Yesek
İstanbul’da ne yesek, nerede yesek?
Galatasaray-Nevizade kategorisi
July 12, 2010 11:28 am · Yazan: ege · Kategoriler Galatasaray-Nevizade, Kafede, Kahvaltı, Pizza, Tatlı, İlginç birşeyler, İtalyan / Fransız
Time-out yazmış, denememek olmazdı. İlk kez geçen Cuma öğlen gittik, sonra Cumartesi ve Pazar sabahı da burda yedik. Dolayısıyla menüyü epey test ettik.
Pizzalar şahane. İnce çıtır hamur, kaliteli, bol malzeme, nefis tat. Üstüne gelen tatlı Nutellisimo her genç kadının rüyası gibi bir şey! Hilal şeklinde kapanmış pizza hamuru içinde nutella ve maskarpone – ki yazarken bile yeniden acıktırdı beni. Mekanın kendi şarabı Desperate House Wine içimi kolay, hafif bir sofra şarabı. Bozcaada kahvaltısının malzemeleri taze taze Bozcaada’dan getiriliyor. Kahvaltı pizzaları ise sucuklu, pastırmalı, bacon’lı, peynir ve mantarlı çeşitleriyle göz yumurtanın pizza hamuruna kırılıp taş fırında pişirilmiş hali. Yani inanılmaz güzel! Tek sorun biraz tuzlu olmaları (pastırmalı versiyonda patlıcanlı sos tuzluymuş, peynirli versiyonda ise tulumun tuzu vardı). Bunun dışında uzun zamandır tadı bu kadar güzel, sarısı bu kadar iştah açıcı derecede turuncu yumurta yememiştim. (Elbette yumurtalar da Bozcaada’dan.)
Samimi, sakin, güleryüzlü bir yer Pizza 49. Ben çok sevdim ve mutlaka yine gideceğim.
Turnacıbaşı Cad. no 49 Çukurcuma
Haritada göster
May 11, 2010 9:49 pm · Yazan: burak · Kategoriler Balık / Deniz Mahsülleri, Galatasaray-Nevizade, Meyhanede, Taksim-Beyoğlu'nda
Arkadaşımın yaptığı rezervasyon nedeniyle istemeyerek gittim Nevizade İmroz’a . Önceden pek hoşnut kalmamıştım ama bu son nokta oldu. Mekana gelen Yunan, İspanyol, turistin haddi hesabı yok. Turistler eski günlerdeki duyumlara dayanarak ya da rehberlerin yönlendirmesiyle burayı tercih ediyor olabilirler. Ben önümdeki masa örtüsüne takılmış durumdayım. Hakiki meyhane olmayı sanırım masa örtülerindeki sigara yanıklarıyla özdeşleştirmişler diye düşünüyorum.
Mezeler ortalama, fazla bir çeşit meze tüketmiyoruz. Ardından gelen tekir ve istavrit ile birlikte 2 büyük rakı dahil hesap 5 kişi için 270 lira. Bir büyük yeni rakı için biçilen bedel 70 lira. Şaka gibi. Nevizade’de İmroz’a gidilmeyeceğini böylece kesinleştirmiş oluyoruz. Nevizade’de gidilecek yerler diğer yazılara kalsın.
Haritada göster
October 15, 2009 10:51 am · Yazan: ege · Kategoriler Galatasaray-Nevizade, Kahvaltı, Şık bir yerde
Burayı nasıl olur da atlarım diye düşündüm. Sanırım hep çok mutlu çıktığımdan yazmak aklıma gelmemiş. Yaz boyunca Ada’ya dönemediğimiz çoğu gecenin sabahında önce muhteşem manzarasıyla gözümüzü, sonra da güzel kahvaltısıyla karnımızı doyurdu. Açık büfe kahvaltı kavramını dozunda tutmasıyla beni mest etti. Bööyle masa masa sekiz-dokuz koridorluk açık büfeler bende stres yapıyor zira. Kahvaltıya bayılmama rağmen, hani nerde mango suyum, hani nerde zencefilli çöreğim gibi beklentilerim yok. Tomtom’u da bu bakımdan seviyorum: Abartıya kaçmadan pek çok seçenek var ve işin güzel tarafı her seçenek, türünün en iyi örneği! Mesela mis gibi tereyağı ve tulum peyniri, mesela akıllara zarar milano salamı, taze meyve sebze, isteğe göre hazırlanan nefis yumurta… Yanında bir de o manzara!
Açık büfe kahvaltı kişi başı 35 TL.
www.tomtomsuites.com/
May 4, 2009 2:33 pm · Yazan: ceyda · Kategoriler Galatasaray-Nevizade, Kafede, Köfte, Salata, Sağlıklı birşeyler, Taksim-Beyoğlu'nda
Yesek’te Ara Kafe ile ilgili birçok post var, biliyorum. Benim bir tane daha yazmamın nedeni, buranın meşhur yemeği olan Balkan köfte’den bahsetmek istemem.
O akşam, Yasin ısmarladı bu yemekten.

Patlıcan beğendi üzerine ızgara köfteleri yerleştirmişler, sonra onların üstüne ve yanlarına domates sos ve en üste de yoğurt dökmüşler ve köftelerin aralarına domates- biber koymuşlar. Büyük bir çoğunluğun seveceği öğelerden oluşan banko bir yemek ortaya çıkmış. Beğendinin de, sosun da lezzeti yerindeydi, ama köfteler az kurumuştu. Ben bu yemeği eh işte sevdim, Yasin bayağı bayağı sevdi.
Ben, körpe ıspanak salatası ısmarlamıştım.

Parmesan peynirli, narlı ve kiraz domatesli ıspanak salatam, kışın ağırlığından kurtulmak isteyen bünyeme iyi geldi.
Köfte 20 tl ‘ye yakın bir rakam, salata 12 tl diye hatırlıyorum.
May 4, 2009 1:35 pm · Yazan: ceyda · Kategoriler Etobura göre et, Galatasaray-Nevizade, Taksim-Beyoğlu'nda
Şarabi’ye gideli bir yirmi gün kadar oluyor. Burası hakkında, çok fazla söyleyecek bir şeyim yok aslında. Ruhsuz bir mekan bence, yemekler de beklediğimden daha kötüydü. Kısacası, hayal kırıklığı, başka da bir şey değil.
Ben, karabiber soslu steak yedim.

Yasin, şaraplı porcini soslu Şarabi steak ısmarladı.

Yasin etini iyi pişmiş istedi, ben orta pişmiş. Onun eti istediği gibi geldi, benimkisi çok iyi pişmiş olarak. Yasin’in eti yumuşaktı, benimkisi sert ve kuru. Etlerin lezzeti çok iyi değildi ama yanlarında gelen patates püresi başarılıydı, Allah için!
Doluca’nın “bir kadeh alana bir kadeh bedava” kampanyası varmış. Garsonumuz, kadehte şarap içeceğimizi öğrenince, bize bu kampanyayı önerdi. Biz de 3 farklı şarap denedik. Merlot, Boğazkere ve Öküzgözü. Yanlış hatırlamıyorsam, Öküzgözü en başarılı seçimdi.
Etler 25 tl civarı, şarapların iki kadehi 12 tl.
March 3, 2009 2:31 pm · Yazan: ceyda · Kategoriler Balık / Deniz Mahsülleri, Galatasaray-Nevizade, Hamburger, Kafede, Köfte, Salata, Sağlıklı birşeyler, Sağlıksız birşeyler, Çorba, İlginç birşeyler
House Café’ye kıl mıyım değil miyim tam olarak karar veremiyorum aslında. Bir yandan kılım, çünkü üniversitede okurken antropoloji dersim içim üzerine ödev hazırladığım bir yerken (burada, Nişantaşı’ndaki ilk mekanından bahsediyorum), şimdi olsa olsa ekonomi dersi için üzerine ödev hazırlanacak bir yere dönüştü. Farklı, tarzı olan bir yer gibi duruyor ama değil. Bir de, her yerde karşıma çıkıyor. Ben ona gitmiyorum, o bana geliyor, dolayısıyla özelliği olan bir yer değil artık. Sadece sıradan bir alternatif konumunda, bana kalırsa.
Diğer yandan, House Café’ye tam olarak da kıl olmuyorum. Servisleri iyi, yemekleri fena değil, ortam batmıyor ve hiç bir zaman yer bulma sorunu olmuyor. Örneğin, geçen hafta Ara Café’de yer bulamayınca, Galatasaray Lisesi ile Mısır Apartmanı arasında ve İstiklal Caddesi üzerinde, oturup yemek yiyip bir şeyler içecek, doğru düzgün bir yer olarak sadece burasını bulabildim. İçerisi kalabalıktı ama servis aksamadı, yemekler fena değildi, kısacası doyduk ve rahat ettik.
Ben, her seferinde olduğu gibi levrek salatası yedim. Caddebostan House Café’de yaptıklarından çok daha iyiydi. Bahar, günün çorbası olan patlıcan çorbasından istedi. İlginç derecede lezzetli bir çorba geldi. Gökçer hamburger ısmarladı, yemeğin sonunda seçiminden memnun olmayan tek kişi o oldu. Yasin, beğendili köfte aldı. Bana göre, en lezzetli yemek onunkiydi. Masadakiler, porsiyonunu ufak buldular ama bence kararındaydı. Beğendinin üzerine 6 tane lezzetli köfte koymuşlar, üzerine yoğurt ve biberli tereyağ sos gezdirmişler. Köfteyi çok pişirmemişler, bu bence iyi bir şeyken Yasin’e göre o kadar iyi bir şey değildi. Beğendisi de iyiydi diyebilirim. Üstelik yemeğin fiyatı da iyiydi, hatta benim salatamdan daha ucuz bir yemekti, öyle söyleyeyim.
Toplam hesap, iki kola, bir Corona, bir Mojito, bir Caipirinha, bir double espressoyla beraber 14o TL civarı geldi.
September 10, 2008 8:59 am · Yazan: ceyda · Kategoriler Galatasaray-Nevizade, Kafede, Makarna, Salata, Sağlıklı birşeyler
Kerem menüden yaz makarnasını kapınca, ben de hafif ve etsiz bir şey yeme isteğimi deniz ürünlü salata söyleyerek giderdim.
Yeşilliklerin üstünde somon ve pişirilmiş kalamar geldi. Aslında salatada karides de vardı, ben istemedim. Somon iyiydi, kalamar esprisiz. Salatayı yağlama ve limonlama görevini bana bırakmışlar. Bu, iyi bir şey mi kötü bir şey mi çözemedim…
Toplam hesap, 2 kola ve 2 kahveyle beraber 45 YTL civarı geldi.
June 5, 2008 2:23 pm · Yazan: ege · Kategoriler Az paraya, Dışarıda / Bahçede, Ev yemeği / Bolkepçe, Galatasaray-Nevizade, Klasik Türk yemeği, Pilav, Taksim-Beyoğlu'nda
Epeydir gitmiyordum. Bu öğlen, bir anda aklımıza geldi, Özlem’le koşa koşa gittik. Servis hızlı, çeşitler klasik. Gerçi biz tavuklu pilav yiyeceğimize daha yolda karar vermiştik. Öyle de yaptık. Çok değil 2-3 ay önce tavuk-pilav porsiyon daha büyüktü gibi hatırlıyorum. Hoş, büyüktü de ne oldu, asla hepsini bitiremiyordum. Bu sefer bitirebildim. Yani benim açımdan kayıp yok.
2 porsiyon tavuklu pilav + 2 ayran (kutu) 21 YTL.
April 17, 2008 3:40 pm · Yazan: ceyda · Kategoriler Etobura göre et, Galatasaray-Nevizade, Meze, İlginç birşeyler, Şık bir yerde


Ben Cezayir’e gitmek istiyordum bir süredir. Duymuştum bir yerlerden, menünün oluşmasında Dilara Erbay’ın (ilgiyle takip etmeye çalıştığım aşçılardan biri) büyük payı var diye. Dün akşam için Melik’e dedim “beraber gidelim”. Severim onunla yemek yemeyi. Meraklı, denemekten korkmayanlardan, yemekle ilgili yargısını yemeğin başında değil, sonunda koyanlardandır kendisi. Kabul etti teklifimi, birlikte gittik.
Mekanın binası çok hoş. Restaurant kısmı iddialı dekore edilmiş ama sandalyeler olmamış bana kalırsa. Sanki kitsch yapayım derken göz çıkarmışlar gibi geldi. Bazen çok da fazla zorlamamak gerek diye düşünüyorum.
Menüye bakınca ikimiz de heyecanlandık. Uzun bir “onu mu yesek bunu mu yesek” muhabbetinden sonra, başlangıç olarak tavuk ciğeri pate, közlenmiş kırmızı biberli humus ve babagannuş ve de üzüm pekmezli nohut köftesi, ana yemek olarak da fırında kemiksiz kuzu incik seçtik. Gerçi benim aklım, levrek tartar, somon carpaccio, asma yaprağında hamsi, dönmeyen döner gibi şeylerde de kaldı ama “artık bir dahaki sefere” dedim.
Önden ekmekler, zeytinyağı ve baharat karışımı geldi. Ekmeklerin bir tanesi (galiba üzeri kepek kaplı olandı) sevdiğim gibi, yavan değil, lezzetli. Ama neden sanki ısıtıp getirmemişler? O zaman daha bir başka olur, eminim.

Ekmeklerin hemen arkasından da başlangıç yemeklerimiz geldi.

Menüde ciğer pate için antepfıstığı ve viski ile tatlandırılmış yazıyordu. Bilmiyorum bu malzemeler mi işin sırrı ama pate şahane bir şeydi. Yanında fırınlanmış soğanı ve ekmeğiyle gerçekten çok lezzetli bir tabak olmuş. Babagannuş için bu mevsimde lezzetli patlıcan arayıp bulmuşlar, belli. Közlenmiş kırmızıbiberli humus hoş ama çok çok etkileyici değil. Nohut köftesi, içinde hafif kıtır nohutlarla güzel aslında ama o kadar işte, damağı çarpmıyor. Yanında sundukları sos, benim damak zevkime göre biraz fazla tatlı.
Ana yemek bir tane söylemiştik, ikiye bölüp getirdiler. Bu yarım porsiyonluk haliyle bile bir kişiye hayli yetecek miktardaydı.

İncik, kemiksiz, ve yanında esmer bir sosla (Bu sosun demi-glace sosun bir türevi olduğunu düşünüyorum, belki bordelaise, emin değilim. Bilen biri varsa söylesin, gerçekten merak ediyorum.) servis ediliyor. Et yumuşacık, kıvamında pişmiş, çatalı batırdığınızda dağılıyor, sosu da üzerine oldukça yakışmış. Biz beğendik ama hani “vay be!” demedik. Etin yanında servis edilen, içine az biraz ıspanak kökü eklenmiş, rezene aromalı arpa şehriye pilavı kesinlikle lezzetli, sade ve yaratıcı. Bayağı bir hoşuma gitti.
İki Gusta ve iki kolayla beraber toplam hesap 77 YTL geldi. İncik 24, pate 12, humus+babagannus 8 ve nohut köftesi 8 şeklindeydi.
Tekrar gider miyim? Evet. Pateyi bir kez daha yemeli, aklımda kalanları da denemeliyim.
April 16, 2008 10:20 am · Yazan: ege · Kategoriler Galatasaray-Nevizade, Kafede, Köfte
Film öncesi bir şeyler yiyelim diye İstiklal’de sakin bir yer ararken Baran’ın aklına geldi burası. GS lisesini geçtikten sonra Tünel’e doğru sağ kolda, Olivio Geçidi’nde. Öğlen feci kalabalık oluyor ama akşam biz gittiğimizde in cin top oynuyordu. Sakin sakin bir köşeye oturup sohbet ettik. Yemekler geldiğinde o kadar acıkmışız ki saldırdık: Izgara köfte ve tavuklu wrap. İkisi de gayet başarılıydı. Baran ve Müge biraları yuvarladılar. Sonra Elif geldi, mekana bayıldı, hatta bizimkilere özenip o da patates ve bira söyledi. Ben mozaik pasta istedim, bisküvisi az, çikolatası boldu. Hiç fena değil.
Gölge Kahve’de otururken farkettik, gideceğimiz filmin adı da Gölge! İyi şeyler olacağı yanılsamasıyla filme gidip darallar geçirerek geceyi tamamladık. Neymiş, her gölgede huzur bulunmuyormuş.
Hesap 83 gibi bir şey geldi.
Haritada göster
Daha eski yazılar »