Category Archives: Köfte

Barbaros’tan iki günde bir


İşe en yakın olan en geç gelen olur. Zır zır gezenler, kendi şehirlerindeki tarihi yerleri görmemiştir. Barbaros’tan da çok sık yesek de en az bahsettiğim yerdir. İşte tipik bir Barbaros günü: Arnavut ciğeri, karnıbahar, kuru fasulye, İzmir köfte, bezelye, bulgur, domates çorbası. Nadirdir buranın bizi mutsuz ettiği. Kuru fasulye hatadır mesela. Bulguru yeterince sık yapmazlar. Ama köftesi iş görür. Zeytinyağlılar hep ayarındadır. Nihayet yemeksepeti’ni keşfettiler. Bir de her zaman için esnaf lokantasından bir tık pahalıdır.

İstiklal Caddesi Bursa Izgara’da Pideli Köfte

Beyoğlu’ndaki  Bursa Izgara uzun zamandır gözüme çarpıyordu. Hem pideli köfte sevdiğimden hem de vitrinlerinin davetkarlığından. En sonunda bir Beyoğlu gecesinin geç vaktinde gidebildim. Çoğu Türk insanı gibi ben de iskender ve onun köfteli türevi olan pideli köfteyi seviyorum. Ama bu ikisini de hakkıyla yapan yer çok az. Bursa Izgara’ya gelecek olursak ben burada yediğim pideli köfteyi çok beğendim. Çünkü işin esas önemli kısmı olan tereyağ, sos, yoğurt ve pide uyumunu çözmüşler. Köfteden de önde olan bu 4 unsur damakta lezzet bırakıyor, insanın iştahını açıyor. Tereyağ ve sosun lezzetini ayrı ayrı alabiliyorsun. Köftesi biraz daha lezzetli olabilir ama köfte de geçer not aldı. Bir şubeleri de Bakırköy’de varmış. Pideli köfte porsiyon fiyatı 12 lira. Bundan sonra Beyoğlu’nda uğranılacak yeni bir adres çıktı.

Otello Kamil sokaktaki seyyar (olmayan) köfteci

Esentepe’nin arka sokaklarında, Profilo alışveriş merkezine giden yollardan birinde eski bir Anadol kamyoneti, artık lastikleri inmiş, bir yere gitmez haliyle köfteci olarak görev görüyor. İş arkadaşlarım oranın köfte sandviçleri çok methetmişlerdi. Üç çeyrek denilen sandviçi özellikle: tam bir ekmeğinden ufak bir kısmını çıkartıp, ekmeği köfte ile dolduruluyor.

Yoğun bir iş gününde öğlen yemeğe çıkmaya vaktim olmamıştı, saat 2 gibi hala yememiştim ve acıkmıştım. Şu köfteciye uğrayıp bir sandviç atıştırmaya karar verdim. Bir yarım ekmek köfte sandviç (domates, yeşillik ve soğanla tabii) ve bir ayrana 5 lira verdim. Küçük plastik tabureler dizilmişti, orada bulunan Birgün gazetesi binasının avlusunun yanında. Köfte sandviçi methedilmeye değermiş, o taburelerde oturup, keyifli bir yemek molası oldu. (Aklıma geldi bu arada: acaba gazete neden bir işbirliği yapıp köftecinin müşterilerine bedava okuyacak Birgün gazetesi vermiyor?)

Yolunuz düşerse uğrayabilirsiniz.

Tarihi Sultanahmet Köftecisi

En ünlüsüne gittik. Hani şu duvarlarında yazılar, fotoğraflar olan.

1,5 köfte, 1 mercimek çorbası, 1 pilav, 2 salata ve 1 piyaz yedik. 1 kola ve 1 ayran içtik. Toplam 42 TL ödedik.

Hızlı, gerçekten hızlı servis. Nefasetinden ölünecek bir yemek yok ortada ama iyi yemek, Allah için. Köfteler lezzetli, pilavı tane tane. Çorba gecenin soğuğuna sıcak sıcak iyi geldi;  salatanın malzemeleri taze taze doğranmadı ama pörsümüş de değildi hani.

Sırf köfte için Sultan Ahmet’e gidilir mi emin değilim, ama oraya gitmişken de burada köfte yenir diye düşünüyorum.

Dokuz Ece Aksoy`da

…kaç kez yemek yediğimi hatırlamıyorum. Her seferinde mutlu son.

Son gidişimde,  Zeynep, Işık ve Emek’le beraberdim. Sebzeli fırın mücverler, zeytinyağlı tabağı, kızarmış patates & tavuk ve köfte tabağı yedik. Rakı & beyaz peynir ve ekstra yoğurt aldık. Kişi başı 45 TL ödedik.

Ben, özellikle Ece Aksoy’un sebzeyle olan oyununu acayip takdir ediyorum. Bir de ekmekler, bak onlar da ayrı güzeldi.

Köfteci Ramiz’de çok kez

İstinye Park’a son gidişlerimizde en çok uğradığımız yemekçi, Köfteci Ramiz oldu.

Genelde iş çıkışı gittiğimizden, ben aç, Yasin çok aç oluyor. Yasin çok aç olunca, Burger King’e olan zaafı hortluyor, ben sinir oluyorum. O yüzden, yine fast food kategorisinde olan ama nispeten daha sağlıklı yemek sunan bir alternatif bulmak durumunda kalıyorum. Günaydın’da ve Saray’da defalarca yedikten sonra sıkılınca, Köfteci Ramiz’e bir şans verelim dedik. O zamandan beri birçok defa burada yemek yedik. Yasin köftelerine bayılıyor, ben de binbir çeşit malzeme olan salata tezgahına. Belki 5-6 çeşit yeşillik, 3-4 çeşit fasulye, değişik otlar, turşular ve benim gibi otçulların mest olacağı bir tezgah var burada. Sonra, yoğurt güveç kapta satılanlardan, ayran da Eker marka. Fiyatlar da gayet uygun. Daha ne olsun?

Biz her seferinde, 2 tıka basa doldurulmuş salata tabağı, 1,5 Ramiz köfte, 1 ayran, 1 kola, 1 yoğurt alıp 25 TL ödüyoruz.

Sami Usta’da köfte

Yüksek Kaldırım’dan tin tin indik, indikçe acıktık, Karaköy’de alt geçitten geçtik, sahile çıktık ve aval aval etrafa bakınmaya başladık. Galata köprüsünde yenmez. İskelenin arkasında dizili velkamverinaysçıların önünden yürüdük, onlarda da yenmez, sosisli fikrine Laden’le ben burun kıvırdık, Namlı’ya baktık kapalı, otoparkın arkasındaki kebapçılarda kapatmak üzereler. Bu arada çok efendiyim ha, açım ama ne Laden’in ne Volkan’ın kafasını koparıyorum ama ne yapacağız bilemiyorum da. Derken o Köfteci Sami Usta tabelası bir çekici geldi. Vaha sanki. Onlar da kapatıyorlarmış gerçi ama hayır diyemediler. Son müşteriler bizdik. Biz sipariş verirken bir on-onbeş ekmek arası köfte yaptılar ki iyiye işaret. Köfteler geldi, pek lezzetli. Çakma piyaz zaten iyi, Volkan’ın da süslemesiyle daha bir iyi oldu. Hele bir de tavuk şiş. Bir Gelik’te yemiştim böyle sulu sulu, yumuşağını. Bir de artık kapatıyorlar diye herhalde bol, doldurdular. Çay kalmadı diye kendiliklerinden özür dilediler, bir dahaki sefere artık dediler. Pek memnunduk kalkarken. Ödetmediler bana ama 30 civarıdır diye tahmin ediyorum.

Caprice’den lezzetli Kebaplar…

Belirli aralıklarla uzunca bir süredir gerek siparişle, gerekse bizatihi giderek deneyimlediğimiz bir yer oldu Caprice Restoran.

Üstelik menüsü de hiç uğraştırmayanlardan zira ne isterseniz isteyin eğer yemeği yerinde yiyorsanız 8-TL, yok sipariş vereyim diyorsanız 10-TL. Benim favorilerim Antep Altı Ezmeli ve Kanat. Altı Ezmeli dedikleri bildiğiniz ezme salata üzeri daha toplu ve fıstıklı şiş köfte. Tabii salatadaki ezme kadar ince ve küçük kıyılmış birşey hayal etmeyin, zaten bence doğrusu da o zira öyle olsa muhtemelen köftenin altında pişmekten bulamaç haline gelmiş garip birşey olurdu. Yanında bilindikler konulmakta: ızgara domates biber, bulgur pilavı ve sumakla karıştırılmış kuru soğan. Özetle Mecidiyeköy tarafına yolunuz düşerse-belki de bir iki Trump Towers dairesi de görmek istersiniz- uğrayın. Keyifle, afiyetle güzel kebaplar yiyin.

www.caprice.com.tr

Köfteci Ramiz’de lezzet aramak

İş çıkışı Kazasker’de minibüs yolundayım. Tıklım tıklım Köfteci Ramiz’in önünden geçiyorum. Akhisar sonrası İstanbul’da ilk açılan şubelerinden Bağdat Caddesi şubesini denediğimdeki memnuniyetsizliğim geliyor aklıma. Karnımın açlığı bir yandan, tatil ve İzmir yollarında Akhisar’daki öz Köfteci Ramiz’deki lezzetin hatırası bir yandan, ayaklarımı sürüyerek ve hadi bir şans diyerek giriyorum.

Bütün masalarda inanılmaz bir sirkülasyon var. Ben açık büfeden bir tabak salata hazırlayıp söylediğim köftemi beklemeye başlıyorum. Köfte geliyor, ilk ıssırığı alıyorum ve yine etrafa bakıyorum. Çünkü bu köftenin lezzet olarak en ufak bir numarası yok ve de Akhisar’daki köftelerle alakası yok. Ya da bu çevredeki masalar benim almadığım bir lezzet alıyor ve ben bu işten anlamıyorum. Ama biliyorum ki sadece isme gelmiş durumdalar. Bir bilseler burası ile lezzet olarak karşılaştırılmayacak ne köfteciler var tabelaları süslü olmayan. Kapitalist dünya… daha çok şube, daha fazla para. Lezzeti tutturmasan da olur.

Bir salata tabağı bir porsiyon köfte , bir cola.

Hesap 15 lira.

Bir daha gelir miyim, gelmem.