inicio eposta gönderin! sindicaci;ón

Yesek

İstanbul’da ne yesek, nerede yesek?

İtalyan / Fransız kategorisi

Müthiş lezzetler diyarı: Pizza 49

Time-out yazmış, denememek olmazdı. İlk kez geçen Cuma öğlen gittik, sonra Cumartesi ve Pazar sabahı da burda yedik. Dolayısıyla menüyü epey test ettik.

Pizzalar şahane. İnce çıtır hamur, kaliteli, bol malzeme, nefis tat. Üstüne gelen tatlı Nutellisimo her genç kadının rüyası gibi bir şey! Hilal şeklinde kapanmış pizza hamuru içinde nutella ve maskarpone – ki yazarken bile yeniden acıktırdı beni. Mekanın kendi şarabı Desperate House Wine içimi kolay, hafif bir sofra şarabı. Bozcaada kahvaltısının malzemeleri taze taze Bozcaada’dan getiriliyor. Kahvaltı pizzaları ise sucuklu, pastırmalı, bacon’lı, peynir ve mantarlı çeşitleriyle göz yumurtanın pizza hamuruna kırılıp taş fırında pişirilmiş hali. Yani inanılmaz güzel! Tek sorun biraz tuzlu olmaları (pastırmalı versiyonda patlıcanlı sos tuzluymuş, peynirli versiyonda ise tulumun tuzu vardı). Bunun dışında uzun zamandır tadı bu kadar güzel, sarısı bu kadar iştah açıcı derecede turuncu yumurta yememiştim. (Elbette yumurtalar da Bozcaada’dan.)

Samimi, sakin, güleryüzlü bir yer Pizza 49. Ben çok sevdim ve mutlaka yine gideceğim.

Turnacıbaşı Cad. no 49 Çukurcuma

Geotag Icon Haritada göster

Pizza Raffaele’de pizza

Ataköy taraflarını hiç bilmem. Tiyatro için yolumuz düşünce TimeOut’un sitesinden bulduk burayı. Oyundan önce güzel bir pizza yiyeyim diye gittik. Site ortamında, bilmeyenin asla bulamayacağı bir köşecikte, huzurlu bir mahalle pizzacısı çıktı. Epeyce çeşit var, ben enginarlı istedim, Mehmet deniz mahsullü bir şeyler söyledi. Makul boyda pizzalar kısa sürede önümüze geldi. Yanında güzel birer kadeh şarap içmek isterdik ama sadece 1-2 çeşit bira ve şarap vardı. Onları da sanırım güzellik olsun diye eklemişler, yoksa daha çok evlere servis usulü çalışıyorlar havası sezdik. Pizza konusunda epey iddialı olduklarını anladık hem amerikan servislerde hem de masadaki kitapçıkta yazanlardan. Bence de lezzetli, ama bir şeyi fazla. Belki peyniri, bilemedim. Eve sipariş vermek için iyi bir tercih olacağı ortada. Ama yediğim en iyi pizza mıydı, hayır değildi.

Pizzalar 15-20 TL arası.

www.pizzaraffaele.com

Mama’da pizza

Gittik yedik. Lezzetli miydi, evet. İnce hamura, odun ateşinde. Fiyatlar Miss Pizza dolaylarında. Tatlı olarak krokanlı elma ve tiramisu istedik. İkisi de güzeldi, pizzalardan daha çok aklımda kaldı. Bizimkisi eski ofis kadrosu buluşması olduğundan, mekan sakin olsun birbirimizin lafını duyalım diye düşünerek seçmiştik burayı. Yanılmışız. Bizden sonra Mama tıklım tıklım doldu. Yalnız hafta içi olmasına rağmen bir elegans, bir makyaj, bir pul payet yoğunluğu. Belli ki fena halde in. Ama bu kalabalığa rağmen servis çok hızlı.

ps: Herkes mi son model ciple gelir be arkadaş?!

Cafe Toscana’da uygun fiyatlı İtalyan

Beyoğlu’nun arka sokaklarında terzi ararken bulduk burayı. Çok da arkalarda sayılmaz aslında ama daha önce önünden geçmemişiz herhalde. Şömine çıtır çıtır yanıyor, rahat deri koltuklar, ahşap masalar ve kadife kaplı sandalyelerle her köşesi farklı bir yer. Dikkatle hazırlanmış bir menü ve çeşit çeşit yemek. Minestrone içtim ve deniz mahsullü pizza yedim. Gayet iyiydi. Mehmet hem et hem köfte yedi. Hepsine bayıldı. Garnitür olarak gelen risotto feci lezzetliydi. Güzel bir şişe şarap ve benim krem brüleyi de ekleyin, öğlen menüsü fiyatlarıyla 110 TL gibi bir şey ödedik. Gidip oturulası, sıcak şarabınızı yudumlayıp sohbet edilesi bir yer.

www.cafetoscana.net

White Mill’de Yılbaşı Keyfi…

Hayatımda bu kadar spontane gelişip de, bu kadar eğlendiğim başka bir özel gece hatırlamıyorum.

Gece, Tarihi Cumhuriyet Meyhanesine niyetlenip, White Mill’e kısmet olan bir geceydi. Çok da isabetli olmuş doğrusu. Yılbaşı gecesi rezervasyonumuz olmadığından terası seçmek durumunda kaldık. Zaten ısıtıcılar sayesinde içeriyi aratmadı.

Efenim, yediklerimize gelirsek şöyle ki;

Meeeeezzeeeeeeeee tabağı, roka salata, ızgara bonfile (şarap sosu ile)

Başlangıç tabağında; sigara böreği, beyaz peynir, arnavut ciğeri, fasulye pilaki ve haydari.

Roka salata bilindik salata, ekstradan parmesan eklemişler. Gayet başarılı.

Gelelim ızgara bonfileye. Ben iyi pişsin ama yanmasın lafını sanıyorum 3 kez tekrar ettim beyhude yere. Zira ne zaman bu yemeği ısmarlasam özellikle söylerim, ancak her seferinde de ya içi pişmemiş ya da üstü yanmış olarak gelir. Eğer özel bir gün olmasaydı, bizlerde davetsiz misafir olmasaydık, içi pişmemiş bonfile, canım mutfağın yolunu tekrar tutardı :) Şarap sos yanına çok yakışmış, vereceklerini bilsem tarifini alırdım, o derece. Garsonumuz bonfile siparişini alırken, şarap sos mu rokfor sos mu diye sordu? Hepimiz şarap dediğimizden rokfor sos aklımda kaldı. Eminim o da yakışmıştır.

Bizi geri çevirmedikleri ve güleryüzle hizmet ettikleri için çok çok teşekkür ederiz.

Tüm bu yediklerimiz + 2 şişe şarap=400-TL (Bana iyi geldi özellikle de yılbaşı akşamı için.)

Geotag Icon Haritada göster

Mama’da pizza ve levrek

Rumelihisarı’nda açılan Mama, af’illi pizzacılar serisinden yeni bir parça. Şaka bir yana, valla ne yalan söyleyeyim, mekanın havası da hoş, pizzaya odaklı menüsü de, o asık suratlı bayan garson dışında servisi de. Ne çok cool bir yer, ne çok samimi, ne çok mütevazi, ne de çok şık. Tam “yemeğini ye ve takıl” mekanlarından.  

Yasin karidesli pizza yedi, ben fırında soslu levrek. Benim balığımın domatesli sosu şahaneydi, Yasin’in pizzasının da kıtırı. İki kadeh şarap ve iki kahveyle beraber toplam 50 ya da 60 verdik diye hatırlıyorum.

Menüde merak uyandıran o kokteyleri deneyemedik, ben ona yanıyorum. Hatta, sırf onları denemek için bir ara yeniden gitmeyi planlıyorum, açıkçası.

Café de Paris’de bonfile

Baktık yağmurun duracağı yok, yakın olsun dedik ve Café de Paris’ye gittik. Tam anlamıyla muh-te-şem bonfileler tam istediğimiz kıvamda geldi. Öncesinde akdeniz salata (çok bir olayı yoktu) ve yanında sınırsız patates kızartmasıyla kişi başı 33 TL imiş. (Bu bilgiyi yemeksepeti’nden buldum, zira bizim hesabı biz ödemedik) Tatlı olarak krem brüle istedik, o da epey lezzetliydi. Her anlamda enfes bir yemek oldu. Hatta etin tadı o derece damağımızda kalmış ki ertesi sabah uyandığımızda nerde kahvaltı etsek diye düşünürken aklımıza çılgınca ilk burası geldi!

Site henüz açılmamış ama adresler mevcut.

www.cafedeparisistanbul.com

Pizza Trio’dan enfes hellimli pizza…

Geçen haftadan bu yana nihayet sona erdirdiğimiz bienal sonrası Ayşe’ye daha önce hiç gitmediğim Trio’yu önerdim o da sağolsun kabul etti ve kendimizi Sıraselviler paraleli olan sokakta hani meşhur Çiçek Bar’ın olduğu sokakta, barın biraz aşağısında sağ kolda çok çok şirin bir mekanda buluverdik.

03102009049

Resimde görüldüğü üzere pizzanın yapıldığı yer olan mutfak gözünüzün önünde, çok şirin bir taş fırın, masalar hem sandalye, hem koltuk çevrili, duvarları süsleyen çeşitli objeler, mekan ağırlıklı olarak ahşap.

Bir diğer ilginç ayrıntı ise pizza için servis edilen bıçak idi :)

03102009050

Ben daha önce böylesini görmemiştim, Ayşe de görmemiş, çok zarif bir seçim olmasa da pizza kesmek için idealdi.

Gelelim menüye ne çeşit pizza isterseniz neredeyse o kadar çeşit pizza var, pizza istemezseniz makarna, ravioli, salata seçenekleri de mevcut. Bir dahakine ravioli denemek istiyorum ben mesela. Oldukça merak ettiğim halde sufleden yiyemedim zira pizza oldukça doyurucu idi. Ayşe’nin tercihi pizza carciofo, benimki ise hellimli idi. Malzemeler oldukça taze bir kere roka pizzaya acaip yakışmış, neredeyse zaten roka yüzünden seçtim hellimliyi . İncecik ama gerçekten öyle, mozerella üstü domates, hellim ve rokadan oluşmakta. Ayşe’ninki ise sebzeli idi onun da tadına baktım hakikaten çok güzeldi. Ayşe hatta Miss Pizza’nın enginarlısından bin kat daha güzel olduğunu özellikle belirtti. Bak yazarım dedim ama önemsemediğine göre gerçekten güzel. Ben fikir beyan edemicem zira enginarlısını yemedim. Sözün özü yolunuz oradan geçmese de huzurla, sıcacık bir mekanda, güleryüzlü servisle iç gıcıklayan pizzalar yiyebilirisiniz.

03102009051

Van Gogh Cafe’de Türk işi Tiramisu

Bizim sessiz sakin Yeşilköy, son birkaç yıldır bayağı bayağı piyasa semti haline geldi. Ardı ardına yeni mekanlar açıldı. Alan da dar olduğundan, bütün mekanlar yanyana, kaçmak mümkün değil.

Akşamları, çarşı iyice civcivleniyor, Bebek özentisi bir yer haline dönüşüyor. Gezmeye gelenler de ne yazık ki, bir o kadar özenti, çiğ ve tabir-i caizse kıro bir tayfa. Kibirli, küçük burjuva gibi davranmak istemiyorum ama kaçış alanım olarak benimsediğim bir semtin böylesine tecavüze uğraması beni rahatsız ediyor, ne yapayım?

Zorunda kalmadıkça, Yeşilköy çarşıda bir yere gitmek içimden gelmiyor. Nadiren, Yasin’in geldiği akşamlar, canımız kahve içmek ya da bir şeyler yemek isterse gidiyoruz. İşte, Van Gogh Cafe’ye gidişimiz de öyle bir zamana denk geldi.

Cappucino gayet başarılıydı, Türk tipi labneli muhallebili kakaolu kekli Tiramisu da öyle. Hem neden Tiramisu diyoruz ki biz bu tatlıya? Ben anlamiyorum. Gerçeğiyle uzaktan yakından alakası olmayan bir şey bu aslında. Lezzetli de bir olay, ben seviyorum.

Kahveler 7, tiramisu 8-9 gibi bir şeydi.

Upper Crust Pizza: Mmmm!

Haftasonu miskinlik ederek geçti. Ben pizza aşerince Mehmet akıl etti, nerden duyduysa duymuş, ille de Upper Crust dedi. Yemeksepeti’nden sipariş verdik. Biri pesto sos, enginar kalbi, domates, sarımsak ve parmesanlı (ayrıca mozzarella eklettik), diğeri karides, soğan, sarımsak ve mozzarellalı (roka ve prosciutto eklettik – yuh, evet!). Boston stili, ince hamura pek havalı pizzalar. Gayet lezzetliydi. Yalnız meğerse burdan tek büyük pizza söyleyip yarı yarıya iki farklı çeşit yaptırmak mümkünmüş, onu bilemedik. İki large pizza bize fazla geldi. Hediyesi 63 TL gibi bir şey. Eve siparişle gelen pizza kategorisinde açık ara birinci.

Çırağan Cad. No:35 Beşiktaş

Daha eski yazılar »