Yesek
İstanbul’da ne yesek, nerede yesek?
Tünel-Asmalımescit kategorisi
June 16, 2010 4:47 pm · Yazan: ege · Kategoriler Dışarıda / Bahçede, Hamburger, Tünel-Asmalımescit
Yeni açılmış dedik, teftişe gittik. Benim benedict burgerden ara ara gelen küfümsü tadı bir kenara koyuyorum, ne hamburger köftesinde ne de salatada anlatılacak özel bir şey yoktu. Ancak elma dilim patatesi ve hardalı mükemmele yakın bulduk. Ortam, dekorasyon çok cool, doğrudur, ama masalar küçük, hamburger tahtaları (servisler) sığmıyor. Velhasıl 3 birayla birlikte 75 TL ödememizi haklı gösterecek yeterli sayıda sebebe rastlayamadık. Bir gün öncesinde 2 kişi Fıccın’da 35 TL’ye 3 çeşit yemek + yine 3 bira yuvarlamışken Hardal bizi “kriz vakti paramızı yemeğe harcarken biraz daha dikkatli olalım” diye düşündürdü. Dükkan olsun, Mano olsun, burger konusunda paranızın karşılığını çok daha iyi alabileceğiniz yerler. Hardal, yıldızı son dönemde parlayan burger aşkıyla, yıldızının parlaklığıyla hanidir iç bayan Asmalımescit sevdasının bir füzyonu olmuş. Olmasa da olurmuş.
www.hardal.com.tr
Haritada göster
June 2, 2010 3:52 pm · Yazan: eren · Kategoriler Kafede, Tünel-Asmalımescit

Deniz’den yazmıyorum diye fırça yedikten sonra, düşündüm taşındım, beni son zamanlarda heyecanlandıran, yazılası bir tek Cherrybean’in kahvesini buldum. Yesek’e sadece kahve ile ilgili yazı yazmıyordum prensip olarak ama o kadar düşmüş durumdayım. O kadar düşmüş derken, kahveyi beğenmediğimden olmadığını uzun uzadıya açıklamam gerekmiyor herhalde. Kahve snobuyum kendimce. Sabahları kendim çekiyorum kahvemi. Artık nescafe hiç içmiyorum. Starbucksgillerde filtre kahve içecek olursam, “kaç dakika önce yaptınız?” diye soruyorum. Amma ve lakin henüz “Orta Amerika kahvesi içmezsem başım ağrıyor” gibi bir noktaya da gelmedim. İnşallah gelmem de.
Cherrybean, bir altı ay önce açılmış. Galata’da hani turistik eşya dükkanlarıyla cool‘luğu tavan yapan Paristexas, Lastik Pabuç gibi tasarım, vintage vs. dükkanlarının sıra sıra dizildiği Camekan sokakta. Küçük bir yer, kafe değil. Ama taburelere tüneyip kahve içebilirsiniz. Esas olay, tezgahın arkasında. Kocaman bir kavurma makinası var (kocaman derken görece kocaman tabii). Haftada bir kendileri kavuruyorlar. İki çeşit filtre kahve, iki çeşit espresso, galiba üç çeşit Türk kahvesi ve değişen sayı ve cinste aromalı kahve kavuruyorlar. Ben filtre kahvelerinden alıyorum. Hangisini beğendiğimi unutup (belki de büyük fark göremeyip) ya Friend çeşidinden ya Balance çeşidinden alıyorum. İkisi de farklı yörelerden gelen kahvelerden karışımlar. Balance daha aromatik diyorlar.
Peki nedir beni heyecanlandıran? Son altı ayda en az dört kere gittiğime ve başka hiçbir yere bu sıklıkta gitmediğime göre müdavim sayılabilirim. Bir: Starbucks’tan gayrı, bayat olmayan, çekirdek filtre kahve buldum. İki: Birileri dev espressoculara ve Kurukahveci Mehmet Efendi’nin iyi olduğu ezberine bayrak açmış. Üç: Dükkan caz çalan mutlu bir yer. Hatta bir gittiğimde en fazla master öğrencisi olduğu belli bir tip kütüphaneden teori kitaplarını dizmiş, müziği açmış, iştahla okuyup dükkan bekliyordu ve ben çekirdek kahve isteyince pek hoşuna gitti.
Bunları biliyor muydunuz?
- ABD’nin kahve snobluğunu, batı yakasının elinde bulundurduğu, New Yorklular ne yapsa burun kıvırdıklarını
- Vietnam kahvesinin bir beş on yıl önce dünya kahve piyasasını alt üst ettiğini
- Kolombiya kahve üreticileri birliğinin markası olan Juan Valdez’in reklamlarında Juan Valdez’cilik oynayan kahve üretici köylünün hayatında ilk defa reklam kampanyası dolayısıyla kravat taktığını
- Beni kahve içirterek öldürmek istiyorsanız, yaklaşık 100 fincan filtre kahve içirmeniz gerektiğini
- Sri Lanka’da ilk kahve ağaçlarına hastalık yayıldığı için Ceylon kahvesi değil çayı içtiğimizi
- Guatemala’da, İstanbul’da olduğu gibi eliniz kolunuzu sallayıp satın alacağınız kahve olmadığını
- Starbucks’tan aldığınız latte‘nin fiyatının sadece yüzde ikisinin kahvenin maliyetinden geldiğini (bkz. resim)
www.cherrybeancoffees.com
May 9, 2010 3:42 pm · Yazan: yunus · Kategoriler Klasik Türk yemeği, Tünel-Asmalımescit, Şık bir yerde
Bir iş yemeğinde, yabancı ortaklarımız S ve B’yi ağırlamak için kendilerini X lokantasına götürdük. Burası yeni açılan İKSV müdürlüğü, Şişhane’de renove edilmiş çok güzel eski bir Pera binası. X lokantası binanın üst katında bulunuyor. Burada Haliç manzaralarına baka baka yemeğinizi yiyebilirsiniz.
“X”, Borsa lokantası tarafından işletiliyor – ama daha modern bir hava yaratmışlar. İç mimarisi modern. Tuvalet kapıları füme cam. Masalarda örtü yok, oturduğumuz beyaz yuvarlak masanın üstünde renkli çizgiler vardı doğru hatırlıyorsam. Yanımızda da parlayan gümüş toplardan ibaret bir çağdaş sanat heykeli. Menüsü de Borsa’nın menüsünden daha modern ve değişik. Kuzu tandır var, ama kuskus ile. İşkembe çorbası var ama domatesli. Açık mutfakta görünen odun fırınından da pizzalar var.
Çok lezzetliydi. Manzara ve servis de misafirlerimizi etkiledi. Başarılı bir akşam oldu. Ben ödemediğim için fiyatı bilmiyorum.
Haritada göster
April 12, 2010 5:49 pm · Yazan: ceyda · Kategoriler Balık / Deniz Mahsülleri, Deniz Mahsülleri, Meyhanede, Meze, Tünel-Asmalımescit
Işık Hanım’ın Amerika’dan gelince, mutlaka bir meyhaneye gitmesi gerekiyor ya, biz de mecburen toplaşıp gidiyoruz illa ki. O, bölge olarak Asmalımescit’i istiyor her seferinde, biz de olur diyoruz.
Bahar’la Işık önden gidip, Gedikli’ye oturmuşlardı o gece. Sofyalı yerine, Gedikli’ye oturmalarına ben sevindim açıkcası. Yine yemekleri iyiydi çünkü. Balık kokoreçe yine herkes tav oldu. Kalamar da iyiydi, bak.
İkidir Gedikli’ye gidip, ikidir beğeniyorum. Asmalımescit’teki yemek, servis ve fiyat açısından en iyi meyhanelerden biri, bana kalırsa.
March 26, 2010 1:48 pm · Yazan: ceyda · Kategoriler Köfte, Meyhanede, Sebze, Tünel-Asmalımescit
…kaç kez yemek yediğimi hatırlamıyorum. Her seferinde mutlu son.
Son gidişimde, Zeynep, Işık ve Emek’le beraberdim. Sebzeli fırın mücverler, zeytinyağlı tabağı, kızarmış patates & tavuk ve köfte tabağı yedik. Rakı & beyaz peynir ve ekstra yoğurt aldık. Kişi başı 45 TL ödedik.
Ben, özellikle Ece Aksoy’un sebzeyle olan oyununu acayip takdir ediyorum. Bir de ekmekler, bak onlar da ayrı güzeldi.
February 24, 2010 10:25 am · Yazan: ege · Kategoriler Hamburger, Kafede, Tünel-Asmalımescit
Ama ne burger! Günlerdir sağdan soldan bir Mano lafıdır gidiyordu. Bütün reklam camiası gitmişse aman ben eksik kalayım demiştim önce. Lakin çok alakasız insanlardan da duymaya başlayınca daha fazla dayanamayacağımı anladım. Bir protein krizi anında ajanstan sürü halinde gittik. Tünel’de pek hoş, pek minik bir yer. Nerdeyse hepimiz Ottoman burger yedik. Beğendili, hellim peynirli, 2 kat köfteli, karamelize soğanlı ah ah ah… Ekmeği ayrı taze, marulu ayrı çıtırdı. Yanında hiç de fena olmayan patates kızartması ve içecekle birlikte 12.75 TL En büyük hayalimiz yeniden gitmek!
Siz de gidin: Şahkulu Mah. Galip Dede Cad. No: 5 Tünel / Beyoğlu
February 2, 2010 10:28 am · Yazan: ege · Kategoriler Kafede, Taksim-Beyoğlu'nda, Tünel-Asmalımescit, İtalyan / Fransız
Beyoğlu’nun arka sokaklarında terzi ararken bulduk burayı. Çok da arkalarda sayılmaz aslında ama daha önce önünden geçmemişiz herhalde. Şömine çıtır çıtır yanıyor, rahat deri koltuklar, ahşap masalar ve kadife kaplı sandalyelerle her köşesi farklı bir yer. Dikkatle hazırlanmış bir menü ve çeşit çeşit yemek. Minestrone içtim ve deniz mahsullü pizza yedim. Gayet iyiydi. Mehmet hem et hem köfte yedi. Hepsine bayıldı. Garnitür olarak gelen risotto feci lezzetliydi. Güzel bir şişe şarap ve benim krem brüleyi de ekleyin, öğlen menüsü fiyatlarıyla 110 TL gibi bir şey ödedik. Gidip oturulası, sıcak şarabınızı yudumlayıp sohbet edilesi bir yer.
www.cafetoscana.net
December 3, 2009 4:49 pm · Yazan: ceyda · Kategoriler Balık / Deniz Mahsülleri, Börek, Meyhanede, Meze, Salata, Tünel-Asmalımescit
1.5 sene önce yemek yediğimde, Gurme Boncuk’tan ne kadar da memnum kaldığımı hatırlıyorum. O yüzden, Zeynep’in doğumgününe giderken, güzel yemek yiyeceğimizi düşünerek mutlu olmuştum. Ama sofraya oturunca, umduğumu değil bulduğumu yedim.
Zeynep, kalabalık olduğumuzdan, fiks menü olarak anlaşmış. Masada, ortaya yerleştirilmiş olarak haydari, topik, deniz börülcesi, pancar turşusu ve bir iki bir şey daha vardı. Tabağımıza midye dolma ve beyaz peynir koydular. Sonradan, kalamar tava geldi ortaya. Ana yemek olarak da, yine ortaya, hamsi, istavrit ve mezgit tava geldi, yanında yeşil salatayla.
Huysuz havamda da değildim üstelik ama damağımı mest eden bir yemekle bir türlü karşılaşamadım. Fiks menü olduğundan belki, ne topik zevk verdi ne de midye dolma. Belki lakerda ya da uskumru olsaydı mutlu olabilirdim, diye geçirdim içimden. Balıkları ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Fenaydı, çok fena. Yağ çekmiş, çıtır çıtır değil, sanki buzluktan çıkmış gibilerdi. Gurme Boncuk’a yakıştıramadım.
O gece, “Asmalımescit meyhanelerine artık gitmemeli” diye kendime kendime koyduğum kuralın ne kadar doğru bir kural olduğunu bir kez daha anladım.
Kişi başı, 70 TL bayıldık. Parayı öderken, içim cız etti.
December 3, 2009 3:48 pm · Yazan: ceyda · Kategoriler Balık / Deniz Mahsülleri, Deniz Mahsülleri, Meyhanede, Meze, Taksim-Beyoğlu'nda, Tünel-Asmalımescit

Yukarıdaki fotoğrafa bakarsanız, mevsimin yaz olduğunu herkesin giydiği t-shirtlerden anlayabilirsiniz. Işık, Amerika’dan 15 günlüğüne geldiğinde, bir yüzünü görelim hatunun diye, kız kıza toplanmıştık bir akşam. Işıkla Yaprak önden gidip, Arslan Meyhanesi’nde yer bulup oturmuşlardı, biz de yanlarına gitmiştik.
Refikle Yakupla bir yakınlık- akrabalık durumu söz konusu, benim anladığım. Tabaklar bile aynı tarz, o kadar yani. Zaten mekan, Refik’in hemen karşı sırasında. Yerin ismi de Refik’in sahibinin soyadıyla aynı.
Neyse, gelelim yemeklere. Mezelerin kalitesi, Asmalımescit’te yer alan diğer mekanlarda ne yemişseniz hemen hemen o ayarda, ne eksik ne fazla. Ben keyif alamıyorum artık buradaki meyhanelerde yediğim içtiğimden. Sanki hepsi aynı mutfaktan, aynı ellerden çıkmış da masaya konmuş gibi. Özensiz ve kelimenin tam anlamıyla aşksız. Rakısız çekilmiyor yani.
Önden, patlıcan salatası, ezme, italyan salatası tarzı ne olduğunu pek anlayamadığm bir şey, kavun, beyaz peynir, haydari almışız.

Arkadan da kalamar tava ve karides güveç. Kalamar fena değildi de, içine salçayı üsütüne de kaşarı bastıkları karidesi ben pas geçmek zorunda kaldım. Yok mu yahu, şu karidesi adam gibi yoğun tadların içinde öldürmeden pişirecek bir meyhane şu civarda?
Bir büyükten fazlasını içtik galiba. Hesap, ilk önce, 5 kişi için kişi başı 60 TL civarı geldi. Sonra, biz cadılık yapınca, hesabı kişi başı 50 TL’ye çektiler.
Rakı içince, insanların ne yediklerini ve ne kadar ödediklerini umursamadıklarını mı düşünüyorlar acaba? Bilmem ki!!!
August 28, 2009 3:35 pm · Yazan: ceyda · Kategoriler Balık / Deniz Mahsülleri, Deniz Mahsülleri, Dışarıda / Bahçede, Meyhanede, Meze, Taksim-Beyoğlu'nda, Tünel-Asmalımescit
Tünel’deki KV var ya, işte onun karşı aralığında kalan sokağımsı yerdeki masalar Akbabalı’ya aitmiş. Hani, canlı fasıl müziği yapan 2-3 çalgıcının olduğu yer, evet tam orası işte.
Ben de, ilk defa gittim. Emek, oradan yer ayırtmış.
O geceden aklımda kalanlar: İpek’in Paris’i, Emek’i nasıl özlediğim, Tekin’in düğün maceraları, Yasin’in çaktırmadan bir sürü rakı içmesi, pazıya sarılmış levrek ve de sotelenmiş soğanla birlikte gelen yaprak ciğer. Allah için, ciğer çok güzeldi.
Toplam hesap, kişi başı 65 TL geldi.
Daha eski yazılar »