaman sürekli geriye bakmaktan kurtulurduk, “arkamızdan gelen eli silahlı caniler, yobazlar var mı?” diye kontrol etmek için de ileriye bakabilirdik, nasıl ülkemizi geliştiririz? diye..

  13. Moda iskelesi hiçbir zaman ailelerin gidemediği bir yer olmadı, her zaman nezih, açık fikirli ve ahlaklı insanların mekanı oldu. Biralar, şaraplar içildi, adam gibi kalkıldı. Şimdi kalkmış, içki ile ahlaksızlığı yan yana koyma cesareti gösteriyor bu müslüm gündüz prototipleri. Sonradan görme takunya sıkmabaş kültürsüzlüğünün moda iskelesine de sirayet etmesine izin verilmemelidir.

  14. ben yemek yerken denize karşı biramı şarabımı ya da rakımı içmek istiyorum dahası var mı? bu ne biçim anlayış????? kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz.. yakında her yerde ılık zemzem suyumuzu mu yudumlicaz yani!!!.. belediye işletmelerine içki ruhsatı verilmemesi özellikle anadoludaki pek çok yerde bira bile satılmaması ne demektir bunu düşüneniniz var mı içinizde.. yarın çok geç olacak farkında olun bir zahmet bunun siz de.. bu sayfa özellikle açılmış gibi belediyenin dinci görüşüne uygun kişiler doldursun diye.. haydi birey olma özgürlüğünü savunanlar bu geri anlayışın karşısında tavır koyalım hep birlikte..

  15. 25 TEMMUZ 2008 CUMA, SAAT :21:00
    MODA İSKELEY’İ YOBAZLARA BIRAKMAYACAĞIZ! İÇKİNİ KAP DA GEL!
    BİLGİ İÇİN: facebook’ta MODA İSKELEY’İ YOBAZLARA BIRAKMAYACAĞIZ! İÇKİNİ KAP DA GEL!adlı gruba bakabilirsiniz.
    iletişim : tonguce@hotmail.com

  16. istediğimi yiyip içme özgürlüğüm hem de rastgele bir iki yerde değil türkiye cumhuriyetinin hemen her belediyesine ait işletmede ve anadolunun pek çok kentinde nasıl engellenebilir?.. bu nasıl bir sözde demokrasi sözde birey hakkıdır?.. kendim alkol alsam da almasam da şiddetle protesto ediyorum..

  17. herhalde bu kadar yorum toplayacagini ege de tahmin edememistir. zira yesek tarihinde en cok yoruma sahip olan yazi oldu sanirsam. istatistikleri hic suphesiz eren daha iyi bilir. 40 yil düsünsem buranin bir sosyal direnise vesile olacagini zannetmezdim.

    bu arada zeynep hnm aciklamakta yarar görüyorum; bu sayfanin ne belediyeyle, ne de bir baska kamu kurulusu yada ozel isletmeyle alakasi yoktur. sadece yemek yedigimiz yerleri elestiren ve kisilere alternatif fikirler sunmayi amacladigimiz bir sayfadir. dogal olarak da internette sayfamizi ziyaret etmek isteyen herkese de görüsünü gözetmeksizin aciktir. gene de yesek le ilgili sorulariniza cevabi yesek nedir? linkinden ulasarak bulabilirsiniz.

  18. yukarda maddi bir hatada bulunmusum. bu direnis bu yazidan daha once tasarlanmis megersem. dolayisiyla ilk paragrafin son cumlesini lutfen ciddiye almayin.

  19. o zaman sizler de YEMEKLERİ eleştirirken HİÇ DİİLSE BİR SATIRLA ALKOL VERİLMEMESİNİ DE ELEŞTİRİN.. EN AINDAN DÜŞÜNCENİZİ (tabi varsa) BİLDİRİN..HİÇ Mİ GÖREVİNİZE DAHİL DİİL YANİ BU SİZİN???? hanımsızın büsbütün gasbetilmekte haklarınız.. bu kadar yorum da yetmez yüzler binle akmalıydı ne kadar reaksiyonsuz bir milletiz.. tabii atatürk birysel özgürlüklerimizi hazır vermiş bize şımarmışız.. işte özeti bu. işin.

  20. o zaman sizler de YEMEKLERİ eleştirirken HİÇ DİİLSE BİR SATIRLA ALKOL VERİLMEMESİNİ DE ELEŞTİRİN.. EN AZINDAN DÜŞÜNCENİZİ (tabi varsa) BİLDİRİN..HİÇ Mİ GÖREVİNİZE DAHİL DİİL YANİ BU SİZİN???? hanımsınız büsbütün gasbetilmekte haklarınız.. bu kadar yorum da yetmez yüzler binler akmalıydı ne kadar reaksiyonsuz bir milletiz.. tabii atatürk bireysel özgürlüklerimizi hazır vermiş bize şımarmışız.. işte özeti bu. işin.

  21. bulundugunuz site görev icabi hazirlanmis degil,internette boslugunu hissettigimiz alternatifi doldurmak icin vardir. kurumsal degil tamamen kisiseldir.

    ibrahim bey biz mekanlari elestirirken, yemeklere, hizmet kalitesine bakarak elestiri yapiyoruz. ustelik yesek sitesini incelerseniz eger, ziyadesiyle ickili restorana, meyhanelere yer verdigimizi de göreceksiniz. bu platform kadin haklari, insan haklari, siyasi hareket ya da dinsel anlayisla ilgili bir yer degil, ki bunlari ifade edebilecegimiz yiginla da olusum var internette.

    size verdigimiz aciklayici cevaplari tarafsiz gozle bir daha okumaniz ve sitemizden faydalanmaniz dilegiyle…

  22. Burada BELTUR A.Ş. rumuzu ile cevap veren de olduguna göre sesimizi ne mutlu onlara da duyurabilecegiz; hem bahsi geçen anonim sirketin belediyenin bir iktisadi kurulusu olmasi sebebi ile bir kamu yetkilisine de ulasabilmis olmanin huzuru ile bir kaç cümle sarfetmeyi düsündük. Buraya yazan sayin yetkilinin ve kurulusunun her ne kadar Adalet ve Kalkinma Partisi’nin görev üstlenmis oldugu bir dönem içerisinde fazlaca partizan bir yapiya sahip oldugunu çok dikkatle gözlemlesem ve bundan emin olsam da merakimi çeken noktalari sormak isterim: tüm beltur isletmelerinde tek bir (gerek üreticisi gerekse dagitim organizasyonu iktidara ve belediyeye hakim AKP kisaltmasi ve “AKPARTİ” uzaltmasi ile maruf partiye yakinligi çokca iyi bilinen) markanin kullanilmakta oldugu dogru mudur? eger ki kendini kamu kurulusu olarak tarif etmekteyse bu isletme, her üreticiye esit mesafede bir uygulama yürüterek ihale usulu ile mi alim yapmaktadir? konumuza dönersek; bu kurulus burada ifade edildigi gibi tüm istanbullulari alkolün kötülüklerinden uzak tutmak amacini mi güderek alkollü içki servisi yapmamaktadir? eger öyle ise istanbullulari diger kötülüklerden de uzak tutmayi amaçlamakta midir? örnegin fuhusa meyilli gençlerimizin göz fuhusu halinde, elleri sarmas dolas kurumlarindan içeriye girmelerine müsaade etmekte midir? yoksa bizi bundan da korumakta midir? ayniyetle yine bizi göz zinasindan koruma maksadi ile beltur isletmelerine giren tüm kadinlarin baslarina birer çarsaf geçirmekte midir? eger yapmiyorsa neden yapmamaktadir? ya da ne zaman yapacaktir. sadece çevrenin önce bir su pis, ahlaksiz alkol tüketenlerden temizlenmesi sirasinin bitmesini mi beklemektedir?
    saygi ve sevgilerimle…

  23. Değerli Şule hanım sanırım ;işbu “yüklenmenin” yanlış adreste yapıldığını,Bel-Tur ile organik bağları olmadığını hatırlatıyor.

    Böylesi bir mecra-ı açarken tüm “risk”leri kucaklamayı göze almak gerektiği gelir aklıma…Genişyürekli, objektif ve sevgi içre tutumla karşılamak ,taraf olmadan derd edinilen her mekanın sorusunu-yanıtını karşılıklı iletmek bile hayırlı bir işlev olacaktır.

    Sanırım yeni açılmış olan işbu paylaşım sitesine de “destur”almadan girişi engellemezsiniz.Talihsiz başlangıcınız ise (danışıklı iş izlenimi veren) Bel-Tur A.ş imzalı yanıtla malul olmuş.

    Hayır’lara vesile olmasın, “evet” yanıtlarıyla, güleryüzle, marka sınırı olmaksızın, sevgiyle karşılasın Bel-Tur işletmesi geleni, gideni…

    Moda, ayyaş ve potansiyel zındık yatağı idiyse neden cesaret ettiler,yok değilse neden sınırlara hapsedilsin “aile”ler ve her daim yalnız da gelebilen “bayan”lar..?

    Baylar mı ? Zinhar yalnız gelmeyi düşünemeyeceklerdir bile devr-i Bel-Tur ‘da !

    Evetlere vesile olmak ,anlaşılmak umuduyla…Tarz-ı hayata müdahale böylesi sembollerle başlamadı mı?
    “Özgürlük” kisvesi altına saklayarak” velev ki…” diye başlayan bunalımın temeline “kişi hak ve özgürlükleri” taşını döşeyen zihniyet, işletmeci olduğunda bu kavramları, kişilerin tercih hakkını vs. neden unutur ve yutar , anlayamam !

    “Velev ki alkol bir simge..”yani anlayacağınız.

    Şule hanım, hatırlatayım hayatın kendisi “siyasi” bir şeydir zira siyaset seçilen yol anlamı içerir, ayrıca ideolojiktir hayat zira düşünmeden “idealize” etmeden hiçbir tecrübeye ve işe girişemez kimse…siz de…

    Bir küçük hatırlatma daha,: buraya yakınanların hiçbirinin bağımlı ve ayyaş akşamcılar olduğunu sanmıyorum.Malum bütçe ve sosyal durum meselesi…

  24. Teoman Bey;

    Birinci paragrafa; cok dogru anlamissiniz demek istedigimi, tesekkür ederim.
    İkinci paragrafa; kesinlikle oyle oldugumuzu düsünüyorum, benim postalarim yukarda adi gecen isletmeyle alakamiz olmadigini, Zeynep Hnm’in yazisi uzerine belirtmekti.
    Üçüncü paragrafa; engellemek zaten benim yapabilecegim birsey degil. Baska mekan sahipleri gibi Bel-tur da google da search yaparak ulasmis olmali siteye.
    Sondan bir önceki paragrafa; nereye ne şekilde girecegim, neyi düsünerek ya da düsünmeyerek yapacagim benim tasarrufumda olan birseydir.
    Son paragrafa; buraya yazanlarla ilgili bugune kadar herhangi sekilde bir düsüncem olmadi. kaldi ki bahsettiginiz sekilde kisiler bile olsa problem olmazdi emin olun.

  25. …girişemez ” derken insan türü olarak “doğamızdan gelen özgüdülerden sözetmekteydim, emir veya yolgösterme değildi muradım.

    İçten yaklaşımınız ve yönetim anlayışınızdaki açıklık için sağolun.Paylaşım iyidir.
    Kolaylıklar dilerim.

  26. Ben de bugün burada yazılanlardan ve Moda İskelesi’ndeki değişimden habersiz akşamüzeri keyfi yapmak için eşimle iskeleye gidip, sürpriz yaşayanlardanım. Gerçekten çok canım sıkıldı. Mekanların artık içkili içkisiz diye ayrılması, bir süre sonra haremlik selamlık restoran ve kafelerin de habercisi mi? İçkisiz servisi destekleyen ve ailelerden bahseden üyelere sözüm; günbatımında manzara eşliğinde bir kadeh içki içmenin keyfini yaşamakla sabahları yine Moda’da Kemal’in Yeri’nde simit ve çay içme keyfini yaşamak arasında bir fark yok inanın. İkisinden de inanılmaz keyif alınabilir. İkisi de aynı medeni ölçülerde! yapılabilir, bekarlığına, ailesine bakmaksızın. Bundan önce aynı mekanda biz şarabımızı, biramızı içerken yan masada meyve suyunu ya da çayını-kahvesini içen bir sürü türbanlı türbansız, ortamın tadını çıkaran insan gördüm. Bu insanların duygu durumuyla ilgilidir, bazen biranızı bazen de kahvenizi orada içmek isterseniz. Önemli olan bir çalışma günü sonrasında ya da fırsat bulduğunuzda o ortamın dünya görüşünüz ne olursa olsun keyfini çıkarabilmenizdir (Ne günlere geldik! Bu tür cümleler yazmak zorunda kalmak bile çok tuhaf) İstanbul’da Moda İskelesi gibi denizin içine uzanan nadir bir yerde içki içmek isteyenlerin cezalandırılması ciddi bir ayrımcılığın ve provokasyonun tepe noktasıdır bence. İçki içmeyen giremez diye bir uygulama hiç varolmamışken, içki içen burada hizmet alamaz nasıl bir adalete sığar? Güç dengeleri değiştiğinde yapılacak işler diye bir liste var herhalde, birileri gün be gün bunları uygulamaya sokuyor. Bize de sadece izlemek düşüyor, çünkü düşüncelerimizi ya da arzularımızı vandal yollarla başkalarına kabul ettirmeyi insanlık anlayışımıza sığdıramıyoruz.

    YESEK isimli bu websitesine gelince, bence içkiyle ilgili bu önemli bilginin atlanması bu sayfaların takipçilerine yapılan büyük bir haksızlık. İçkili restoranlara da yer veriyoruz açıklaması yeterince iyi bir özür değil zaten. Yazdıklarınıza kapılıp, insanların beklenmedik sürprizler yaşamasını sizin de isteyeceğinizi sanmıyorum.

  27. BELTUR MUSUN NESIN MODAYI SANA VE SENIN GIBI SEYTAN HIZMETKARLARINA DAR EDERIZ! SEN BENIM ICKIME MANI OLURSAN BEN SENIN NAMAZINA MANI OLURUM HABERIN OLA! BEN ADABIMLA ICKI ICERIM SEN DE ADABINLA DIN YAP SALATALIK TURSUSU!!!

  28. arkadaşlar orada sadece içki içmekle kalsanız? dağıtıp sağa sola saldırıyorsunuz? içki içen kaç kişi mutlu olmuştur hayatı boyunca? ve insanlara da düşünceleri konusunda saygılı olmanızıı tavsiye ederim. çok eleştiri yapanlar eleştiriyi en çok hak eden insanlardır. saygı ve sevgi ile çözülemeyecek konu yoktur. hapinize mutlu günler

  29. selam arkadaslar modada o kadar cok ıckı alınacak yer var kı ama sız taktınız ya ıllede orda ıcceksınız.bıde dıger tqaraftan bakın aılesı ıle gelmıs ama asla O OCU DEDIGINIZ INSAN LARDAN DEGIL AYNI SIZLER GIBNI DUSUNEN AMA ICKISIZ BI YERKLERDE OTURABILMEK ISTEYEN INSANLAR HIC YOKMU BI DE O TARAFTAN BAKIN .GIDIN KALAMISTA KADIKOY BELEDIYESININ TESISI VAR ALKOLDE SERBEST .KADIKOYDE ICKISIZ YER ZATEN YOK BI ISKELE VAY BE NE OLAY OLMUS.BEN NE BELTUR NE O NE BU O MEKANI OLE KABUL EDENLERDENIM KAFA DINLEMEK VE RUH DINLENDIRMEK .ELINE SAGLIK ARKADASLARIN 1994 DEN ONCEKI CQAMLICA VE DIGER YERLERI IYI BILIRSINIZ .

  30. Birçok kez Beltur’un Moda işletmesinde bulundum.Halk arasında orta direk olarak tabir edilen bir gelir düzeyim var.Konusu geçen mekan eskisi gibi bir işletme de olsa idi kesinlikle maddi gücüm bu ortamda eşimle,dostumla yemek yemeye yetmezdi.Fakat Beltur’a geçti ve benim gibi belki binlerce insan uzaktan bakmakla yetinmek zorunda kaldığı bu güzel mekanlarda artık yemek yiyebilecek,o eşsiz manzaranın tadını çıkarabilecek.Bence bu noktayı kimse es geçmesin lütfen.
    Burda olumsuz görüş yazan insanlar sanırım semtlerinden hiç çıkmamış olacaklar ki içkili ortamdan kimsenin rahatsız olmayacağını düşünüyorlar.Nacizane tavsiyem şudur ki Moda semtinden çıkıp şöyle bir gezip dolaşsınlar.Özellikle çocuklu ailelerin rahatsız olabileceklerini anlasınlar.
    Kaldı ki bu manzaraya karşı alkollü içeceğini yudumlayabileceği birçok mekan var o çevrede.Bir tanesi de alkolden uzak durmak isteyenler için olsa ne çıkar ?

  31. İşte arkadaşlar, ALAYINA rumuzlu kişinin yazısına bakın ve de aramızdaki farkı görün. Bizim isimlerimiz açıkça belli fakat bu kişi ona bile cesaret edememiş. Bence artik bu sayfaya yazi yazmayın cünkü bizim muhatabımız olamayacak kadar cahil bunlar. Biz kendi kültür seviyemizdekilerle yazışalım.

  32. Ayrımcı düşünce ile,”siz ve ötekiler “üzerinden herşey keskin çizgilerle bölünürse, tahammül azalırsa,sizin gibi üslubu düzgün bir muhterem dahi böylesi gaflet içre beyanda bulunursa vay halimize sayın S.Meletli…

    Doğrusu, “alayına” rumuzuyla -saklanarak -küfreden kafirin , son paragrafınızda yanında duruyorsunuz işlettiğiniz mantık ile…

    Üzgünüm.Zamanını beklemiş “rövanşist” fanatikler bu denli artarsa yemek değil, “birbirimizi” yemeye başlarız, korkarım.

    Yapmayın,sekiz yıl boyunca bir tek “ayyaş” görmedi Moda İskelesi insaf edin ümmet-i Muhammed!

    Tetikçi medyanın has çocuğu Vakit ‘te işbu siteden alıntılarla “hedef” göstermede…
    Danıştay cinayeti, ve Gümüşhane cinayeti öncesinde yaptığı üzre…

  33. uff be. amma can sıkıcı oldu bu tartışma. hiç böyle bir niyetim yoktu ılk yorumu yazarken, yalnızca Beltur AŞ’nin belli görüşlerin politik manevralarına hizmet eden bir müessese olduğunu belirtmek istemiştim. nitekim buradaki tartışmadan da anlaşılacağı gibi anneanemin başörtüsünden (bu içine bone giyilip, sokakta şaklaban gibi gezinilen türü değil, bildiginiz başörtüsü) yediğimi içtiğimi ve hayatımın her noktasını politisize etmeyi başaran, rantçı cahiller her yerde… burası restoranların eleştirildiği bir yer olduğundan bu tip kim daha müslüman, sen kafirsin, sen bilmemnesin muabbetleri için doğru forum olmadığını düşünüyorum, zaten gün bütün gün debeleniyoruz bu karmaşanın içinde, burada da aynı muahbbete gerek yok diye düşünüyorum. Beltur’a gelince arkasındaki belediye desteğiyle beltur burada fakirin fukaranın hakkını koruyan bir işletme imajı çizilmeye çalışılsada haksız rekabet yaratan bir kurumdur. Günümüzde alkollu içecekler restaurantların en çok kar marjı bulunan kalemleridir, ve beltur un parsellediği mekanlarda daha önce bulunmus bir cok isletmenin gunumuz koşullarında alkollu içecek satmamayı finansal olarak kaldırması çok zordur. Beltur bunu arkasındaki hükümet desteğıyle basarmaktadır ve bu belturun diger kalemlerinde uyguladığı fıyat kalemleri icinde gecerlidir . tabi günümüz türkiyesinde kimse çıkıp oyleydi boyleydi diyemez, çünkü o hakkımız elimizden alınalı çok oluyor. O yüzden tavsiyem beltur ve müşterilerini rahat bırakalım ve yemegin yanında fanta içerek bir ömür geçirsinler. Zaten servis edilen yemegin kalitesizligini ancak Fanta gibi (ki bu belturda fanta değil, fantaya denk gelen ülker urunu olacaktuır.) şeker bombası bir içecekle örtebilrler. gastronomik açıdan bakıldığında yemegin yanında fanta içmeyi ancak böyle açıklayabileceğim. yani yemek burada bir keyif unsuru değil bir doyma aracı. bu durmda da alkolle keyif yapmak istiyorum argumanları zaten ortadan kalkıyor.
    vah vah zavallı Türkiye’nin getirildiği bu durumda kendimi sabah sabah alkole vermek istiyorum…

  34. İki gün bakamadım Yesek’e, pek bir hareketlenmiş. İnsanların takip ediyor ve ciddiye alıyor olması pek bir hoşuma gitti. Bir iki noktaya açıklama getireyim ama. Ben üç yıl önce bu blog’a açtığımda mekan sahiplerinin / işletmecilerinin gelip okuyacağı aklıma bile gelmemişti. Hala da bir yerin sahibi ve/ya işletmecisini tanıyorsam veya tanışırsam, Yesek’te yazan Eren’in ben olduğum anlaşılırsa, ne ona ne okuyanlara haksızlık olsun diye orası hakkında yazı yazmıyorum. Yine de Pervin hanımın dediği türden bir sorumluluğumuz olduğunu da düşünmüyorum. Sonuçta hobi olarak yapıyoruz. Eklemek istediğiniz önemli ayrıntı varsa, yorumlar kısmı bunun için. Ancak küfürleri tutma gereği görmediğimden Alayına rumuzluyu sildim, benzerlerini de siliyorum.

  35. 12 Eylülün beslemesi yobazların, “Elhamdüllilah yobazım” diyen mümtaz abileri, Vakit gazetesi yazarı ve bugünlerde nedense Vakit’in hakkındakji dava sürecini görmezden geldiği Hüseyin Üzmez için şu linke bakıp bu yaratıkların ne mal oduğunu görün. Gazoz içerek sapıtan bu adamlara bakıp Beltur’un içki yasağına hak vermemek mümkün değil :)))

    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=huseyin+uzmez&kw=&a=&all=&v=&p=8

  36. Sağol varol sevgili Eren…

    Bel-Tur ,ihmal olamayacak bir ihtimalle, bilinçli olarak web sitesinde eleştiri seçeneği açmamış, veya ben görmedim.

    Yine de “alayımıza dümdüz söven” kafirler dışında bizlere katlanma nezaketiniz ilgi çekici ve takdire şayandır.

    Tekrar sağolun, Şule hanım da, siz de…

    “Vakit” denilen kışkırtıcı tetik meraklısı sitenizden alıntılarla bizleri hedef göstermektedir.Bilginize…

  37. http://www.facebook.com/group.php?gid=27682919186
    “Hüseyin Üzmez, Vakit Yazarları, Yobaz ve Liboşlara Gazoz Satışı Yasaklansın” grubuna üye olmaya davet ediyorum.
    YOKSA BU MEMLEKETİN IRZI NAMUSU TEHLİKEDE!
    Yobaz, tetikçi Vakit Gazetesi “Ayyaşlar Kampanya Başlattı” başlıklı haberi ile yütümekte olduğumuz “Moda İskeleyi Yobazlara Bırakmayacağız! İçkini kap da gel” mücadelesinin aktivistlerini hedef göstermiştir. Türkiye’nin ilk “faşist tetikçisi” sıfatına sahip Hüseyin Üzmez’i inlerinde yazar olarak barındıran bu gazetedir. Yobazlar, Liboşlar bu memleket için tehlikedir. BAŞTA VAKİT GAZETESİ, OKURU, YAZARI OLMAK ÜZERE YOBAZLARA, LİBOŞLARA GAZOZ, KOLA, FANTA SATIŞI YASAKLANMALIDIR!

  38. 1 haftalık tatil sonrası, bu yazının yarattığı sosyal hezeyana inanamadım! meğer aramızda bütün aktivist-protest-laik-militarist ruhunu yesek’e saklayan arkadaşlar varmış. gülmekle yetindim. bu kadar lafın üstüne, bu arkadaşların suya bile temkinli yaklaştıklarını, fasulyeyle şampanya, börekle viski, baklavayla bira içmeden rahat edemediklerini düşünmeden edemedim. zaten de istanbul’un -ve dünyanın- her cafe’sinde içki servisi yapılıyor, bir tek bu beltur müslüman…

  39. Sn Y.Teoman Serinkaya ..
    Sizin edebinizle,adabınızla içki içtiğinizden hiç şüphem yok,keşke herkes sizin gibi beyefendi bir şekilde içse içkisini.O zaman hiçbir problem kalmayacak zaten..Ama maalesef herkes sizler gibi değil..

  40. Saygıdeğer İstanbullular ve Türk Kamuoyunun dikkatine,

    Kadköy Moda’da yer alan Tarihi Moda İskelesi’ne 25 Temmuz Cuma akşamı ytemek yemeye gittik ailece. Çok güzel bir ortamdır orası, bilenler bilir.

    Bir süre sonra iskelenin girişine toplanan birkaç insan elinde saksafonla birşeyler çalmaya başladı. Ellerinde getirdikleri içki şişelerini açarak yudumlamaya başladılar.

    İşletme yöneticileri rahatsız olan birkaç müşterinin şikayeti üzerine polisi arıyor.

    Gelen polisler durumu öğreniyor, fakat herhangi bir müdahale yapmaksızın içerde bekliyorlar.

    Ancak geçen süre içerisinde iskele girişinde toplanan grup kendilerine göre haklı gerekçeyle gösterilerine devam ediyor, gelen müşterilere laf atıyorlardı.

    Hatta birkaç gösterici işi biraz daha ilerleterek polislere laf attı. Hakaret etti.

    İstedikleri de sanırım buydu. Biz moda’lıyız, yıllardır içki içtiğimiz mekanda içmek istiyoruz, burayı yobazlara yar etmeyeceğiz tarzında söylemlerle ortamı gerginleştirmek ve sonrasında da polis müdahale ederse, işte bakın bunlar hem yasakçı hem de faşist demekti.

    Biz de ister istemez rahatsız olduk, yemeğimize ara verdik ve ne oluyor diye olay mahalline doğru gittik.

    AR-GE’ci olduğumuzdan dolayı kim bunlar, ne yapmak istiyorlar tarzında şeyler öğrenmeye çalıştık. Öncü olarak orada bulunan TONGUÇ KOÇ isimli şahsın, gelecek seçimlerde belediye başkanlığı veya milletvekilliğine oynadığı söyleniyor.

    Kadıköyün hassasiyetini bilen, modalıları da bu anlamda yanına almaya çalışan TONGUÇ KOÇ’un Türkiye Komunist Partisi’nden Denizli Milletvekili adayı olduğu öne sürülüyor.

    Kaldı ki çevrede içki içilen o kadar mekan varken, ille de burada içmek istiyorum tarzından çıkışlar yapmak, kişisel menfaat temin etmekten başka bir amaca hizmet etmeyecektir.

    Buradan başta MODA sakinleri olmak üzere tüm İstanbullulara sesleniyorum; İstanbul herkese yetecek kadar geniş, güzel …

    İçki, sigara vs içilen yerler kadar içilmeyen yerler de olsun… Bu yasakçılık değil, daha sağlıklı bir yaşam için atılan güzel adımlardır.

    Mesela son günlerde başlatılan DUMANSIZ HAVA SAHASI, beni adeta çocuklar gibi şen kıldı. Bilenler bilir, halk otobüslerine veya taksiye, dolmuşa bindiğinizde /özellikle yaz aylarında/ müthiş bir koku vardı, ter kokusuna karışmış tütün kokusu… Dikkat ettiniz mi artık bu koku şimdi neredeyse yok gibi…

    Daha mutlu, huzurlu ve daha güzel bir İstanbul için biraz daha anlayış…

  41. ismini veremeden etrafa saldirmanin dayanilmaz hafifliği ile döşenmiş efendi yukarida…
    ama komik duruma düşmüş, daha “AR_GE”ci olmalari dileğiyle..

  42. “İÇKİ MODA SİYASET” rumuzlu, adını açıkça vermekten aciz AR-GE’ciler(ARSIZ GERİCİLER), “Google’a sormak” diye birşey var. Kim olduğumun bilinmesini istemesem, yaptıklarımdan ve kişiliğimden utanılacak birşey olsa adımı doğru vermem değil mi? Komünist bir öğretmen ailesinin komünist oğluyum. Anam da babam da komünistti ve biri 23 yıl diğeri 28 yıl hizmet etti köylerde kasabalarda. Evrim teorisini öğrencilerine açıkladığı için de sürüldüler, sağcılara selam vermiyor diye de. Siz yobazların ne mal olduğunu çok eskilerden bilirim.

    Ağlaksınızdır, gazoz içer sapıtırsınız, paraya tapar, din sömürüsü yaparsınız.

    Komünistim.
    Tetikçi basınınızda lütfen yazın 8 sütun üzerine kapkara puntolarla.
    Elbette yobazların hakkından gelmek komünistlerin işi, elbette emperyalistlere ve işbirlikçilerine karşı mücadele vermek bizim işimiz, dünyanın heryerinde komünistler yaşadıkları topraklara sahip çıkmıştır. Alman faşistlerini Fransa’dan kovanlar Fransız komünistleri idi. ABD’nin yalakalığını yapmayan kaç ülke var dünyada bir bakın. Komünist Küba, Sosyalist Chavez’in Venezüellası, Sosyalist Moralles’in Bolivyası vb. Bizim milletvekili adaylarımız erkeğiyle kadınıyla işçilerden, işsizlerden, emeklilerden, mühendislerden, öğretmenlerden, aydın ve sanatçılardan oluşuyor. Aday olmak için de para ödemek zorunda değiliz. Çünkü karşılığında ihale peşinde koşmak için değil, bağımsız bir ülkede, onurlu, eşit, özür, planlamacı, kamucu insanca bir düzen kurmak için siyaset yapıyoruz. Ben komünist kimliğimi övünmek anlamına geldiğinden mahcup açıklarım, gizlemek istediğim için değil.
    Moda İskeleyi size dar edeceğiz!

  43. AR-GE’ci şahıs sigara dumanının soluduğumuz ortam havasına karıştığı için İÇMEYENE de zarar verdiğini yapılan bilimsel çalışmalar sonucu gösterilmiş olduğunu biliyor olmalı.

    Ancak alkol, içmeyene zarar vermez. Siz meyve suyu içerken bir bira içen yanınızdaki arkadaşınız sizi “sarhoş” etmez (hoş bir birayla kendi de sarhoş olamaz ya).

    AR-GE’ci şahıs DUMANSIZ HAVA SAHASI ile içki tüketimini ilişkilendirmeye çalışarak kafaları karıştırmaya çalışıyor…

    Ama çok beceriksizce.. sanırım kendisi “AR-GE’rici demogoji bölümünde stajer”. İlerleyen zaman içerisinde kendisinden daha iyi çalışmlara imza atmasını bekliyoruz…

    Diğer yandan umarım AR-GE’ci şahıs şu tür bilgilere de ulaşmıştır (yoksa kendisi alkol içeren yazılar da mı okumuyor ? )

    “Şekerli gıdalar mayalanarak bir miktar etil alkol (içki alkolü) üretme eğilimindedirler”

    Pek bir severek içtiğimiz BOZA’da (mayalanma yoluyla üretildiği için) ve HURMA’da (oldukça şekerli bir meyve olduğu ve toplandıktan sonra beklediği için) belirli miktarda alkol var.

    Sanırım AR-GE’ci şahıslar 5-6 bardak boza içerek veya 20-30 tane hurma yiyerek, bir su baradağı (200 ml) bira’nın ( genelde hacmen %3.5 alkol) taşıdığı alkol miktarına oldukça yaklaşabilirler (bi ihtimal geçerler de).

    Bir aralar TUBİTAK’ın yaptığı bir araştırma benzer bir habere konu olmuştu. İlgilenenler için haber:
    http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=171594

    Bu arada AR-GE’rici dahi şahıs A-İT’in (Atlantisin İstihbarat Teşkilatı) çok gizli batan arşivlerine derin bir dalış yaparak TONGUÇ KOÇ’un milletvekili adayı olduğunu (geçtiğimiz seçimlerde) çıkarmış ve onu bir hamle’de mat etmiş…

    Zamanında TONGUÇ KOÇ’a çok söyledik milletvekili adayı olma… bak meclisteki çoğunluğun düzeyine… bu adamlar arasına girmeye çalıştığını AR-GE’riciler bir bulursa cümle aleme rezil olursun dedik… dinlemedi… :)

    Heyhat! Ben ne yazsam şair gibi söyleyemiyorum:

    Rakı şarap içiyorsam sanane,
    Yoksa senin zararına mı içerim?
    Gelsek ikimizde kıldan köprüye
    Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim.

    Ömmer Hayyam

    SAĞLIĞINIZA!

  44. Kışkırtmayı “Vakit’ten öğreniyorsunuz herhalde…Rumuz kullanmadan, “yalan”a sığınmadan halisane niyetle davransaydınız daha uygar bir Ar-Ge-ci kabul eder, dikkate alırdım sizi…
    Oradaydım ve sokakta içki içmiyorum ancak içenlerle, yani sakin,sevecen barışcıl Moda’lılarlaydım, ne polise ne de gelip geçene sataşmadılar.Aralarına -nedense- katılan bir genç beyaz türbanlı kardeşimiz ve yanındaki de tanıktır,doğru’yu savunabiliyorsa..
    .
    Yoksa onu mu yolladınız “Ar-Ge için…

    Yapmayın insaf ey ümmet-i Muhammed !Burası bir yemek ve mekan paylaşım sitesi, yeri değil yalanın ,dolanın…Meşgul etmeyelim isterseniz, insaf !

    **Bir daha okusunlar Kışkırtıcı yalanınızı bay İçki-moda-Siyaset:
    **************************************************************************
    “işletme yöneticileri rahatsız olan birkaç müşterinin şikayeti üzerine polisi arıyor.

    Gelen polisler durumu öğreniyor, fakat herhangi bir müdahale yapmaksızın içerde bekliyorlar.

    Ancak geçen süre içerisinde iskele girişinde toplanan grup kendilerine göre haklı gerekçeyle gösterilerine devam ediyor, gelen müşterilere laf atıyorlardı.

    Hatta birkaç gösterici işi biraz daha ilerleterek polislere laf attı. Hakaret etti.

    İstedikleri de sanırım buydu. Biz moda’lıyız, yıllardır içki içtiğimiz mekanda içmek istiyoruz, burayı yobazlara yar etmeyeceğiz tarzında söylemlerle ortamı gerginleştirmek ve sonrasında da polis müdahale ederse, işte bakın bunlar hem yasakçı hem de faşist demekti.

    Biz de ister istemez rahatsız olduk, yemeğimize ara verdik ve ne oluyor diye olay mahalline doğru gittik. ”
    *******************************************************************************
    Bir satırı dahi yaşanmamıştır.Polis kibar ve ölçülü,önceden istihbarat sonucu bulundu orada…Ortak sağduyulu tutumla polisle karşılıklı anlaşarak dağıldık.

    Affınıza sığınırım Eren ve Şule kardeşim…

  45. Tonguç Bey,
    ne güzel anlatıyorsunuz, ananızı da babanızı da tebrik ederim böyle tutkulu bir evlat yetistirdikleri için lakin burası yeri midir? Burası benim bildigim bir yemek blogu. Bu blogda kıyameti, baharatı çok kaçmış mantarlı tavuk için koparsaydınız ya da burası bir siyaset blogu olsaydı bu heycanınıza katılmak çok isterdim. Ama burası yeri değil. Acilen davanızı tartışabileceğiniz başka platformlar bulmanız dileğiyle. Sevgiler.

  46. Hülya hanım merhaba,

    Cake Studio var Fenerbahçe Kalamış’ta. güzel bir mekan, tavsiye ederim.
    bir de Cafe Banliyo var, bunlar da ev yemekleri yapıyor. Bir iki kişi için Cafe Banliyo’yu tavsiye edebilirim.

    Ancak, eğer kalabalık bir grup için güzel bir yer arıyorsanız Studio’ya gidin. Fransız mutfağı ile Amerikan mutfağını orada tadabilirsiniz.

    hoşcakalınn

  47. ata bey, foruma sorduğum bu sorunun çok kısa bir sürede cevaplanacağını sanmıyordum. ilginize çok teşekkür ederim. hatta bi ara yazınızı okurken bir de fransız mutfağından bir yemek tarifi yapacaksınız hissine kapıldım :)

    tekrar teşekkürler… selamlar

  48. Hülya hanım merhaba,

    Hayalleriniz gerçek olsun diye, size Fransız mutfağından güzel bir çorba öneriyorum.

    Sağlık ve esenlik dileklerimle,

    Soğan Çorbası Tarifi

    Malzemeler

    2 çay kaşığı toz şeker (Ekmekler için)
    1,5 lt. et suyu
    1 kg. kuru beyaz soğan
    60 gr. tereyağı
    90 gr. eritme peyniri
    30 gr. tereyağı
    1 adet küçük baget ekmek
    Tarif Bilgileri
    Kategori: Fransız Mutfağı
    Puanı: 4
    Tarifi Yazdır

    Yapılışı

    Soğanları halka halka doğrayın. Tereyağını geniş bir kapta erittikten sonra tuz ve karabiber ekleyerek soğanları kavurmaya başlayın. Tencerenin kapağını kapatarak kısık ateşte 20 – 30 dakika pişirin. Bu arada et suyunu yoğunlaştırmak için 20 – 30 dakika kaynatın. Soğanların üzerine şekeri serptikten sonra orta ateşte sürekli karıştırarak kavurmaya devam edin. 10 – 15 dakikanın sonunda soğanlar karamelize olup kahverengi bir renk alırlar. Soğanları yakmamaya özen gösterin. Et suyunu ekledikten sonra altını kısarak 30 dakika daha pişirin. Bu arada fırını 180 derecede ısıtın. Baget ekmeklerini dilimleyin. Erittiğiniz tereyağını bir fırça yardımıyla dilimlerin üzerine sürün ve fırında 7 – 12 dakika kızartın. Çorbayı kaselere koyduktan sonra iki adet ekmek dilimini ortalarına yerleştirin. Rendelemiş olduğunuz eritme peynirini ekmeklerin üzerine serpin. Izgarada 2 – 3 dakika peynirler eriyinceye kadar bekletin. Çorbanız servise hazırdır.

Comments are closed.