Doğa Balık’ta Balkon Keyfi

Başlığı böyle koymamın sebebi Doğa Balık’ta sanki evde balkonda yemek yer gibi ,  rahat ve keyifle yemek yememiz. Zaten lezzet olarak belli bir ortalamanın üstünde her yerde yemeklerden bir keyif alıyorsun. Birinde bir yemek veya meze daha lezzetli olabiliyor diğerinde başkası. Ortamın lezzeti denen bir şey var ve bence  Doğa Balık’ta o var.

Doğa Balık,  Akarsu Yolu caddesinde Zürich Otel’in 7.ci katında yer almakta. Biz asansörü beklerken önümüzde 10 kişiye yakın yabancı bir grup yukarı çıkmak için beklemekteydi, bunun için yukarı çıkınca da mekandaki yabancı yoğunluğuna şaşırmadık. Mekanın en az yarısı yabancılardan oluşmaktaydı.

mezeler

Mezelerin bulunduğu açık büfe şeklindeki tezgah oldukça göz alıcı gözüküyordu. Biz; kavun, beyaz peynir gibi demirbaşları söyledikten sonra pazı , kavrulmuş kara lahana , deniz börülcesi ve tere otundan oluşan karışık ot tabağı , fava , közlenmiş biberli patlıcan, havuç tarator ve mücver söyledik. Beyaz peynire önem veren biri olarak sadece beyaz peynire bir eleştirim var beyaz peynir yeterince yağlı değildi, böyle bir mekanda insan daha iyi bir beyaz peynir bekliyor.Kavun tatlı ve güzel, karışık ot tabağının hepsi çok lezzetli yağını ve limonunu dilenirse dövülmüş sarımsağını yani sosunu ayarlamak mekanın misafirine bırakılmış, fava , közlenmiş biberli patlıcan salatası havuçlu tarator ve mücver lezzetli ve tazeydi. Soğuk mezelerden şunu beğenmedik desek yalan olur.

kalamarSonra ara sıcak olarak kalamar tava ve ızgara söyledik. Salata olarak ise tercihimiz mekanın spesiyal salatası Doğa Salata oldu. Masamızın kalamar uzmanı Burcu , kalamar tavanın pişirilmeden önce iyi bekletilip yumuşatılmamış olduğunu söyledi. Kalamar ızgara , tavaya göre daha lezzetliydi beğendik. Ama şahsen ben , halka kalamar yerine bütün kalamardan yapılan ızgaradan daha fazla lezzet alıyorum. Doğa salata ise istediğimiz gibi altı ince kıyım hazırlanmış , üstü reyhan ve diğer otlarla süslenmiş küp domateslerle yapılmış lezzetli bir salataydı.

karidesDaha sonra masamıza katılanlar için bir karışık ot tabağı, fava ve yoğurtlu semizotu daha söyledik. Sonraki tercihimiz tereyağında karides oldu.Tereyağında karides lezzet olarak ortadaydı diyebilirim. Çok karides meraklısı biri değilim yinede hoşuma gitti ama Burcu pek beğenmedi. Bu arada gözümüz mekan sahibininin de yediği lipsoz şişte kaldı. Havanın sıcaklığından mıdır, yediklerimizden tıkandığımızdan mıdır bilinmez söylemekten vazgeçtik ve tatlı faslına geçtik.

tatlıGecenin ufak bir esprisi doğum gününde olduğu için kuru kayısı,şeftali ve incir tatlıları ve yanında maraş donduması eşliğinde doğum günü de kutladık. Maraş dondurması o kadar güzeldi ki bir parti daha dondurma istedik. Biz garsonumuzun yalancısıyız dondurmaları özelmiş. İşin şakası tabi , garsonların ilgisinden son derece memnunduk. Gecenin sonunda 1 ufak yeni rakı , meşrubatlar, çaylar, kahveler dahil 234 lira hesap geldi. Balık yesek hesabın daha yüksek geleceği  kesindi. Zaten Doğa Balığın ucuz olmak gibi bir iddası yok. Gece sonunda biz ortamdan ve yediklerimizden memnunduk. Son olarak, muhabbetimiz keyfimiz yerinde olsun, masamız güzel olsun, doğumgünü bahane.

Kanatçı Muhtar’ın Yeri

Hem içerde hem dışarda oturacak yerleri var. E5’in yanında olmasına rağmen gürültü gelmiyor bahçeye, keyifle oturuluyor. Sonbahar akşamları biraz serin olur, içeride oturursanız daha rahat ederseniz.

Ancak maç zamanı giderseniz, maçlar türk usulü seyrediliyor. Hani şu ‘sports bar patates sosis bira’  modeline nispet yapar gibi ‘rakı + kanat + maç’ modeli. Rakı maça karışınca haliyle biraz gürültülü oluyor.

kanatci

Çorba yokmuş, paçanga böreğine pastırma koymayı ihmal etmişler, içinde sadece sebze olunca, çin böreği olmuş.

Çoban salata azdı ama güzeldi. Sırf salatası için gidebilirim, ama gidince kanat yemeden de duramam.

Kanatları her zamanki gibi çok çok iyiydi. Bir porsiyon yetmez, benden söylemesi.

Beylikdüzü’nde eski tatilya’nın beşyüz metre ilerisinde.(az yakınında da rakip Kanatçı Ağa var, artık onu da bir başka sefer yazarım artık…)

Pek neşeli bir web siteleri var: http://www.kanatcimuhtarinyeri.com/

2 porsiyon soslu kanat, çoban salata, paçanga böreği ve su 30 ytl.

Makaragroup mekanı Fishpoint / Beerpoint

Beşiktaş sahilinde gezerken kalabalıktan bir an önce kaçıp yemek yemek isteği ile bulunmuş, manzarası güzel, herkesin kendi halinde sohbet edip yemek yediği bir yer. Yakınındaki birçok yerin “tıklım tıklım oturmak için sıraya girin” durumunun aksine Beerpoint’ın yarısının boş olması çok da güzeldi…

mekanın her biri başka bir grubu cezbedecek dört bölümü var:

  • girişin yanlarından dışarıdaki bölüm ayak üstü tahta masa sandalyelerde oturmaya razı gençlere
  • kapalı mekana girer girmez dev ekranlı bölüm maç izleyenlere
  • üst kat açık havada dj eşliğinde hit pop şarkılar eşliğinde manzaranın keyfini çıkarmak isteyenlere
  • en üst kat beyaz örtüleriyle rakı balık sofrasının kurulduğu ağır abilere.

Yemeklere gelince: beş peynirli ravioli güzel, sulu sulu değildi. peynir dağılımı başarılıydı. Porsiyonu da nasıl ayarladılarsa, tam yetecek kadardı.

Waldorf salata da resimden de görüleceği gibi gayet tatminkardı.

fishpoint

Yaz akşamlarında havanın biraz serinlediği saatlerde çok keyifli bir mekan

ravioli + waldorf + bira + soda = 45 ytl

http://makaragroup.com.tr/

Anjelique ve Uzak Doğu Mutfağı

Başlangıç olarak kelebek şeklinde karidesler ve ismini hatırlamadığım bir başlangıç daha. Uzak doğu mutfağı yemeklerinin hepsinin ismi akılda kalıcı olmadığı için diğerinin ismini hatırlamıyorum. Karideslerin pane kaplaması değişik bir tat katmış. Elmalı turta yer gibi bir lezzet geliyor ağzınıza.

Ana yemek olarak tatlı ekşi soslu tavuk ve thai usulü bademli acılı tavuk .Hem thai usulu hem de tatlı ekşi soslu tavuk lezzetli. Tatlı ekşi soslu tavuğu daha çok beğendim. Porsiyonlar başta küçük gibi görünse de küçük değil, uzak doğu mutfağı yavaş yavaş yemek üzerine kurulmuş bir mutfak, bu sefer bunu anladım. Çünkü eğer normal çatal bıçak isteyip bu yemekleri öyle yerseniz hemen mideye indirebilir, o kadar lezzetini çıkaramayabilirsiniz. Ama çubuklarla yerseniz, hem daha keyfini çıkararak yiyorsunuz hem de insan daha doyduğunu hissediyor. Uzak doğu mutfağıyla çok içli dışlı biri değilim ama yediklerimden keyif aldım.

Bir kadeh şarap ve bir cafe latte. Yemekler lezzetli, mekan güzel. Sonraki bar bölümünü katmadan hesap 101 lira.

Zinnet’te dapanji

zinnet1Amaan, iki hafta önce yazıyı yazmaya başladığımda “Nolur nolur nolur siz de gidin bu Zinnet’e…” diye girizgah bile yapmıştım. Ama şimdi “futbol asla sadece futbol değildir” hesabı “yemek asla sadece yemek değildir” gibi bir durum ortaya çıkınca girizgahım da biraz sakil duruyor.

zinnet4

zinnet3

zinnet2

Burası Büyükşehir Belediyesinin Topkapı’daki Türk Kültürü parkının içindeki, Kültür A.Ş.’nin karşısındaki Zinnet Restaurant. Bu alanı insanlar daha çok Fetih müzesi ile biliyor, anladığım kadarıyla. Restoranın olduğu tarafta her bir Türk cumhuriyeti için birer ev-müzecik yapmışlar. İki de yurt yani çadır var çimenlerde. Restoran, müzecikler gibi Türk dünyasının yemeklerini tanıtma amacında. Sahibesi Doğu Türkistanlı Uygur, Zarife Hanım. Zinnet, annesinin adıymış. Bize bir ara servis yapan genç kız, tahminen Zarife Hanım’ın kızı, “Arabistan’da doğdum, çocukken Türkiye’ye geldim” diyor. Yemekler, Doğu Türkistan yemekleri ama başka Türk mutfaklarından da anlıyorlar, bal gibi yapıyorlar.

Nolur, nolur gidin diyorum çünkü yemekler harika. Biz çok sıcak bir Cumartesi günü, öğleden sonra gittik. Hem esiyordu, hem de kuşlar ötüyordu, sakindi. Hemen çay verdiler. Ardından kushkasti adında hamurlu etli bir çorba, acılı ekşili çorba, Özbek pilavı, Özbek mantısı, soya erişteli salata, beş parmak, morlu et ve dapanji yedik. Beş parmak, hamurlu etli salçasız bir sulu yemek. Morlu etin moru, mantar tat ve kıvamında etli bir yosun. Tabii ki ben ısmarladım onu. Dapanjiyi ise ikinci resimde görüyorsunuz. Sekiz on baharatlı, acılı en az iki kişilik bir tavuk yemeği. Etleri yiyince sosuna erişte ekliyorlar. Baharatların karışımının ne kadar başarılı olduğunu anlatmam mümkün değil. Zaten yemekleri yerken ara ara umami muhabbeti sürdü: Neydi, nasıl bir şey, bunlarda var mı şimdi? Bu yemekleri yerken aklımdan geçen şuydu: “Anaaa, demek ki başkaları bize yemek niyetine yavan malzeme karışımları yedirip yedirip kandırıyorlar.” Ööle çok övdüğüm yerler için bile geçerli bu dediğim. Yemek, bizim yediğimizden başka birşeymiş meğer, hissi verdi.

Yemekler buradan Çin’e uzanan coğrafyadan tanıdığımız tatların sentezi dersem basitleştirdiğim için ayıp olacak ama öyle bir his veriyor. Hem tanıdık hem de yeni, beklenmedik tadlar. Biz dört kişi öğle yemeğine, menünün ancak beşte birini denemişizdir (140 lira verdik). Daha önce evlerden birinin açılışı için geldiğimde verdikleri davette işkembe salatası, paça kavurması, kürdan kebabı gibi güzellikler de denemiştim, etti dörtte biri. Haftanın her günü açık. Kahvaltı da veriyorlarmış.

N’olur n’olur gidin dememin başka bir nedeni, varlığının pamuk ipliğine bağlı olması. Bu kültür parkı sonuçta kocaman bir halkla ilişkiler faaliyeti. Birilerini ağırlama mekanı, burası. Mekancıların listesine girecek, in olacak bir yer de değil. Salaş ve ucuz halk mekanı değil. Şehir tarafından benimsenmesi, zihin haritasına yerleşmesi zor bir mekan. İşte tam da bu nedenle gidin. Böylesine salak nedenler yüzünden bu kadar güzel yemeklerin yenmezse yazık olur.

Kabataş-Zeytinburnu tramvayında Topkapı durağında inip yukarı çıkın, Kültür parkındasınız. Benim için arabayla gidişi anlatması çok karışık.

Dağ Restaurant’da yiyebilecek miyiz?

Durum şu şekilde gelişti: Kilyos Burç Beach çıkışı, akşam 7.30 civarı, Hakan, Dağ Restaurant’a gitmemizi önerdi. Daha önce gitmiş. Yer hemen Burç Beach sonrasında, yol ayrımında sol tarafta. Çok şirin, çiçeklerle donatılmış, bol yeşillikli bir bahçesi var.

Bahçede oturduk. Et olarak zaten sadece pirzola ve köfte varmış. Pirzola bitti dediler. Salata, kızartma vs var ama biraz daha beklersek köfte de bitebilir diye bizi uyardılar. Hemen ne var ne yoksa getirmelerini söyledik. Bizden sonra gelen bir yığın insan kös kös geri döndü çünkü son köfteleri de biz kaptık.
Zaten muhtemelen cumartesi pazar iş yapıyorlar. Nasıl oluyor da en çok iş yapacakları bir zamanda yeteri kadar et bulundurmazlar ki? Durumu gerçekten anlayamadık. İlk başta biraz söylendik. E tabi açlığın da etkisi. Sonra muhteşem çoban salatası ve yine muhteşem yoğurtlarımız geldi. Salatanın malzemesi iyi olunca başka bir şey yememe gerek yok. Suyuna ekmek banarak salata başlı başına bir yemek bence. Yoğurdun da bu kadar lezzetli olması, sinirimizi yatıştırdı hatta uçurdu bizi. Özel yaptırtıyorlarmış. Manda sütü de katkılı.

Ardından patlıcan-biber kızartma geldi. Ve tombul köfteleri ile anne usulü kızartılmış patates. Köftelerin 4 porsiyonu aynı kapta geliyor. Çok lezzetli. Yumuşak ve sulu. Baharatı az. Biz afiyetle kendimizden geçer iken herhalde 50 kişi geldi ama geldikleri gibi gittiler.

Sonradan konuştuğumuz mekan sahibi, fazla et ve köfte bulundurmadıklarını, çünkü bekledikçe köftenin tadını kaybedip kuruduğunu belirtti. Ama o kadar insan bu lezzetten mahrum kaldı. Restaurant ise minimum 50 kişilik bir kazançtan..
Bayılıyorum böyle para hırsı olmayan insanlara. Daha fazla kazanacağım diye daha çok köfte yoğurmuyor adamlar. 100 tane mi? 100 köfte parası yetiyor. Hem kalanı sonradan vererek gelenleri üzmüyorlar, hem de kendilerini fazla yıpratmıyorlar.
Lakin yemeğin üstüne ağırlık çökünce ne çay bulabildik ne de kahve. Kalmamıştı. Boğaç hesabın da kalmamasını ümit etti ama 4 kişi köfteler, 2 salata, 3 yoğurt, kızartma, 2 bira için 105 geldi.
Karnımız tok yolumuza devam ettik.

Şenol Kolcuoğlu’nda Metrelik Kebap

İş çıkışı ve günün yorgunluğu… Hem güsel birşeyler yemek hem de kafa dağıtmak amaç. Kendimizi Küçükyalı sahilde balık restaurantlarının sıralandığı bölgede eski Uludağ kebapçısının yerine açılan Şenol Kolcuoğlu’nda buluyoruz. Kolcuoğlu Adana’nın meşhur kebapçılarından… İstanbul’daki şubesini de Küçükyalı’ya açmışlar. Meze olarak ne söylesek diye düşünürken garsonun ”abi Adana usulu biz getiriyoruz, siz keyfinize bakıyorsunuz” demesiyle karşılaşıyoruz. Böyle emrivakileri sevmesem de karşı çıkmıyoruz. Bu arada belli ki bütün garsonlarına kadar kadro Adana’dan gelmiş. Başlangıç olarak8-9 çeşit meze geliyor, mezelerin hepsi lezzetli ve taze ama özellikle Kolcuoğlu salata adı verdikleri spesiyal salataları ve tahinli mezeleri hoşumuza gitti.

mez1

Ayrıca biz birer duble rakı ve organik şalgamımızı söylemişken (organik şalgamı da ilk defa burada gördüm) tadımlık lahmacun ve kaşarlı ufak pideler de geliyor. Mezelerle doyduk derken garsonun ”Abi kebabınızı yaptırıyım mı” demesiyle’ ok veriyoruz. Yine hiç bir şeye karışmıyoruz. Ve kebap geliyor.

keb

Kebap kişi sayısına göre ayarlanıyor. Altta Adana üstünde beyti, tavuk şiş, kaburga sıralanmış. Adana aslına uygun çok güsel pişmiş üstündeki beyti ve tavuk şiş de çok lezzetli; en zayıfı aralarında kaburga ama o kadar da olsun diyoruz. O kadar mezenin üstüne bunları yemek ölüm, bitiremiyoruz. Son olarak fıstıklı kadayıf ve karışık meyve geliyor. Fıstıklı kadayıfdan da memnunuz, bunların üstüne de birer kahve söylüyoruz.

30062009098

Gecenin sonunda 2 kişi 90 lira hesap geliyor. İzlenim ve lezzet olarak İstanbul’daki en iyi Adana kebapçılar listesine baştan girer. Kolcuoğlu’na gidilir.