Gedikli’de deniz mahsulleri geçidi

Gedikli hakkında uzun süredir yazmamakla büyük ayıp ediyorum. Halbuki, Asmalımescit’te en iyi yemek yenecek meyhanelerden biri. Mezeleri idare eder değil, bayağı bayağı düzgün; ara sıcaklar hele, oldukça başarılı.

Biz o gece, önden deniz börülcesi, ahtapot salatası, yeşillikli haydari, semizotu salatası, levrek marine, karışık salata, kavun ve beyaz peynir aldık ve bir büyük rakı açtırdık.

kopyasi-gedikli-meyhanesi-090509-002

Ahtapot kıvamında, levrek lezzetli, semizotu salatasının yoğurdu yoğun ve tam sevdiğim gibi, deniz börülcesi konserve değil, salata rengarenk ve beyaz peynir tam yağlı, çok tuzlu değil ve kavuna güzel bir eşlikçi…Mezelerden yana oldukça şanslıydık.

Arkadan gelen ahtapot ızgara dehşet bir olaydı.

kopyasi-gedikli-meyhanesi-090509-010

Yumuşacık etli, çıtır derili kocaman bir ahtapot bacağı geldi. Yemeğe doyamadık.

Balık kokoreçi kızlar ısmarladı. Bana kalsa ısmarlamaz, hakkımı başka bir seçenekten yana kullanırdım ama ses çıkarmadım…

kopyasi-gedikli-meyhanesi-090509-007

….çünkü tadı iyiydi.

Ve kalamar ızgara…lastik olmamış, tam kıvamında pişmiş ve çok lezzetliydi.

kopyasi-gedikli-meyhanesi-090509-011

Ahtapottan sonra en sevdiğim deniz mahsulü olan kalamarın tadına varmak için, ızgarasını -veya yahnisini- yemenin şart olduğunu düşünüyorum. Tavasında aynı tadı, aynı zevki almak bence pek mümkün olmuyor.

Bütün bunların ardından, masadan biri bir ızgara balık sipariş etti, geri kalanlar ise beyaz peynir, kavun ve salatayı birkaç kez tazeletti. Son olarak da, kahvelerle birlikte ayva tatlısı ve  meyva tabağı aldık.

Toplam hesap, arada masaya gelen gidenin birası ve şarabı da dahil olmak üzere kişibaşı 50 TL geldi. (not: 6 kişiydik)

Ben, Gedikli’yi tavsiye ediyorum. Bence Refik’ten de, Yakup’tan da hatta Sofyali’dan da daha iyi.

Balık Kültürü

lakerda-016-2

Balık bilgisi olan kişilerle balık yemeğe gitmek çok faydalı ve keyifli oluyor. Aman ne yiyeyim, acaba balık taze midir, şu an hangi balık mevsimi gibi, çok önemli ayrıntılarla kafa yormaya gerek kalmıyor. Keyfine vara vara balık yeniyor..

Doğançay dönüşü, Küçükyalı sahil şeridindeki Lakerda Balık’a gittik “balık bilirlerle”. Aykut dalgıç, balığa çok meraklı. Hangi balık nerede bulunur, ne zaman yemek lazım, tazesi nasıl, ne renk olur biliyor. Cüneyt ise balık merakından küçük balıkçı teknesi almış kendisine, haftasonları sabahın erken saatinde yollara koyulup balık tutuyor. Ben de onlarla beraber kendime güzel bir balık ziyafeti çektim .. Şimdiki yorumlarım, aslında daha çok onların yorumları ve bilgileri…

Onlara göre Anadolu yakasının en iyi balıkçısı Lakerda imiş. Zaten müdavimiymişler. Sahil şeridinde yanyana bir kaç balıkçı var. Ortam güzel, aradan yol geçse de deniz kenarı, karşıda adalar..

Önden mısır ekmeği, turşu, zeytin-zeytinyağı ile açlığımızı bastırmaya çalıştık. Ardından deniz ürünlü pazı dolma ve deniz börülcesi geldi. Pazı dolması çok güzel ve lezzetli. Deniz börülcesi için Cüneyt bir bilgi verdi: Popüler olduktan sonra artık seralarda yetiştirilmeye başlanmış. Bizim yediğimiz sera mıydı bilmiyorum ama ben çok beğendim. Artık çoğu yerde kötü oluyor. Hatta geçenlerde Nuran İstinye’de bir balıkçıda geri yollamış.
Lakerdanın ise şu an mevsimi değilmiş ve güzel değilmiş Cüneyt’e göre. Ama lakerda, isminden de anlaşılabileceği gibi, en güzel burada olurmuş. Biraz soru işareti??

Kalamar tava ise yağını içine çekmemiş, içi yumuşak ve sulu. Tam sevdiğim gibi. Hatta küçük Bora hiç yemediği kadar yedi. Tekir tava içinse, garson her ne kadar yağını çekmemiş dese de ben aynı fikirde değilim. Tekir ile ilgili bir bilgi de Aykut’tan: 2 tip tekir varmış. Kayada gezen ve kumda gezen. Kayada gezen daha lezzetli olurmuş. Tekiri canlı görmek lazımmış. Eğer kıpkırmızı ise iyi demekmiş. Ama bizim yediğimiz lezzetsizdi.

lakerda-014-2

Soya soslu sardalyayı hepimiz çok beğendik. Izgara kalamarın ise üstüne ceviz serpmişler, süslemişler. 1 tane daha istedik.

lakerda-015-2

Ama gecenin, benim için bombası, ilk defa yediğim, daha önce yediysem de muhtemelen ismini bilmediğim için bir daha yiyemediğim eşkina. Nam-ı diğer kaya levreği. Izgara yapılmış ama buğulama kadar sulu ve yumuşak. Çok lezzetli bir balık. Mutlaka burada deneyin derim.

Gecenin sonunda yenilen tatlılardan dondurmalı irmik iyi değildi. Volkanonun ise daha iyilerini yedim.

Ne kadar ödendi bilmiyorum. İnternet sayfalarından gördüm, değişik fiyatlarda fiks menüleri var.
Balık ziyafeti için Aykut’a çok teşekkürler..

Fish Var’da çinekop

Uzun zamandır bana en fazla keyif veren yemek, geçen Pazar günü İstinye sahilde bulunan Fish Var’da yediğimdi.

Sabah geç uyandıktan sonra, kahvaltı için gidecek yer ararken, izlediğimiz bir videoda gördüğümüz mangalda pişen taze balıklardan canımız isteyince, Yasinle hemen sahile inip balık yemeğe karar verdik. Birçoğunuz için şaşırtıcı gelebilir ama evet, biz kahvaltı niyetine balık yedik, hem de çok zevk alarak.

Hava günlük güneşlik olduğundan, ikinci katın balkonundaki masalardan birini oturduk ve hızlıca siparişlerimizi verdik. Ismarladıklarımızdan önce, turşu ve ekmek getirdiler. Ekmek sepetinin üzerine koydukları, yuvarlak mısır ekmekleri gerçekten çok lezzetliydi.

kopyasi-dsc00745

Arkadan gelen kalamar tava, taze, yumuşacık ve yağ çekmemişti. Yanındaki tarator sosla birlikte, kalamar tava sevmez diye bildiğim bünyemi, her yerin kalamar tavasını sevmez bünye olarak değişime uğrattı.

kopyasi-dsc00746

Yasin, balık olarak istavrit tava ısmarlamıştı.

kopyasi-dsc00748

Mısır ununa bulayıp kızarttıkları istavritler çıtır çıtırdı, lezzetliydi ve miktarı kararındaydı.

Ben, çinekop ızgara istemiştim.

kopyasi-dsc00750

Önceden söylemeliyim, çinekop en sevdiğim balıklar listesinde bulunan bir balık hiçbir zaman olmadı. Aynı aileden sarıkanat severim, lüfer çok severim ama çinekop hayır. Yine de, hem garsonu diğer masalara ısrarla çinekopu tavsiye ederken duyunca, hem de içimden bir ses “neden olmasın?” diyince, bu balığa bir şans vermek istedim.

Sonuç, şahaneydi. Bariz bir şekilde, balıklarımı yerken, beynimdeki mutluluk hormonlarının seviyesinin arttığını hissettim.

Toplam hesap, bir kola, bir fanta, iki kişilik kocaman salata ve yemekten sonra içtiğimiz iki çay dahil 50 TL geldi.

Tavsiye ederim, eğer siz de balık seviyorsanız, Fish Var’ı bir ara mutlaka bir deneyin. Çok büyük ihtimal, siz de beğeneceksiniz.

Sandal’da doyasıya balık

Sandal Balık Evi, Yeniköy’de ufacık bir lokanta. İçeride ve dışarıda toplam 10 masa kadar var. İçki yok, servis hızlı, ortam rahat, fiyatlar düşük…

Dün akşam, biz oturur oturmaz, masaya hemen mısır ekmeği, patlıcan salatası ve turşu getirdiler. Sonra siparişleri aldılar. Mısır ekmeği özellikle çok iyiydi.

Balıktan önce tereyağında karides, karides güveç, kalamar tava, midye dolma ve karışık salata istedik. Karidesler fena değil, kalamar da öyle, midye dolma iyi, salata tazesinden.

Balık olarak da deniz levreği, çinekop ve hamsi tava ısmarladık. Özellikle, deniz levreği çok iyiydi. Lezzeti yerinde, porsiyonu kocamandı. Pişiren usta da işini biliyormuş belli ki balığı ızgarada kurutmamış.

Son olarak çaylarla birlikte, ortaya bir porsiyon sıcak tahin helva aldık. Üstüne gereksiz olarak çikolata sos dökmüşler, yiyesim gelmedi.

Balıklar, salatalar, ara sıcaklar, tatlılar ve kolalar toplam olarak kişi başı 35 TL tuttu.

İçki içmeden, hızlı bir şekilde lezzetli balık yiyeyim ve çok para vermeyeyim diyorsanız, Sandal sizin için uygun adreslerden biri olabilir. Aklınızın bir köşesinde bulunsun.

Kosinitza

kopyasi-dsc00414.JPG

Eren, Yesek‘e yazdığından beri, Kosinitza’ya gitmek istiyordum. Geçen hafta, sonunda bu isteğimi gerçekleştirebildim.

Ufacık tefecik, şirin ve samimi bir lokanta, burası. Sahibi bizim lisedenmiş (Galatasaray Lisesi), burayı emeklilik hobisi olarak açmış. Çok da iyi yapmış bana kalırsa.

Binbir çeşit deniz ürünlerinden oluşan hoş bir menüsü var. Menüye bakmaya başladığında, insan ne seçeceğini şaşırıyor. Mezeler, soğuk başlangıçlar, ara sıcaklar, makarnalar, salatalar, özel lezzetler, ana yemekler ve tatlılar var. Hepsi esprili ve de iştah açıcı.

Mezeler, lokantanın tam ortasında, yukarıda fotoğrafını gördüğünüz ahşap masada sergileniyor. Bizim gittiğimiz gün 8 çeşit meze vardı. Biz, favalı enginarı, közlenmiş biber ve patlıcan salatasını, -her ne kadar aklım kalmış olsa da- kurutulmuş domatesli hamsi salatasını ve levrek marineyi pas geçtik. Uskumru pilaki, asma yaprağına sarılmış sardalye ve karamelize soğanlı çipurada karar kıldık.

kopyasi-dsc00404.JPG

Hiç abartmıyorum, seçtiklerimizi düşününce şimdi bile ağzım sulanıyor. 3 çeşit de ayrı ayrı çok lezzetliydi. Hani illa ki ayırmam gerekirse, sardalye ve pilaki, çipuraya göre belki birazcık daha iyiydi diyebilirim. Ama sadece birazcık.

Ara sıcaklardan şişte midye ızgara istedik. 7 adet midyeli ufacık bir şiş yanında tarator sosla geldi. Özel bir olayı yoktu, oldukça sıradandı. Belki de ızgara midye böyle bir şeydir, bilemiyorum ama “keşke başka bir şey ısmarlasaydık” dedim içimden.

kopyasi-dsc00409.JPG

Ana yemeğe sıra gelince, karar vermekte çok zorlandık. O mu olsun bu mu olsun derken, en sonunda Messina usulü patlıcana sarılı balık ruloları ısmarladık.

kopyasi-dsc00411.JPG

Domatesli bir sos içerisinde, fırında pişirilmiş bu yemek, 3-4 farklı çeşit beyaz etli balıktan yapılıyormuş. Bize sanki farklı balık kullanılmış gibi gelmedi ama kimin umurundaydı ki? Yemek, sosu, balığı, patlıcanı, baharatlarıyla bütün olarak o kadar lezzetliydi ki, tabağı en son ekmekle bir güzel temizledikten sonra ancak garsona teslim edebildik.

Yemekle birlikte 4 kadeh yerli beyaz şarap, yemeğin arkasından 2 Türk kahvesi içtik. Toplam hesap 96 YTL geldi.

Tavsiye ederim, bir gün üşenmeyin atlayıp gidin Kuzguncuk’a ve Kosinitza’da bir güzel karnınızı doyurun. Mutlu olacaksınız.

Sardunya’da lakerda

Annem Sardunya’yı önerip ben rezervasyon yaptıktan sonra, varıncaya kadar “ya kötü çıkarsa” diye durup durup gerildim. Hiç gitmedim, giden duymadım ve tek bildiğim Boğaz manzaralı, oturaklı, tumturaklı olduğu. Bir de 11’den sonra canlı müzik olduğu. Birşey değil, the Addams Family yemeğe gidiyor. Beğenmezse hiçbiri affetmez.

Babam evde yapma maceralarından sıkıldığı için, ortalıkta torik olmadığı için, başkasının yaptığını yiyebilmek için lakerda ısmarladı. Tereyağ gibiydi. Ekmeğe sürmeyi bile denedim. İyi falan değil, inanılmazdı. Sittin sene akılda kalacak lezzetteydi. Yemeğin kalanı da bu sayede tereyağından kıl çeker gibi oldu. Füme tabağındaki somon, palamut, yılanbalığı gibi şeyler de çok iyiydi. Ana yemeklerde herkes et olarak dana fileyi (bildiğin fileminyon) daha çok beğendi, bense antrikotu. Bu etten anlamadığımın bir kanıtı olabilir, bilemiyorum. Her halükarda burası hem et hem balık işini biliyor sanki. Deniz mahsüllü risotto, yani pardon risotto yatağında deniz mahsüllerindeki kalamar ve ahtapottan bu sonuca varıyorum.

30-40 kişilik bir grup bir nişan kutlaması için toplamışlardı. Geri kalmayalım dedik. Annemize ayıcıklı pasta üflettik , hatta heti börfey şarkısını bile koydurdu garson. Yarım dakikalığına bile olsa bastırdık yani onları.

Fiyatlarla ilgili Giray şu soruyu sordu Selçuk’a: “Sen tek haneli fiyat olan yerde dikkat ediyor musun fiyatlara? Eh, iki haneli fiyatlara dikkat etmeyen insanlar da var.” Nihayetinde armatörlerin mekanı. Ana yemekler 30-60 arasıydı.