Şiir vakti

Muhtemelen lisedeyken okuduğum şiirin hep sadece ilk cümlesini bildim–ki zaten yemek borusunun tahminen ortasından girip, midemi burup bütün vücuduma, en son bacaklarıma yayılan bir korku yaymaya yeter bir cümleydi. Ancak bir yıl önce falan merak ettim devamını şiirin. Meğer ne güzel, espriliymiş. Şair Langston Hughes:

What happens to a dream deferred?
  Does it dry up
   like a raisin in the sun?
  Or fester like a sore--
   and then run?
  Does it stink like rotten meat?
   Or crust and sugar over--
   like a syrupy sweet?
  Maybe it just sags
   like a heavy load.
Or does it explode?

Bayramdan beri efendi efendi bekliyorum, belki bir başkası yeni yazı yazar da blog’un editörü olmanın verdiği gücü suiistimal etmiş olmam diye. Ama yazan yok, ben de yazmadım. Bininci yazı için kaderde böyle birşey varmış. Evet, 1000.

Şekerlendi bence Yesek.